Ana hakkı ödenmez
Ana hakkı ödenmez

Ana hakkı ödenmez

Hastanede sıra beklerken; insanları gözlemleme, hal hatır, rahatsızlığını sorma, zaman geçirmek için ve insanı sorgulamaya iten bir alışkanlık oldu bende. Sedyenin üzerinde kendinden habersiz yatan genç bir adam dikkatimi çekiyor. Gözleri açık fakat ellerini falan kontrol edemiyor. Yakını olduğunu düşündüğüm teyzeye geçmiş olsun sizin yakınınız mı diye sordum. "Oğlum" “Hayırdır nesi var? “Ameliyat olması gerekiyor karar aşamasında” Doğuştan mı böyle sonradan mı oldu? “Kaza” Nasıl oldu?

 

                “18 yaşındaydı araba kullanırken dereye uçtu. Arabanın altından çıkarmışlar. Suda oksijensiz kalmış. İki ay yoğun bakımında kaldı. Doktorlar umut vaat etmedi. Geçirdiği beyin travmasına bağlı olarak sadece nefes alıyor. Mama ile besleniyor altından alınıyor” Kaç yıl oldu? “On iki yıldır böyle” On iki yıldır bebekler gibi bakıyorsunuz. Oğlunuzla ilgili ne umutlarınız vardı ? “O kadar çoktu ki kızım” Ehliyeti var mıydı? “Yoktu” Size nefes alması bile güç verirken, çektiği acıları düşünmek… “Sorma kızım bende psikiyatri hastasıyım. Ameliyata karar verilecek. Narkoz alırsa kaldıramayacağını düşünüyorlar doktorlar. 3 tane torunum var o bu halde, onun yeri bambaşka. Başka odaya geçsem aklım onda” Çook zor. Hayat hem çok uzun, hem de çok kısa, hem acı dolu hem de size acı veren şeylere dayanırken bile küçük bir kırıntı mutlu olmanızı ve güçlü olmanızı sağlıyor. 30 yaşındaki bir adam, bebekler gibi annesi tarafından bakılıyor. Bebek en azından mimikleriyle falan tepki veriyor. Onda ne bir tepki ne bir mimik sadece nefes alıyor. Tüm zorluklara rağmen anacığı aldığı nefese şükür ediyor. Ah anam, garip, çileli, vefakar, cefakar anam. Cennet ayakların altına boşuna serilmemiş. Nasıl ödenir hakkın…