CAMİ - İMAM – MÜEZZİN - CEMAAT (2)
CAMİ - İMAM – MÜEZZİN - CEMAAT (2)

CAMİ - İMAM – MÜEZZİN - CEMAAT (2)

S. A...

                Geçen cuma günü daha çok CAMİLERİMİZ ve İMAMLARIMIZLA ilgili olarak müşahede ettiğim bazı hususları siz değerli okuyucularımızla paylaşmak ve de ilgililerin dikkatini çekmek istemiştim. Bu günde MÜEZZİNLERİMİZ ve CEMAATLE ilgili olarak dikkatimi çeken hususları sizlerle paylaşmak istedim.

                MÜEZZİNLERİMİZ;

                1- Cemaatle namaz kılan herkesin malumu olduğu üzere hemen her camimizde müezzinlik dediğimiz ÖZEL! bir bölme var. Buraya gelen müezzinler de kendilerini ÖZEL İNSAN! (İslam da, müezzinlik diye ayrıcalıklı bir sınıf varmış gibi) kabul ediyor olmalarından mıdır bilemiyorum, oradan çıkıp cemaatle beraber saf tutmuyorlar. Çoğu zaman bir saf bile olmayan sabah namazında bile oradan çıkmıyor ve yalnız olmaya utandığı için herhalde son gelen cemaatten birini de yanına alarak mikrofonla ve yüksek sesle o ÖZEL! Yerden kamet’e başlıyor. Tabii bu arada imam efendinin tam arkasına da herhangi bir insan ( bu bazen akıldan noksan biri, bazen namaza ilk defa gelmiş biri veya bir çocuk bile olabiliyor) durmuş oluyor. Neden böyle olduğuna bu güne kadar bir anlam verebilmiş değilim. Bu hususu bazı müezzin veya imam arkadaşlara söyledimse de "bunda bir beis yok" fetvasıyla! cevap verdiler. Aynı müezzinler bazen de tam imamın arkasına durmasa bile o ÖZEL! bölgesinden çıkıp, cemaatle birlikte saf tutuyor. Ama, İmam Efendi selam verir vermez “aman yerimi birİ kapmasın” dercesine yine o ÖZEL! bölümüne geçip diğer görevlerini ifa ediyor. 40-50 yıldır cemaatle namaz kılmaya özen gösteren biri olarak bu durumun hikmetini anlayabilmiş değilim.

                2-  Akşam, yatsı ve sabah namazlarından sonra veya herhangi bir namazdan sonra, müezzin efendiler o ÖZEL! bölmelerinde AMENERRASULU ile HAŞR süresi veya başka bir ayet veya süreyi okumaya başlıyor. Tabii ki bütün cemaat Müezzin Efendi’nin Allah ile konuşmasını arkaları dönük halde dinliyorlar. Yani etkili ve duygulu bir şekilde Kur'an okuyan kişiye herkes arkasını dönmüş durumda oluyor. Neden böyle... Bir açılışta, düğünde, nişanda ve bir özel sohbette hatta bir misafirlikte bile Kur'an okuyanı, dua edeni, hatta hatırlı bir kimseyi bile en öne (halk deyimiyle başköşeye) alıyorken, camide Kur'an okuyan insanı neden en arkaya atıp, cemaate arkası dönük halde dinlettiriliyor. Ben bu durumun haram veya mekruh olduğu iddiasında değilim ama, müezzin efendinin görevini imamın arkasına durarak yapmasının daha güzel ve hoş olacağını düşünüyorum.  Bu hususu bahsettiğim imam ve müezzin kardeşlerimiz de hiç oralı olmadılar ve "yıllardan beri bu iş böyle yapılıyor" deyip geçtiler. Bu arkadaşların şunu düşünmelerini arzu ederim. Acaba o ÖZEL! bölmeler ne zamandan beri var ve görevlerini oradan yapmalarıyla ilgili benim bilmediğim bir hadis veya ayet mi var? Bazı kardeşlerimiz ses tesisatını mazeret gösterseler de bu makul bir sebep olamaz, zira birçok imam ve müezzin zaten kablosuz mikrofon kullanıyor.

                3- Birçok caminin kapısına, cenaze ve diğer sebepler için lazım olabilir diye İmam ve Müezzin Efendilerin telefon numaraları yazılıyor. Buralara veya görünür yerlere İman ve Müezzinin izin günleri ve müftülüklerin namaz öncesi yapılmasını istedikleri görev çizelgeleri de asılamaz mı? Bu olursa cemaat otokontrol görevini daha sağlıklı yapar.

                4- İman ve Müezzinlerle ilgili ortak bir müşahedem de şöyle. Bazı İmam ve Müezzinler neredeyse cemaatten önce çıkıp galericilik, büfecilik ve sut-yoğurt –yağ satışı yapıyorlar. Bu insanlar namaz dışında hasta ziyareti, esnaf ziyareti, kahvehane ziyareti gibi etkinlikler de bulunup, küçük çaplı sohbetler (tebliğ görevi) yapabilirler. Hatta yıl boyunca ve namaz vakitleri dışında belli programlar dâhilinde Kur’an öğreticiliği, hadis veya tefsir dersleri verebilirler diye düşünüyorum.

                CEMAATİMİZ

                1- Son olarak cemaatle ilgili birkaç tespitimi de paylaşmak istiyorum. Şu çarşı ve büyük camiler dışındaki camilerden çıkan cemaate bir bakalım. Kaç tanesi birbiriyle hemhal oluyor. Büyük çoğunluğu tek başına dönüyor evine veya işine. Hâlbuki cemaat demek birbirlerini koruyan, kollayan, soran, soruşturan ve iyi günde kötü günde beraber olan, neşesini ve kederini paylaşan demektir. Bu konunun sebepleri ve detayları çok deniş olacağı için bu kadarla yetineyim.

                2- Bilindiği gibi, farz namazlarından sonra cemaat cami içinde dağılıyor. Bu dağılma esnasında ilk durduğumuz çizgilere dikkat etmeden, genellikle bir ayak boyu kadar bu çizgilerin ya üst tarafına ya alt tarafına duruluyor. Bir ayak boyu üst tarafına durduğumuzda alnımız bir öndeki safta duranın ayaklarını bastığı yere geliyor. Biraz alt tarafa durduğumuzda da, arkamızda saf tutanların başlarını secdeye koydukları yerde durmuş oluyoruz. Farz namazından dağıldıktan sonrada yine o farz namazında durduğumuz saf çizgilerine dikkat ederek durmuş olsak bu durum olmayacaktır. Unutmayalım ki her ne kadar cami görevlilerimiz temizliğe gerekli titizliği gösteriyor olsa da, çorapların veya ayakların özellikle bu yaz aylarında temizliğine yeterince dikkat edemeyenler olabiliyor. Bu sebeple, farz namazını bitirip dağıldığımızda da yine ayaklarımız saf çizgilerinde olacak şekilde durmamızın daha uygun olacağını düşünüyorum.

                3- Azda olsa özellikle sabah namazlarına bazı kardeşlerimiz pijamayla veya eşofmanla gelebiliyor.

                4-Birçok kardeşimiz, namaz kılanın önünden geçilmemesi gerektiğini bilmiyor olmalı ki rahatlıkla yakın önden geçebiliyor. Hatta çoğu zaman bunu farkına varmadan yapıyor.

                5- Yine bazı kardeşlerimiz ruku ve secdeyi İmam efendiden evvel yapıyor.

                6- Genellikle namaza erken gelen kardeşlerimiz, içeri de vaiz efendinin konuşması varken veya Kur’an okunuyorken, içeri girmeyip cami dişında veya şadırvanda lüzumsuz konuşmalar yapabiliyor.

                7- Camiye gelenlerin ön saftan itibaren oturmaları gerekirken, namaz biter bitmez kolayca çıkarım düşüncesinden mi, yoksa ön safta olmanın sevabını başka bir kardeşimiz alsın düşüncesinden midir bilemiyorum, arkalarda bir yerlere oturuyor. Bu durum özellikle cemaati kalabalık olan camilerimizle, Cuma namazlarında büyük problemlere sebebiyet veriyor. Cami daha 40-50 kişi alabilecekken yeni gelenler yer bulamayıp yaz-kış dışarıda kalabiliyor veya cemaatin üstünden atlayarak ileri saflardaki boşlukları doldurma çabasına giriyor.

                Gerek namaz ve abdestin adapları konusunda, gerekse diğer hususlardaki eksik ve yanlışlıkların düzeltilmesi için tek çare, bıkmadan usanmadan ve birilerinin tenkitlerine aldırmadan birinci bölümde de söylediğim gibi “Et tekrarü ahsen velevkane 180” sözünün gereği olarak, her vesileyle tekrar tekrar söylemek, söylemek, söylemeeeek. Bu da ancak, camilerimizi daha aktif ve daha işlevsel hala getirmekle, hatta bir nevi okula çevirmekle mümkün olur diye düşünüyorum. Allah yar ve yardımcımız olsun ve ömür boyu HAK olanın peşinden koştursun. Sağlıcakla kalın. SON BİR NOT: YETKİLİLRİN BÜTÜN İKAZLARINA RAĞMEN BAZI İMAMLARIMIZ BU RAMAZANDA DA 22 DAKİKADA TERAVİH KILDIRMA YARIŞINI SÜRDÜRÜYORLAR.  09.06.2017

 

                                                                                                          Nizameddin Aydın/TOKAT