TOKAT'A DAİR
TOKAT'A DAİR

Yine bir Tokat özlemi düştü yüreğime. Bazen bu özlem öylesine artıyor ki bir sevgiliye olan özleme dönüşüyor adeta. Böylesi hallerde ya bir şiir yazıyor ya da Tokat’ ta yaşayan kadim dostlarımla konuşarak bir nebze de olsa özlemimim şiddetini azaltıyordum. Bu sefer siz değerli dostlarıma Tokat’ı anlatmak geldi içimden.

            Yıl 1987 Tokat’ a fransızca öğretmeni olarak atanmıştım. Rahmetli eşim de öğretmendi. Eşimin çalıştığı okulda göreve başlamıştım. O zamanlar nişanlıydık. Nikahımızı düğünden önce kıydırıp eş durumundan atanarak gelmiştim Tokat’a. O zamanlar rotasyon sistemi vardı ve en az üç yıl kalmak zorundaydık bu güzel şehirde. Hayalimiz üç yılı tamamlayıp batıya sahil bölgesine gitmekti.

            Tokat’ta bir rivayet vardır. "Her kim olursa olsun Tokat’ta görev yapan bir yabancı Tokat kalesine çıkarsa bir daha Tokat’tan ayrılamaz". Biz ilk yılımızda eşimle çıkmıştık kaleye ve bu rivayet için biraz da küçümseyerek gülüşmüştük. Ama tam yirmi beş yılımız geçti bu şehirde. Eşimin ölümünden sonra zorunlu nedenlerle ben de ayrıldım Tokat’tan.

            Tokat birçok tarihi ve kültürel zenginliği özenle koruyarak günümüze kadar taşıyabilmiş ender şehirlerimizden biridir. Milattan önce dört bin yıllarından günümüze kadar bu topraklar üzerinde kurulmuş ve yaşamış birçok medeniyetin izlerini bulmak mümkündür Tokat’ta. İstanbul ve Konya’dan sonra en çok tarihi eser zenginliğe sahip üçüncü ilimizdir Tokat. Roma, bizans, danişment, ilhanlı, Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinden kalma; hanlar, hamamlar, köprüler, camiler, yer altı şehirleri, antik kentler, bedestenler, tarihi konaklar velhasıl aklınıza gelebilecek her türlü eserle karşılaşmak mümkündür, bu kültür şehrinin her karış toprağında. Sayısal olarak en çok, nitelik olarak da en güzel konaklar Tokat’tadır. Özellikle Zile ilçesinde tam üç bin adet tarihi konak sırt sırta vererek müthiş bir dayanışma içerisinde günümüze kadar varlıklarını sürdürebilmişlerdir. Hele yedi yüz metrelik bir sokağın her bir köşesinde, her biri ayrı bir yüz yıla ait yedi ayrı eserin yer alması da oldukça ilginçtir.

Doğal güzellikleri de bir ayrıcalık kazandırmaktadır Tokat’a. Dünyadaki tüm mağaralarda bulunan oluşumların hepsine sahip, hatta hiç bir mağarada bulunmayan soğan sarkıtlarıyla muhteşem doğa harikası Ballıca Mağarası, Çam İçi, Topçam, Bizeri ve daha birçok yaylası, Almus Baraj Gölü, Kuş Cenneti Kaz Gölü, Zinav Gölü, Kelkit Çayı, Tozanlı Deresi, Yeşil Irmak vadileri doyumsuz bir güzellik sergilemektedir.

            Tokat mutfağının güzelliklerinden bahsetmemek olmaz tabi ki. Başta Tokat kebabı, cevizli çöreği, pekmezi, elbiseli sucuğu, çemeni, pastırması, keşkeği, batı, yağlısı, çökeleklisi, bacaklı çorbası ve daha birçok yemeğini tatmak bile Tokat’a gelme nedeni olmalıdır. Hele yerli domates, biber ve patlıcanla yapılmış Tokat kebabının hayali bile iştahları kabartmaya yeter de artar bile.

            Taşhan’da Memet ustanın bir nakış inceliğinde özenle dövdüğü bakırlar, hüzün,sevgi, neşe başta olmak üzere yaşamdan doğan her türlü duygunun ustalıkla işlendiği Tokat baskısı yazmalarının albenisi Tokat insanının gönül güzelliğinin nişaneleridir.

            Şeftalisi, elması, kirazı, üzümü, şarabı bir başka zenginliğidir Tokat’ın. Hatta kirazın ana vatanı Tokat olarak bilinir.

            Hele bin yıllık giyim geleneğini günlük yaşamlarında da sürdüren insanların sıcaklığı sizleri tarihin derinliklerine ister istemez sürüklemeye yeter de artar bile.

            Bir de Tokat’a has türküler vardır, Her türlü sosyal olaylar ustalıkla yerleştirilmiştir türkülerin dizelerine. Özellikle Almus, Reşadiye yörelerinden doğan türküler çok farklı ve haz verici nağmeler olarak ulaşırlar dinleyicilerinin kulaklarına. 

            İlginç bir olayı da aktarmak isterim sizlere. Tozanlı vadisi adıyla anılan bir bölge vardır Tokat’ta. Vadi boyunca yerleşim yerleri ve köyler bulunur. Bu bölgede yaşayan insanlar köyden şehire inen minübüs şoförlerine şehirden çay, şeker v.s almaları için siparişte bulunup para verirler, Akşam vakti dönüşte şoför siparişte bulunan kişiyi göremezse eğer köy sapağında, aldıklarını hemen bırakırlar oracığa. Eğer para üstü artmışsa artan parayı da koyarlar getirdikleri poşetlerin üstüne. Paraların uçmaması için bir de taş koyarlar. Alınan siparişler ve taşın altındaki para günlerce de kalsa orda kimse bakmaz bile. Bu olay yöre insanının dürüstlüğünü gözler önüne seren iyi bir örnektir.

 

            Evet sevgili dostlar. Eğer ki üzerinde yaşadığımız bu toprakların kültürel zenginliğini merak edip, öğrenmek, incelemek istiyorsanız size tavsiyem Tokat’a gitmeniz olacaktır. Modern çağa hala inatla direnen atalarımızın yarattığı kültürü Tokat’ta rahatlıkla bulabilirsiniz.