MÜSTEMLEKE TİPİ KALKINMA - 4
MÜSTEMLEKE TİPİ KALKINMA - 4

MÜSTEMLEKE TİPİ KALKINMA - 4

                Yazımın bu son bölümünde Ağır sanayi ve Milli harp sanayinden örnekler vermek istiyorum.  Bu noktada 54'cü hükümetin Başbakanı Merhum Prof. Dr. Necmettin Erbakan’ın konuya yaklaşımına bakmakta fayda var. O, daha 1970'lı yılların 2'inci yarısında ve henüz bu ülkede Ağır Sanayinin ve Milli Harp Sanayinin adı bile telaffuz edilmezken, bu gerçeği ve ihtiyacı en yüksek perdeden dile getirerek, koalisyonlara katılma şartı olarak ortaya koymuştur. Neticede 1969 dan itibaren üzerinde durduğu Ağır Sanayi ve  Milli Harp Sanayi konusu Manevi Kalkınmayla birlikte ülkemizin bunca yıllık tarihinde ilk kez programa alınarak, ASELSAN, HAVELSAN,  DESİYAP, TESTAŞ, TÜMOSAN, TAKSAN, TUSAŞ, TEMSAN ve GERKONSAN gibi Ağır Sanayi ve Milli Harp Sanayi kuruluşları faaliyete başlamıştır. Bu çerçevede 18 adet çimento fabrikası, 16 adet gübre fabrikası, 14 adet şeker fabrikası, 23 adet Sümerbank fabrikası, 6 adet seka – kağıt fabrikası, 77 adet büyük sanayi tesisi, 63 adet organize sanayi bölgesi, 253 adet küçük sanayi bölgesi, 32 adet ağır makine fabrikası, 4 adet tarım tezgahları fabrikası, 10 adet motor sanayi tesisi, 3 adet araştırma merkezi, 11 adet elektromekanik sanayi tesisi ve 4 adet elektronik sanayi tesisi ile birlikte ülkemizin kalkınmasında ve sanayileşmesinde önemli kilometre taşları olan toplam 472 adet fabrikanın yapımı programa alındı. 472 fabrikanın büyük kısmının temelleri atılmış, 78 tanesi kısa sürede bitirilmiş olmasına rağmen, Merhum Erbakan’ın koalisyondan ayrılmasından sonra, bu anlayış içerde ve dışarıda birilerini ürkütmüş olmalı ki Ağır Sanayi ve Milli Harp Sanayi atılımları unutuldu veya unutturuldu. Bu durumu Ankara Üniv. Hukuk Fakültesinde Öğretim Üyesi olan ve aynı zamanda Cumhuriyet gazetesinde yazan Prof. Dr Yakup Kepenek bir yazısında şöyle anlatıyor: Ülkede makine ve motor sanayisinin kurulmasını amaçlayan ve sanayileşmenin ileri bir aşamasını simgeleyen SAN'lı kuruluşlar 1970'li yılların 2'inci yarısında uygulamaya konulmuş, ancak 1980 den sonra bunların sözü bile edilmemiştir. Aynı konuda Ankara Siyasal Fakültesi mezunu olan ve 1998-2003 ve 2003-2007 yılarındaki hükümetlerle çalışmış olan Serdar Şahinkaya bir yazısında MÜSTEMLEKE tipi ekonomiden bahsederken şöyle diyor: “Türkiye bir yol ayrımındadır. Yön olarak kendine ya iktisaden bağımsızlığı seçecek, bunun içinde dışa muhtaç olmadan, bütün temel ihtiyaç maddelerini kendisi imal edecek, kendi Milli Harp Sanayini kuracak, veya Ağır Sanayiden, temel ihtiyaç maddeleri sanayinden, Milli Harp Sanayinden vazgeçecek, ithalata ve ranta dayalı MÜSTEMLEKE tipi bir ekonomi ile her geçen gün artan dış borcu, işsizliği ve yurt savunmasının ihtiyacı olan silahları dahi elde edemeyen veya evsaf ve miktar itibariyle kendi takdir ve tercihini kullanamayan bir ülke olarak kalacaktır.” 

                Serdar Şahinkaya'nın ifadelerindeki Ağır Sananayi ve Milli Harp Sanayi konusundaki vurguları ile bunlar olmadığında ülkemizin kendi takdir ve tercihini dahi kullanamayacağını söylemesi MÜSTEMLEKE tipi kalkınmanın ne müthiş bela olduğunu yeteri kadar ortaya koymaktadır. Ülkemizde son yıllarda yapılan duble yolların, hızlı tren hatlarının, doğal gaz ve petrol boru hatlarının, 3. ve 4. Köprülerin bile AB'nin onayı ve isteği doğrultusun da planlandığının da Avrupa Birliği Bakanlığının resmi İnternet sitesinde açık ifadelerle yazılıyor olması, yukarda saydığım Erbakan’ın gayretleriyle programa alınan onca tesisin yapımından vazgeçilip, başa dönülmesi tercihinin ve takdirinin de bizde olmadığı yönündeki kanaatimi güçlendirmektedir.

                Ağır Sanayi ve Milli Harp Sanayinin önemini ve olmazsa olmaz bir zorunluluk olduğunu ifade edebilmek maksadıyla farklı bir bakış sunmak istiyorum. Erbabının bileceği gibi İslam’da cihattan bahsederken, "Cihat imandan sonra yapılacak ilk ibadettir ve cihat olmadan diğer ibadetlerin rahatça yapılabilmesi imkânsızdır, yani cihat diğer ibadetlerin koruyucusu ve kollayıcısıdır“ şeklinde ifade edenler vardır. Bu düşünceye aynen katılıyorum. Buradan baktığımızda Ağır San ve Milli Harp Sanayi ini ekonominin cihadı gibi düşünmek mümkündür kanaatindeyim. Ağır Sanayi ve Milli Harp Sanayi, ya öncelikli olarak yapılmalı, ya da diğer sanayi tesisleriyle beraber yapılmalı. Ama asla ikinci ve üçüncü sıraya konulmamalı. Diğer sanayi kuruluşları 2'inci sıraya konulsa bile, Ağır San. ve Milli Harp Sanayinde alınan kısmi mesafe bile tesirini gösterecek, saygınlığımız ve caydırıcılığımız artacaktır. Buna misal olarak, Ağır San ve Milli Harp Sanayinin tamamlanabilmesi için çok büyük ihtiyaç olan Nükleer enerji konusunda hayli mesafe almış olan İran, Hindistan, Pakistan ve Kuzey Kore’nin başına gelenleri verebilirim. Fazla söze hacet yok. Başta ABD'nin ve İsrail’in rahatsızlığı sebebiyle yıllardır İran’a karşı devam eden uluslararası ambargo ve görüşmeler dünya kamuoyunun malumudur. Siz hiç ABD ve yandaşlarının otoyol, köprü, hızlı tren, tünel ve havaalanı yaptığı için, veya basma fabrikası kurduğu için, şarap fabrikası kurduğu için, traktör fabrikası kurduğu için bir ülkeye ültimatom verdiğini veya ambargo koyduğunu duydunuz mu? Elbette ki duymadınız. Yani ABD, İsrail ve işbirlikçiler diyorlar ki “MÜSTEMLEKE TİPİ KALKINMA yapabilirsiniz,  bu konuda size yardımcıda oluruz bununla ilgili nakdi ve teknolojik destekte veririz ama Ağır Sanayi ve Milli Harp Sanayini kurmanıza gerek yok.” Yıllardır olanda bu değil mi? Bu hal aynen şuna benziyor. Şer güçler Adana, Gazi Antep ve Şanlıurfa'yı işgal ettiklerinde oradaki halka şöyle diyorlardı. Sizler namaz, oruç ve hac gibi ibadetlerinizi yapmakta serbestsiniz, ama bizim idaremize uyacaksınız ve karşı çıkmayacaksınız. Yani cihat yasak diyorlardı.  İşte MÜSTEMLEKE TİPİ KALKINMA ile AĞIR SANAYİİ ve MİLLİ HARP SANAYİİ böyle bir şey. Ülkemizde ve halkı Müslüman olan birçok ülkede bile İslam’ın emir ve yasakları çoğu defa rahatlıkla konuşulurken, cihada getirilen ambargo düşünüldüğünde, yukarda bahsettiğim Ağır San ve Milli Harp Sanayi ekonominin cihadıdır benzetmesi daha iyi anlaşılacaktır. İnşallah, dört bölümde anlatmaya çalıştıklarımla ilgili olarak, haftaya 5'inci ve son bölümle devam edeceğim. Bu son bölümde, müstemleke tipi kalkınmanın tam bir vahşi ve acımasız sömürü şekli yapıldığını, hatta bu işin temelinin yalan, entrika, kurnazlık ve aldatmaca üzerine kurulmuş olduğunu itiraf eden birisini kitabından alıntılar yapacağım. Sanırım okuduğunuzda demek istediklerim daha iyi anlaşılacak ve başka söze hacet kalmayacaktır.  Bir başka yazımda buluşmak dileğiyle kalın sağlıcakla. 28. 07. 2017

Nizameddin Aydın-Tokat

 

Eski Tokat Bld. Bşk.