ZAMANIN BEREKETİ
ZAMANIN BEREKETİ

TEKRAR MERHABA

Yazmaya ara verdiğim Tokat Gazetesindeki yazılarıma bugünden itibaren yeniden başlıyorum. Uzun bir aradan sonra tekrar merhaba!

ZAMANIN BEREKETİ

Annelerimiz, babalarımız daha düne kadar ekini orakla biçerler, bağ yaparlar, kocaman kocaman yığınlar dikerlerdi. Sapı kara patozda yaparlar, samanı makinede savururlar, unu su değirmenlerinde öğütürlerdi…

Annelerimiz günde 6-7 kez, yanlış duymadınız tam tamına 6-7 kez yemek hazırlar, sofra kurarlardı.

Onların zamanında çamaşır makinesi, bulaşık makinesi,fırın, elektrikli süpürge gibi işleri kolaylaştırıcı aletler yoktu..

Ebem tarhanayı çatıya serer, bulguru kazanda kaynatır, keşkekliği dibekte döver, çamaşırı tokaçla yıkar, dağ gibi bulaşığı elinde yıkardı.

Ebelerimizin, dedelerimizin, annelerimizin, babalarımızın zamanlarını çalan bunca uğraşlarına rağmen köy odalarında, harman önlerinde adam eksik olmazdı. Annelerimiz onca işe güce rağmen “huu komşu”luk bir vakit bulurlardı.. Lafın en alasını yaparlardı. Torunlar geldiğinde, yatmadan önce onların sırtlarını kaşıyacak, “uyusun da büyüsün” ninnisi söyleyecek, ya da “keloğlandan” bir masal anlatacak bir vakit bulurlardı ebelerimiz, dedelerimiz..

Aman Allah’ım! Bizim başımızı bile kaşıyacak vaktimizin olmadığı, eşimize dostumuza ve çocuklarımıza yeterince vakit ayıramadığımız şu anımıza bakın..

Aynı apartmandayız birbirimizi tanımıyoruz,

Aynı mahalledeyiz birbirimizi günlerce görmüyoruz,

Allah korusun kaza bela, ölüm olmasa ya da düğün bayram olmasa akrabalarımızı bile göremeyeceğiz..

Aynı iş yerinde yıllardır çalışıyor ama birbirimize düğünde bayramda bile zoraki gidiyoruz…

Peki atalarımızın zamanı kullanmalarındaki sır neydi dersiniz.. Her şeye vakit yetirebilme imkanı tanıyan o büyük sır…

Onlar zamandaki bereketi bulmuşlardı bence.

Zamanın her diliminde saklı bir hazine gibi duran zamanın bereketini…

 

Düşünüyorum da… Galiba o bereketli zamanı biz hiç bulamayacağız..