"Vahşetin etnik kimliği, meşru mazereti olamaz"

Memur Sen Tokat Kadın Kolları Başkanlığından yapılan açıklamada Suriyeli Emani Al-Rahmun ve oğlunun katledilmesine yönelik yapılan açıklamada, "Memur-Sen Tokat Kadın Komisyonu olarak Sakarya’da yaşanan bu menfur olayı, 'Vahşetin etnik kimliği, meşru mazereti olamaz' bilinci ile kınıyor faillerin en ağır ceza ile yargılanmasını talep ediyoruz." denildi.

            Kaynarca'da Suriyeli hamile kadın ile 10 aylık bebeğinin öldürülmesine ilişkin soruşturma kapsamında haklarında dava açılan 2 tutuklu sanık, hakim karşısına çıktı. Emani'nin babası Muhammed Abdülhadi Ali Al-Rahmun'da davada hazır bulundu. Memur Sen Tokat Kadın Kolları tarafından yapılan açıklamada davanın takipçisi olacakları belirtilerek, şu ifadelere yer verildi:

            "Adice bir cinayetle üç buçuk milyonu ağırlayan bu milletin kadirşinaslığına gölge düşmeyeceğini biliyoruz. Bizler her hal ve şartta Suriyeli kardeşlerimize ensar olmaya devam edeceğiz. Ne bu milletin kadirşinaslığına gölge düşürenlere ne de Suriyeli kardeşlerimizi potansiyel suçlu, “tehlikeli yabancı”, “ekmeğimizi elimizden alarak obezleşen hırsızlar” şeklinde tanımlayan ahlaksızlığa meydan vereceğiz. Kardeşliğimizin daha da kavileşmesi için mücadelemizi sürdüreceğiz.

Buna karşın düşüncesizce mültecileri bir iç siyaset malzemesine dönüştürenler nedeniyle, bir arada yaşama kültürümüzde kalıcı yaralar açılmaktadır. Nefret suçu kapsamında değerlendirilebilecek bu tavırların yarattığı zihniyet yeni Emani’ler yaratmasın diyoruz.. Bu menfur hadiseyi unutmadan, merhameti çözümün bir parçası haline getirerek tekrarlarına engel olabileceğimize inanıyoruz.

Bugün Türkiye’de üç buçuk milyonu aşkın Suriyeli misafir ağırlamaktayız. Bu sayının yaklaşık 1.5 milyonu Suriyeli kadın mültecilerden oluşmaktadır. Kadınlar ve çocukların, savaşta en büyük travmayı yaşayan kitle olduğunu biliyoruz. Ülkemize sığınan Suriyelilerin büyük bir kısmının, ülkelerinde kalmaları durumunda Suriye’deki ölüm istatistiklerine eklenecek birer rakamdan öteye geçmeyeceklerinin farkında olarak hareket edilmesi gerektiğine inanıyoruz. Bu hakikat, bizim onlara bakış açımızdaki merhameti perçinlemesi gereken bir gerçek olarak karşımızda durmaktadır ve mültecilere sığındıkları ülkelerde yeniden travma yaşatmaya hiç kimsenin hakkı yoktur. Mülteciler birer siyasi aparat değil insan olarak görülmeli ve iktidarından muhalefetine herkes ve her kurum ülkemize sığınan bu kardeşlerimizle entegrasyon için çaba sarf etmelidir.

            Bugün ikinci dünya savaşı sonrasında dünyada yaşanan en büyük göç dalgası ile karşı karşıya olduğumuzu biliyoruz. Ve yine biliyoruz ki uluslararası göçler, hem göç eden hem de göçü kabul eden toplumlar açısından birçok sorunu beraberinde getirir. Türkiye’ye dönük büyük göç dalgasının büyük toplumsal sorunlara sebep olmaması toplumun her kesiminin sorumluluk almasıyla mümkün oldu. Bundan sonra da yapılması gereken bu tabloyu koruyacak ve doğabilecek sorunları sıkıntısız bir şekilde aşabilmemizi sağlayacak tedbirlerin alınmasıdır. Bu büyüklükteki bir göç dalgasının toplumsal polarizasyonu keskinleştirmemesi ve yapılan yardımların sürdürülebilir olması için entegrasyon çalışmalarının planlı bir şekilde yürütülmesi gerekmektedir.

            Türkiye’nin verdiği destek dışında neredeyse kimsesiz bırakılan Suriyeli kardeşlerimizle bir arada yaşama kültürünü geliştirmekle yükümlüyüz. Bu çalışmalar çok daha yapısal bir zeminde, daha kontrollü ve daha fazla önem atfedilerek salt devlet kurumları yanında sivil toplum örgütlerinin de katılacağı bir işbirliği ile yapılmalıdır.

 

            Sivil toplum alanında mücadele yürüten tüm örgütler olarak evlerinden zorla koparılmış bu insanları, “öteki” olarak değil insanlık ailesinin fertleri olarak görmek durumundayız. Memur-Sen Tokat Kadın Komisyonu olarak Sakarya’da yaşanan bu menfur olayı, “Vahşetin etnik kimliği, meşru mazereti olamaz” bilinci ile kınıyor faillerin en ağır ceza ile yargılanmasını talep ediyoruz. Bir zulümden kaçarken başka bir zulme kurban giden başka canların olmaması için hep beraber çalışmamız gerektiğine inanıyoruz. Bu vesile ile Emani ve yavrularına Allahtan rahmet, acılı ailesine sabırlar diliyor, adaletin tecellisi için çağrımızı ve kararlılığımızı yineliyoruz."