Üretime dönük yatırım ülke kalkınmasının kestirme yoludur
Üretime dönük yatırım ülke kalkınmasının kestirme yoludur

Amerika'nın davası siyasi davadır 

SP Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, AK Parti hükümetinin dış politika, eğitim, ekonomi gibi alanlarda başarısız olduğunu belirtti. Karamollaoğlu, ekonomide üretime dönük yatırımın ülke kalkınmasının kestirme yolu olduğuna işaret ederek, hükümetin gösterdiği büyümenin algıdan ibaret olduğunu öne sürdü. Başkanlık sistemi ve Reza Zarrab davası ile ilgili soruları da yanıtlayan Karamollaoğlu, ''Bugün Zarap’la ilgili olarak Amerika’da yürütülen dava siyasi bir davadır. Mesele Zarrap değil, mesele Türkiye’dir. Bundan dolayı da biz Amerika’nın takındığı bu tavra kesinlikle karşıyız" dedi.

            Saadet Partisi (SP) Tokat İl Başkanlığı 6'ncı olağan kongresini için Tokat'a gelen SP Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu dün sabah kahvaltısında partililer ile bir araya geldi. Saadet Partisi Tokat İl Başkanlığının düzenlediği programda, Türkiye'nin genel gündemi ile Saadet Partisi'nin önümüzdeki yıllara ilişkin hedefleri değerlendirildi. Programa SP Genel Başkanı Karamollaoğlu'nun yanı sıra SP Teşkilatlardan Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Mesut Doğan ve partililer katıldı.

            SP teşkilatlardan Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Mesut Doğan Partisi'nin Türkiye genelinde yoğun bir çalışma programı olduğuna işaret ederek, yapılan çalışmaları AK Parti, MHP, CHP ve HDP'ye oy veren insanların katımlarıyla gerçekleştirdiklerini ve bunun önemli bir nokta olduğunu vurguladı. Türkiye'de ciddi sorunlar olduğunu ve bunların en önemlisinin kutuplaşma olduğuna dikkati çeken Doğan, "Artık ortak paydalarda bile bir araya gelemiyoruz. Ama birlik ve beraberliğe ihtiyacın zirveye çıktığı bir dönemde insanların Saadet Partisi çatısı altında bir araya gelebilmesini ciddi manada önemsiyoruz. Bugün bu ülkeye oyun oynayanların elindeki en tehlikeli silah farklılıklarımızı fırsat bilip araya fitne tohumları ekmeleridir. Bizim de onlara karşı en büyük gücümüz ise bütün farklılıklarımıza rağmen gerektiğinde ortak paydada bir araya gelmemizdir. Tabi ki farklılıklar olacak ama biz gerektiğinde ortak paydada bir araya gelemiyorsak diğer sorunlarımızı konuşmaya bile gerek yok, çünkü o sorunları çözmemiz mümkün olmaz. İnsanlar Saadet Partisi'ni sorunlarının iletildiği bir çatı olarak görüyorlar." diye konuştu.

GİDİŞAT İYİ…

            Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu ise ülkenin zor bir dönemde olduğuna işaret etti. Sıkıntılardan kurtulmanın ilk adımının bir araya gelmek olduğunu vurgulayan Karamollaoğlu, "Ben memleketimizin gidişatını şuanda iyi bir istikamete girmiş olarak görüyorum ve bundan da memnuniyet duyuyorum. Ümitliyim. Çünkü bugüne kadar bir araya gelemediğimiz, meseleleri birlikte mütalaa edemediğimiz ne kadar kesim varsa hepsiyle bir araya gelip meseleleri görüşebiliyoruz, kanaatlerimizi paylaşabiliyoruz. Bundan dolayı da Türkiye artık iyi bir neticeye ulaşacağımız noktaya geldi gibi gözüküyor." diye konuştu.

Türkiye'de kutuplaşmadan medet umanların olduğuna işaret eden Karamollaoğlu, şunları kaydetti:

            "Türkiye'de halâ iç çatışmanın devam etmesinden medet umanlar var, Türkiye'nin ekonomik yönden geri kalmasından dolayı acziyet taşıyan bir politika izleme ihtimalini görenler var. Ama bizdeki son 50 yıllık tecrübe ile Erbakan Hocamızın meselelere yaklaşımı, iktidara geldiğinde kendisine yetki verildiğinde uyguladığı politikalara baktığımızda bu tecrübelerle ülkemizin kısa zamanda ayağa kalkacağına, kısa zamanda problemlerini çözeceğine inanıyorum. Evet, Türkiye'nin problemleri var ama bu problemler çözülemez problemler değil. Yeter ki bir araya gelelim, yeter ki meselelerimizi birlikte mütalaa edelim."

            Türkiye'nin dış politikasında keşmekeş yaşandığını öne süren Karamollaoğlu, Avrupa Birliği'ne girme çalışmaları sürecini şöyle değerlendirdi:

            "Hükümet yeni yeni dış politikada kimlerle karşı karşıya olduğunu fark etmeye başladı. Bu hayra alamet. 'Bu ne biçim iş' diyor Avrupalılara. 'Biz sizinle beraber aynı medeniyet değerlerini paylaşmak istedik. Bizim sizin takındığımız tavrı anlamamız mümkün değil. Bize bazı şeyleri empoze etmeyin' diyor ama kendisinin bu işe talip olduğunu unutuyor. Avrupa Birliği demek Avrupa Birleşik Devletlerine giden yolda Avrupalılarla aynı düşünceleri, değerleri taşımak demek. Bunun için Avrupa Birliği Bakanlığı bile kuruldu. Ama şimdi 'bize şunları dikte ettiremezsiniz' diyorlar. Bunu baştan söyleyecektiniz. Şimdi onu demeniz, sizin gerçekleri gördüğünüz ve içinden nasıl çıkacağınızı bilmediğiniz manasına geliyor. Biz şimdiye kadar Avrupa Birliğiyle kavga edelim demedik ama aynı çatı altında olamayız dedik. Çünkü onların medeniyet değerleriyle bizimki birbirine tam olarak uyuşmuyor."

EKONOMİ DEĞERLENDİRMESİ

            Türkiye'nin ekonomik açıdan bir çıkmaza girdiğine işaret eden Karamollaoğlu, 'Biz devleti bütünüyle ekonomik sistemin dışına çıkaracağız, kapitalist sistemi uygulayacağız' dediler. Kapitalist sistemin temelinde faiz yatar. Faiz her ne kadar ekonomik bir araç gibi gözükse de aslında bir sömürü vesilesidir. Türkiye cumhuriyetin kuruluşundan beri oluşturduğu devlet elinde bulunan müesseselerin yüzde 90'ını elinden çıkardı. Bunun en bariz örneğini Tokat'ta görüyoruz. Buradaki sigara fabrikası bunlardan bir tanesi." diye konuştu.

Üretime dönük yatırımların önemine değinen Karamollaoğlu, şunları kaydetti:

            "Yatırımların üretime etkisinde belli bir formül vardır. Siz üretime dönük bir sahada 10 kişiyi istihdam ederseniz o belde de 20 kişi daha iş bulur kendisine. Onun için üretime dönük yatırımlar bir ülkenin kalkınmasının ve güçlenmesinin kestirme yoludur. Hükümetin bugüne kadar izlediği politikalar üretime dönük yatırım yapmak veya onları ciddi manada desteklemekten uzak. İnisiyatifi birçok noktada kaybettik biz. Devlet yeri geldiğinde sanayiye müdahale edebiliyor ama biz kim gelip bizim fabrikalarımızı alacak diye bekliyoruz. Ekonomide devlet sanayinin ve sanayicinin bizzat yanında olmalı, destekçisi olmalı ki sanayi ayakta durabilsin, dışarıdan gelecek haksız rekabete dayanabilsin. Bunun en açık örneği tarım ve hayvancılıktadır. Tarımın ve hayvancılığın bile arkasında hükümet duramadı. Dışarıdan alıyor kendi besicisiyle rekabet edecek tarzda satışa sunuyor. O besici yaptığı işte kar görmezse işini bırakır, 'ver elini İstanbul, Ankara, İzmir' der gider. Anadolu boşaldı, meralarımız boş. Tarım çöküyor, hayvancılık bile çöküyor, diğer sanayi tesisleri bir tarafa. Sanayideki bugünkü gidişat ülkeyi ayağa kaldırmıyor."

            Karamollaoğlu, hükümetin algı operasyonları yaptığını ileri sürerek, "Hükümet bütün dikkatini bir seçim sonra 'ben nasıl iktidarda kalırım' noktasına odaklıyor. Onun da temelini sağlam atamıyor, bu sefer algı operasyonlarına girişiyor. Gerçekle algı arasında da büyük bir uçurum var. 'Güçleniyoruz' deniliyor. Güç demek fiziki güç manasına gelir. Güç demek hormonlu büyümek değil. Hormonlu bir şekilde büyüyen bitkiler var, öyle bir büyüyor ki şaşıp kalıyorsunuz. Ama besin değeri sıfır denilecek kadar ama zararlı. Onun için her sahada başarısızlığa uğramış hükümetle karşı karşıyayız. Bunu söylerken üzülüyorum çünkü geçmişte biz bu arkadaşlarla çalıştık. Dış politikada başarısızlığa uğradılar, dostu düşmanı ayırt edemiyorlar. Terörle mücadelede başarısızlığa uğradılar. Eğitimde başarısızlığa uğradılar, keşmekeşe döndü eğitim. Kimse adalete artık güvenmiyor. Siz bunların dış politikasını, ekonomisini, eğitimini, asayişini bir araya getirdiğiniz zaman bu iş böyle gitmez. Bölge çalkalanıyor. Türkiye bölünme ile karşı karşıya. Komşularınız bölünürse endişe etmelisiniz ki bir gün sıra bize gelebilir. Onun için kendimize çeki düzen vermeye mecburuz. Başarılı olmak istiyorsak güçlü olmaya mecburuz. Güçlü olmak demek Türkiye'de yaşayan her insanın hayat seviyesinin bugünkünün en az üç katına çıkması demek. Halbuki bugün arkadaşlar sadece milli geliri hormonlu bir şekilde büyüterek, üretime dayanmadan faizi de borcu da milli gelirin içine dahil ediyorsunuz. Ne kadar çok borç alırsanız o kadar çok büyümüş gözüküyorsunuz. Sırf model değiştiği için büyüyor gözüküyor. Bu büyüme değil, algıdan ibaret. Herkes borçlu mu, borçlu, dış ticaret açığımız büyüyor mu, büyüyor, ülke olarak borçlarımız artıyor mu, artıyor, işsizlik artıyor. Bu ne biçim büyüme?" şeklinde konuştu.

BAŞKANLIK SİSTEMİ

Karamollaoğlu, 'Başkanlık sistemini AK Parti ve MHP destekliyor. CHP ve HDP desteklemiyor. Siz destekleyecek misiniz?' sorusunu şöyle cevapladı:

            ''Biz hemen şunu söyleyelim biz ne bu taraftan ne öbür taraftayız biz orta yolcuyuz burada. Biz başkanlık sistemine karşı değiliz. Ama hukuk üstü bir güce sahip başkanlık sistemine karşıyız. Yani bugün meclisten geçen başkanlık sistemi Türkiye'yi bir dikta rejimine götürebilir diye endişe ettiğimiz için biz bu sisteme karşıyız. Ama başkanlık sistemine değil. Nasıl bir başkanlık sistemi olmalı? Sorgulanabilir bir yürütme olacak Türkiye'de. Başkan yürütmeyi uhdesine alsın, ancak onun karşısında onu dengeleyecek güçlü bir meclis olsun. Bu olmazsa olmaz. Bu olmaz ise diktaya girer. Biz iktidara gelirsek denetlenebilir bir başkanlık sistemi getireceğiz.'' dedi.

REZA ZARRAP DAVASI

            ABD'deki Reza Zarrap davası süreci ile ilgili de görüşlerini açıklayan Karamollaoğlu, ''bugün Zarap’la ilgili olarak Amerika’da yürütülen dava siyasi bir davadır. Mesele Zarrap değil, mesele Türkiye’dir. Bundan dolayı da biz Amerika’nın takındığı bu tavra kesinlikle karşıyız, doğru bulmayız. Onun için bu dava ile ilgili ben sadece buna vurgu yapıyorum. Ondan sonra da ağzımı mühürlüyorum, fazla laf etmemek için. Ancak bu şu demek değildir. Eğer Türkiye’de bir takım yolsuzluklar ve hukuksuzluklar yaşanıyorsa, onların üzerine gidilmesin demek değildir. O ayrı bir konu, öbürü ayrı bir konu.'' ifadelerini kullandı.

 

            Seçimlerde herhangi gibi bir siyasi parti ile ittifak yapıp yapmayacaklarının sorulması üzerine Karamollaoğlu,''ittifaklar kutuplaşma doğurabileceği için şu anda meclis olmuş olsaydı, meclis Cumhurbaşkanını çıkartacak olsaydı ittifaklar gündemimizde olurdu. Ama şimdi bu olmadığı için ittifaklar da herkesin benimseyebileceği değerleri ortaya koyalım. Onun için böyle bir çalışmamız var, deklare edeceğiz. Bir bloklaşmaya sebep olacak ifadelerden kaçınmaya çalışıyoruz." ifadelerini kullandı.