FATİH ŞUA TAPAR
FATİH ŞUA TAPAR

SON YAPRAK

 

New York’un düşük kiraları nedeniyle sanatçılarla dolu olan Greenwich mahallesinde üç katlı bir binanın en üst katına Mayıs ayının bir günü Sue ve Johnsy adında resimle uğraşan iki genç kız taşınırlar. Amerika’nın iki ayrı ucundan gelmişler ve bir restoranda tesadüfen tanışmışlardır. Onların bir alt katında da başyapıtı olacak bir resim çizme hayaline tutunarak yaşayan Behrman adında yaşlı bir ressam oturmaktadır.

            Kasım ayında mahallede zatürree salgını olur. Hastalananlar arasında Johnsy’de vardır. Muayeneye gelen doktor durumunun iyi olmadığını, yaşama şansının az olduğunu söyler. Bu da onun moralinin çok yüksek olmasına bağlıdır ama zaten karamsar bir kişiliğe sahip olan Johnsy ümitsizliğe kapılır ve durumunu kabullenir. Pencere kenarındaki yatağında yatar, arkadaşı Sue’nun tüm moral verme çabalarına rağmen gittikçe kötüye gider. Karşı duvarda yapraklarının çoğu dökülmüş bir asma vardır. Johnsy onun yapraklarını sayarak oyalanır ve bir gün Sue’ye “Çok hızlı dökülüyor yapraklar. Artık hepsini tek tek sayabiliyorum. Asmanın son yaprağı düştüğünde ben de öleceğim” der. Sue bu fikrin saçmalığını ne kadar vurgulasa da ikna olmaz yapraklar birer birer döküldükçe Johnsy kötüleşir. Sue sık sık ziyaret ettiği alt kat komşularına da durumu anlatır.

            Nihayet bir gün son bir yaprak kalır duvarda. Johnsy artık son anlarını yaşıyor gibidir. Yarın sabaha çıkmayacağını düşünür. Ertesi sabah yaprağın hala düşmediğini görür. Bir sonraki sabah da. Böyle böyle geçerken günler ziyarete gelen doktor durumunun iyiye gittiği müjdesini verir. Sonra alt kata ineceğini yaşlı ressam Behrman’ın da zatürre olduğunu söyler.

            Ertesi gün öğleden sonra Sue odaya gelir. Arkadaşı artık iyice iyileşmiş yatakta oturarak örgü örmektedir. Kötü bir haber verir. Durumu ağırlaşarak hastaneye kaldırılan ressam komşuları hastalığı yenememiş ve ölmüştür. Hastalığa nasıl yakalandığını da anlatır. Yaşlı Behrman ölmeden birkaç gün önce gecenin ayazında elinde boyaları, paleti ve bir merdivenle dışarı çıkmış ve o gece düştüğünü gördüğü son yaprağın olduğu yere denk gelecek şekilde duvara gerçeğinden ayırt etmesi zor bir yaprak çizmiştir. Johnsy’nin hayata tutunmasını sağlayan bu yaprak onun başyapıtıdır bir hayatı kurtarmış ama belki kendi hayatına mal olmuştur.

* * *

            O. Henry’nin Son yaprak (The last leaf) isimli öyküsü özetle böyle. Muhtemel çoğu arkadaş biliyordur çünkü çok anlatılan eğitim kurumlarında kullanılan bir öyküdür. İlk okuduğumda nasıl etkilenmişsem hep aklımda kalmıştır. Bu öyküden pek çok metafor üretebilirsiniz. Ben sadece şunu demek istiyorum: 

            O son yaprağı çizecek birilerine ihtiyaç duyacağımız zamanlarımız olacaktır. Bir bakın etrafınıza kimler çizerdi sizin için o yaprağı, böyle naif düşünceler kimlerin aklına gelirdi.. 
Hah, işte onlara iyi sarılın. Gerektiğinde sizi hayata bağlayacak son yaprağınız olabilecek o insanları, ne olursa olsun ne yaparsa yapsın sakın bırakmayın..

 

FATİH ŞUA TAPAR