POLİTİK AFORİZMALAR SARMALINDA ÖLEN DEMOKRASİ
POLİTİK AFORİZMALAR SARMALINDA ÖLEN DEMOKRASİ

                Büyük sancıların ve ızdırapların neticesinde doğan Demos  bir  umuttu. Gecenin zifiri karanlığında Demos’un doğup büyümesi tıpkı bir incir ağacı misali kayalıkların karnını delip hayata gelmeyi başarmıştı. Sadece hayata gelmeyi başaran Demos yaşamayı başaramıyordu ve ne yazık ki modern dünyanın acımasız potasında eriyordu. Size kötü bir haber vereyim çünkü erken doğmuştu  o sebeple hasta, eksik ve kötürüm idi. Aynı zamanda doğduğu toprakta tahir değil sanki atom bombasının atılan Hiroşima idi.  Demos’u kucaklayacak kibarlığa, olgunluğa ve eğitime de sahip değildi. İşte bu olumsuz atmosferin ürünü olan Demos hiç belini doğrultamadı. Gittikçe yok olmaya giden, ben evde olmadığım zamanlarda  bazıları tarafından ölüm haberleri de yapılıyordu. Evet  (gözünüz aydın haberi) geldi diyordu biri  öldü. Öldü o.  çünkü onu bu hayata yaşatacak eğitime sahip kimse yokmuş teknolojileri, towerleri ve sarayları onun iksirini bulamamıştı. Evet gözünüz aydın olsun dedim ama ümit ediyorum gözünüzdeki aydınlık sadece onun arkasında olan son bakışınızdan olsun diyorum. Şimdi de oğlum Demosun çektiği doğum sancılarını, tahir olmayan ve cahil olan memleketini anlatayım.

                Demos yaşayamazdı. Öldü o. Ölüm raporunu doktor bey kinayeli anlatmış yukarıda ama bende anlatayım çünkü acım büyük ve hep anlatacağım çünkü o ölmeseydi belki diğer çocuklarım da ona bakıp ölmeyi öğrenmezdi ve sedasız kalamazlardı. Ama siz önce onu benden yaşça biraz büyük olan Platon emmiden dinleyin ama sonra bende anlatacağım unutmayın acım büyük komşularımın da oğulları ölmüş aynı hastalığın sonucunda. Çünkü eğitim yoktu ya da yok diyorlardı. Ama ben oğlum Demos'umun cenazesini kaldırırken, biri o acil kapısının önündeki kapıdan bağırdı. Dedi vay eviniz yıkılsın hani  21. Yüzyıl profesörleri onlar da mı tower yapıyor yoksa beyaz saray yapıp orda ömür mü sürecek. Merak etmeyin dedi sizin bu suskunluğunuz sizi de bitirecek dedi. Çünkü onunda oğlu ölmüştü. İşte o esnada Platon emmi beni dürterek dedi. “Demokrasinin esas prensibi, halkın egemenliğidir. Ama milletin kendini yönetecekleri iyi seçebilmesi için, yetişkin ve iyi eğitim görmüş olması lazım.” Dedi ve devam etti. “Eğer bu sağlanmasa demokrasi, otokrasiye geçebilir; çünkü halk övülmeyi sevdiği için güzel sözlü ama kötü demagoglar, idarenin başına geçebilir.” dedi ama ben eğitim almadığım için fazla bir şey anlamadım yine devam etti. Dedi. “Oy toplamasını bilen herkesin, devleti idare edebileceği zannedilir; ama demokrasi ile eğitim ikiz kardeştirler.” Sonra durmadan şunu ekledi. “O nedenle eğitimsiz kitlelerle demokrasiye geçilirse, o idare oligarşi olur.” dedi.  Definden sonra eve vardım. Gece sözleri hatırladım ama muğlak kalmıştı anlamamıştım. Berraklaşmasını istiyordum. Sabah erken kalktım hemen Platon emminin evine gittim. Baktım feryat figan çığlıklar kulak zarını patlatır derece. Sessizce fısıldadım bizim köyün kıymetli kadını Perişan anneye. Durumun izahını istemiştim. Sabahın erken saatlerinde Platon emmin faili beli olmayan kişiler tarafından öldürülmüş dedi. Sebebi ise kulağıma fısıldadığı kafamda muğlak kalan sözleriydi. Çünkü bana fısıldarken birileri duymuştu.

                Muğlak kalan sözleri bizim köyün değerlisi Hacı Reşit emmiye anlattım. Böyle bir şey çok zor dedi. Sonra kederle artık 21.yüzyılın efendileri bunu istemez yeğen. Bu hastalığın neticesi onlar için bir iksir bizim için bir zehirdir. Bu hengame dünyayı nasıl idare ediyorlar emmi diye sordum. Hacı Reşit emmi  politik aforizmalarla ve sloganik demeçlerle yanıtını verdi. Nasıl yani dedim. Cevaben  Platon emmin doğru söylemiş. İlaveten bu sözü ekledi. “Eğer bu sağlanmasa demokrasi, otokrasiye geçebilir; çünkü halk övülmeyi sevdiği için güzel sözlü ama kötü demagoglar, idarenin başına geçebilir.” Bu nasıl mümkün olur dedim. Dedi, işte bunun cevabı oğlunun ölüm sebeplerinin önüne geçebilirdi. Devam etti, senin oğlunun ölüm sebebi iyi bir eğitimin olmayışıydı. Ama Platon emmi bunun altyapısının nasıl olacağı konusunda bilgi vermemiş. Aslında bunun ilk temeli Hz Muhammed'e gönderilmiş olan “oku” emriydi. Eğer Hz Muhammed'in ümmeti o “oku” emrini tam yaşayıp uygulasaydı senin Demos oğlun da Platon emmin de “oku” iksirinden faydalanırdı. Senin Platon emmin hoş demişti ama gerçek çareyi anlatamamıştı. Çare o “oku” sırrındadır dedi ama çok geç olmuştu. Çünkü Hz Muhammed'in ümmeti “oku” mayı unutmuştu. Sonra kederden, “Ya demokrasi vücuda tam sirayet edip ona hayat olacak, Ya da hayattaki noksanlığıyla tüm ruy-i zemini zir ü zeber edecek” sözü dökülmüştü. Ahların feryat figanların ve sonu gelmeyen komşumun hıçkırıklarının gölgesinde. Ve sonra Hacı Reşit emmi sanki sözüme biraz  kızmış gibi şunu ekledi. Sözler limana sığınıp yeşermiyorsa onların mahiyeti yoktur. Ve yine “oku” emrini hatırlattı. O da  gözlerini karanlığa gömdü.