GÜVENLİK KORİDORU
GÜVENLİK KORİDORU

Ülkemizin güneyinde (Suriye'de) iç ve dış mihrakların silah, malzeme ve mühimmat desteğiyle beslenen terör örgütleri ulusal güvenliğimizi her zamankinden daha fazla tehdit eder hale gelmiştir. Hal böyle olunca siyasi irade oluşan bu terör tehdidine karşı tedbir almak zorunda kalmıştır. Güvenlik sorunu belirginleşince maalesef savaş ve şiddet kaçınılmazdır. Dolayısıyla kavga zorunlu hale gelmiştir. Kavga kaçınılmaz ise ilk yumruğu vuran kazanır. Ülkemizin coğrafi konumu, zengin tarihi ve doğal güzellikleri iç ve dış düşmanların tarih boyunca ülkemiz üzerinde gizli veya açık emeller beslemelerine neden olmuştur.

                Bu nedenle içinde yaşadığımız bu coğrafya, dünyanın çekim alanı olmuş ve bu toprakları korumak için her zaman güçlü olmamız gerektiği gerçeğini bir kez daha gözler önüne sermiştir. Dış mihraklar ülkemizi bölmek ve parçalamak için tarihin her döneminde içerdeki işbirlikçileri ile beraber toplumsal hassasiyetleri (Din, Terör, Türk, Kürt, laik, anti laik) her daim kullandıklarını hepimiz çok iyi biliyoruz.

                Bütün dünya bilmelidir ki hiçbir güç, kardeşliğimizi ve ülkemizi asla bölemez. Dünya var oldukça bu gerçek değişmez.

                Dost gibi  görünen küresel güce sahip aktörler, terör örgütlerine açık veya gizli  her türlü desteği gözümüzün içine baka baka vermektedirler. Bu yalın gerçek bile dış tehditlerin derecesini kanımca göstermeye yeterlidir.

                Bu anlamda bu günde  ülkemizin güvenliği risk altında olup beka sorunu gündeme gelmiştir. Komşularımızda baş gösteren ciddi  ulusal güvenlik zafiyetleri  ülkemizin güvenliğini doğrudan etkiler hale gelmiştir. Bu bölgede tehditler derinleşmeden proaktif tedbirlerin alınması kaçınılmazdır.

                Güvenlik endişelerini bertaraf etmek için  tarihi şan ve şerefle dolu asil Türk Ordusu,  Suriye sınırı içinde bulunan Afrin bölgesinde hareket kabiliyeti yüksek birliklerimiz, sivillere zarar vermeden   terör örgütlerini imha etmek  ve  güvenlik koridoru  tesis etmek için hızlı ve seri baskın tarzında  harekat icra etmektedir. Bu meşru adım kararlılığın ciddi bir göstergesidir. Bu harekat uluslararası hukuka uygun olup, hukukumuzu korumaya yönelik zorunluluk arz etmiştir. Hiç bir devletin bir karış toprağında gözümüz yoktur.

                Ülkenin dimdik ayakta durabilmesi  ancak güvenli olması ile mümkün olacaktır. Güvenlik, nefes alıp vermek gibi kalıcı ve devamlı olmaz ise yaşayamazsınız. Refah ve huzur ortamının sağlanması için ön koşul niteliğindedir. Zeytin Dalı Harekatı ülkemizin uzun vadede güvenli olması için atılmış önemli bir adımdır. Dürüst ve samimi olmayan güç odakları, terör örgütleri vasıtasıyla huzursuzluk ve gerilim yaratmak suretiyle  gizli ve açık emellerini gerçekleştirme gayreti içindedirler. Bir başka deyişle stratejik bir yöntem olan   vekalet savaşları süreci, baskı unsuru  olarak uygulanmaya  başlanmıştır.

                Bütün bu tehdit ve tehlikelere karşı sorumluluğunun bilincinde olan Türk Ordusu, milletinin verdiği  kutsal görevi geçmişte olduğu gibi bu günde  başarıyla yerine getireceğinden hiç kimsenin şüphesi olmamalıdır. İşin doğası gereği savaş ortamı içinde külfetsiz nimet olmayacağı gibi, şehit  ve gazilerimizin de olması da kaçınılmazdır. Dünyanın en iyi ordularından biri olan Türk Ordusu milleti için canını feda etmeye hazırdır. Mazisi iki bin yıl öncesine dayanan göz bebeğimiz olan Türk Ordusu, terör örgütlerini yerle bir edecek ve güneyimizde güvenlik ortamı sağlayacaktır.

                Söz konusu olan ülkemizin menfaati olunca bize düşen görev  hangi görüşten olursak olalım kahraman ordumuza her zaman sonuna kadar güvenmek, destek vermek ve muzaffer olması için dua etmektir.

                Allah ordumuzu ve milletimizi korusun.

23  OCAK 2018

 

NURİ YILDIRIM