HER ŞEYE RAĞMEN
HER ŞEYE RAĞMEN

 

Sevgili dostlarım! Başınızı iki elinizin arasına alın ve şöyle bir düşünün…

Zaman bir su gibi nasıl da hızlı akıp gidiyor avuçlarımızdan... Yaşadığımız her 'an' da, saniyeler sonrası 'gecmiş' hanemize ekleniyor. Geriye özlem kalıyor, iyi kötü anılar kalıyor.

Yazık ki ne yaşadığımız güzel günlerin kıymetini biliyor, ne de kötü günlerimizden dersler çıkarıyoruz.

Kalabalıklar içinde yalnızlaşıyor, varlık içinde yoksullaşıyoruz.

Yalnızlık beraberinde bencillik duygusunu getiriyor. Bencillik mutsuzluğu, mutsuzluk umutsuzluğu, umutsuzluk huzursuzluğu, huzursuzluk huysuzluğu getiriyor....

Ne teknoloji, ne içine gömüldüğümüz telefonlar bizi birbirimize bağlamaya yetmiyor. Apartmanlar, son model arabalar, marka eşyalar, yediğimiz içtiğimiz hiçbir şey bizi mutlu etmeye yetmiyor.

Dünyamızdaki savaşlara, yıkımlara, kıyımlara rağmen.

Yaşadığımız bunca ölümlere, ayrılıklara, geride kalan acılara sızılara rağmen…

Yinede siz geçmişe takılıp üzmeyin kendinizi, 'şimdi/şuan' önemli.

Geçmiş değil, gelecek de değil. Geçmişe dönüp ah vah etmenin, geleceğe dair kaderden bihaber hayaller kurmanın kimseye faydası yok.

En iyisi şimdiye bakın. Yanınızda şuan kim var? Mesela…

Eşiniz mi?

Yavrunuz mu?

Anneniz babanız mı var?

Kalkın onlara sarılın, öpün, koklayın. Sonra kalkın mis gibi bir çay demleyin, çayın yanına bir tepsi kek, ya da düzine sobanız varsa içine bir tepsi patates sürün, bir de yanında muhabbet... Gerisi hikaye…

Ama hocammm!...

Aması maması yok dostum.

Anlıyorum eşinize dargın, çocuklarınıza kırgın, anne babanıza kızgınsınız. Biliyorum hayatınızda aylardır, yıllardır küs olduğunuz, Allah’ın selamını bile vermediğiniz bir sürü eş, dost, kolu komşu var…

Ama neden ve nereye kadar?

Veya arada ne var ki?

Geçen gün bitirmek üzere olduğum kitabıma bilgi toplama sebebiyle gittiğim psikolog kliniğinin önündeki kalabalığı görünce hem şaşırdım hem üzüldüm.

Onların hepsi terapi için geliyorlardı. Hepsi hasta oldukları için ordaydılar. Yanlarındaki çantaları ilaç doluydu…

Allah hastaneleri, doktorları, ilaçları eksik etmesin ama bizleri oralara da düşürmesin.

Onun için siz yinede her şeye rağmen affetmeyi deneyin, kırgınlıkları gidermeyi, barışmayı, kaynaşmayı…

Şunu hiçbir zaman unutmayın veya isterseniz deneyin göreceksiniz;

-Ne zaman affetmeye başlıyorsunuz; o zaman ağrılarınız sızılarınız azalıyor hatta iyileşiyorsunuz.

-Ne zaman barışıyor, selamlaşıyor; o zaman mutluluğa ve huzura erişiyorsunuz.

Sabırlı olun, elinizdekilere şükredin, hayırla bakın olup bitene.

Şu doymak bilmeyen nefislerinizi dizginleyin, ihtiraslarınıza son verin lütfen.

Allah'ın bize nasip ettiklerinde bir hayır, etmediklerinde bin hayır vardır teslimiyetiyle bakın hayata.

Bundan daha iyi terapi, ilaç mı var dostlar?...

 

Selam ve dua ile kalın, Allah’a emanet olun.