MESELE DEVLET VE  MİLLET MESELESİ
MESELE DEVLET VE MİLLET MESELESİ

TÜRKİYE'NİN DÖNÜŞÜMÜNÜ DESTEKLİYORUZ

BBP Genel Başkanı Mustafa Destici Türkiye'nin dış politikada ve yönetim sisteminde kabuğundan sıyrılarak bir dönüşüme girdiğini ve Büyük Birlik Partisi olarak bu dönüşümü desteklediklerini ifade etti. Destici, dönüşümleri devlet, millet, ülke ve inançlar için desteklediklerinin altını çizerek, "Kamuoyu da bunu böyle değerlendirmeli. Bu birisinin birisine desteği gibi küçük ve basit anlatılamaz. Burada mesele devlet meselesi, ülke meselesi, sistem meselesi ve inançlarımızın meselesidir." dedi.

            Büyük Birlik Partisi Genel (BBP) Genel Başkanı Mustafa Destici bir dizi ziyaretlerde bulunmak için Tokat'a geldi. Partisinin il teşkilatını ziyaret eden Destici, İl Başkanı Mustafa Omalar tarafından karşılandı. Burada basın mensuplarına açıklamada bulunan Destici, Türkiye'nin gündemini değerlendirdi. Türkiye'nin kritik bir süreçten geçtiğini söyleyen Destici yaşanan sürecin önemli ayaklarından bir tanesinin terörle mücadele olduğunun altını çizerek, şunları kaydetti:

            "İçerde ve dışarıda terörün tüm unsurlarına karşı mücadele veriliyor. Mücadele azim ve kararlılıkla sürdüğü sürece PKK ve diğer terör örgütleri Türkiye'de at koşturamayacak. Terör örgütü bitene kadar mücadele devam edecek.

            Bunun bir de dış ayağı var. Uluslar arası emperyalist güçler birinci dünya savaşı günlerinden bugüne kadar coğrafyamızı şekillendirmeye çalışıyor. Bölüp, parçalayıp, sömürmeye gayret ediyorlar. Bunu belirli oranda başardılar. Bu süreçte milyonlarca Müslüman'ın kanına girdiler. Kimsenin etnik kimliğine bakmadılar, sömürülecek birer meta olarak baktılar. Şuanda aynı şeyleri görüyoruz. Batı Türkiye'yi insan haklarını ihlal etmekle suçluyor, sivillere zarar verildiği iftirasını atıyor. Ama önce kendilerinin en son Suriyeli mültecilere yaptıklarıyla yüzleşmeleri gerekiyor. Onlara birer canlı bomba gibi muamele ettiler. Dolayısıyla kimsenin Türkiye'ye insanlık dersi verme hakkı yoktur. Çünkü yüce Türk Milleti insanlığını bugüne kadar her zaman yapmıştır. Asla sivillere zarar vermemiştir. Teröristler ve hainler dışında hiçbir kesimi mücadelesinde karşına almamış, hedefine koymamıştır. Türkiye terörle mücadelesini sınırlarının dışına da taşımıştır. Fırat Kalkanı Harekatından sonra İdlip'te bir operasyon gerçekleştirildi ve oradaki insanlar şuanda huzur içerisinde yaşıyor. Şuanda Afrin operasyonu gerçekleştiriliyor. Türkiye bu konuda ABD, Rusya diğer muhataplarını defalarca uyardı ve bu bölgede PYD, PKK'nın bulunmasına izin vermeyeceğini, bunlara müdahale edilmezse askeri müdahalede bulunacağını çok açık ve net bir şekilde ifade etti. Bunu hem batıya hem de uluslar arası kamuoyuna anlattı. Türkiye'nin bu kararlılığı karşısında muhatapları gerekli adımları atmayınca Türkiye gerekli adımı attı ve Afrin'e Zeytin Dalı harekatını başlattı. Bu operasyon başarılı bir şekilde yönetiliyor ve sürdürülüyor. Yakında Afrin şehir merkezine girilecek ve o bölge PKK ve YPG'den temizlenecek ve gerçek sahiplerine teslim edilecek. Bu mücadele hayatını kaybeden şehitlerimize Allah'tan rahmet diliyorum, gazilerimize acil şifalar diliyorum."

Afrin'den sonra hedef Münbiç

            Afrin'den sonra hedefin Münbiç olduğunu söyleyen Destici, "ABD Türkiye'den gelen uyarılara cevap vermez ve sağ duyulu davranmazsa elbette Türkiye'ye Münbiç operasyonunu da gerçekleştirecektir. Hatta bununla da sınırlı kalmayacaktır. Türkiye daha sonra Suriye sınırında ne kadar terör yuvası varsa hepsinin tepesine inşallah inecektir. Türkiye kendi güvenliğini, sınır güvenliğini sağlamak zorundadır.

            ABD, Rusya ve Esad rejimi Türkiye'ye karşı zaman zaman birlikte hareket ediyorlar. Bu açıdan Türkiye Cumhuriyeti Devleti kendi göbeğini kendi kesmek zorundadır. Bize ne ABD'den ne Rusya'dan ne de bir başkasından fayda yok. Türkiye bunu gördü ve adımlarını attı. Sonuç alınana kadar, bölge teröristlerden temizlenene kadar da bu adımlarını atmaya devam edecek. Türkiye'nin bekası ve sınır güvenliği söz konusudur." diye konuştu.

Hainler sözde barış elçiliği yapıyor

            Türkiye sınırları içerisinde terör örgütü PKK'nin uzantılarının ve destekçilerinin olduğunu vurgulayan Destici, bu unsurların 'savaşa hayır' sloganları ile sözde barış elçiliği yaptıklarına işaret etti. Bu unsurlarla ilgili yürütülen soruşturma sürecinin hukuki olduğunu belirten Destici, şunları söyledi:            "Sadece batıda değil, içerde de hain ve katil PKK terör örgütünün uzantıları var. Bunların siyaset, medya, gazeteler ve sivil toplum örgütleri içerisinde olanları var. Bunların hepsi de güya barış elçisi kesilerek 'Savaşa hayır' diye bir takım beyanatlar ve açıklamalarda bulunuyorlar. Hangi savaştan bahsediyorsunuz? İki devlet arasında bir savaş mı var. Olan Türkiye'nin hain, katil PKK terör örgütünün uzantısı olan YPG'yi Suriye'nin kuzeyinden yok etmesidir. Siz açıkça PKK/YPG sempatizanı olduğunuzu, onlarla fikirdaş olduğunuzu söyleyin. Millet sizin gerçek yüzünüzü görsün. 'Savaşa hayır' diyenler açık PKK taraftarıdır. Burada bir ihanet söz konusudur. Biz herkesi bu ihanetten geri durmaya ve bu ihanetçilere iyi yüzlerine kanarak pirim vermemeye davet ediyoruz. Bunlarla ilgili yapılan soruşturmalar da hukuk çerçevesinde ve haklı süreçlerdir. Kimse kusura bakmasın. Hiç kimse Türkiye Cumhuriyeti Devletinin, bu büyük Türk Milletinin üzerinde değildir.  Herkes haddini bilecek. Zeytin Dalı Harekatının yanında durmak her Türkiye vatandaşının boynunun borcudur. Kahraman Mehmetçiğimizin, askerimizin, devletimizin yanında durmak her Türkiye vatandaşının boynunun borcudur. Açıkça söylüyorum bu harekatın yanında durmayanlar hainlerdir. Hainler de hak ettiği muameleyi görmelidir."

            2019 yılında yapılacak Cumhurbaşkanlığı seçimleri için MHP, AK Parti ve BBP'nin ittifak çalışmaları süreciyle ilgili son gelişmeleri anlatan Destici, açıklamasını şöyle sürdürdü:

            "Şuanda uyum süreciyle ilgili AK Parti ve MHP arasında oluşturulan komisyon çalışmasını sürdürüyor. Biz de Büyük Birlik Partisi olarak bununla ilgili yaptığımız çalışmaları her iki siyasi partimizle paylaştık, önerilerimizi sunduk. Biz de meclis dışından bu sürece destek vermeye devam ediyoruz. Bizim yaptığımız teklif metninin içerisinde barajın sıfırlanması, ittifakların yasal hale getirilmesi, milletvekillerinin bölgede nüfusu değil de seçmen sayısına göre belirlenmesi, hazine yardımının seçime katılan tüm partilere adil bir şekilde verilmesi var. Milletvekili sayısı 600'e çıktı, bunun yüz tanesinin Türkiye milletvekili olarak belirlenmesi talebimiz var. Diğer siyasi partilerimizin de başka talepleri var. Bütün bu talepler harmanlaştırılarak bir sonuç çıkarılmaya çalışılıyor. Özellik AK Parti Milliyetçi Hareket Partisi ve Büyük Birlik Partisi ittifaklarının yasal hale getirilmesi konusuna bir mutabakat var. Bu ittifaklar yasal hale getirildikten sonra da seçimlere de bu partilerin birlikte girme arzusu yönünde beyanname var. Şuanda bu süreç bu şekilde devam ediyor. İttifakların yasal hale getirilmesi aşamasında teknik olarak nasıl şekilleneceği konusunda komisyon bir çalışma sürdürüyor. Önemli olan üç partinin ittifakların yasal hale getirilmesi konusunda irade beyanında bulunması ve bu yasalaşmadan sonra seçime birlikte girmesi noktasında bir irade beyanında bulunmasıydı. Bu olumlu bir şekilde yürüyor. Biz de Büyük Birlik Partisi olarak başından beri beyan ettik, Türk Milliyetçilerinin, maneviyatçılarının bir araya gelmesinden ziyadesiyle memnunuz. Bir araya gelme noktasında elimizden gelen her türlü gayreti gösterdik ve göstermeye devam ediyoruz. Bize yakın düşünen siyasi partilerimizin de bu ittifakın içerisinde yer almasını hatta sadece partiler boyutunda değil, ne kadar sivil kitleler ve topluluklar varsa hepsini bu ittifakın içerisine davet edilmesini Türkiye açısından çok önemli görüyoruz."

Dönüşümleri destekliyoruz

            Türkiye önemli bir süreçten geçtiğini ve bunun birkaç ayağı olduğunu ifade eden Destici, "Bunlardan bir tanesi dış politikadaki süreçler, Afrin'e Suriye'nin ve Irak'ın kuzeyine gerçekleştirilen operasyonlar gibi. Çünkü bugüne kadar Türkiye sınırlarının dışına çok sınırlı şekilde çıkmış. Ama şuanda kapsamlı bir sınır ötesi harekat var. Tamamen bölgeyi teröristlerden temizlemek, hem kendi sınır güvenliğini hem de devletin varlığını koruma adına çok önemli bir adım. Türkiye Cumhuriyeti Devletinin kuruluşundan beri ilk defa bu kadar ciddi bir dış operasyon var. Bu da Türkiye'nin kabuğunu kırdığını ve yeni bir politikaya geçtiğini gösteriyor.

            Dönüşümün ikinci ayağı da sistemle ilgili. Türkiye 16 Nisan referandumuna kadar farklı bir sistemle yönetiliyordu. O sisteme son halini 1980 darbesini gerçekleştiren cunta karar vermişti. Türkiye 35 sene sonra bu sistemden de kurtuldu. Bu da önemli bir süreç. Bu sistemin tam olarak işlemesi için de uyum yasaları sürecinin tamamlanıp Türkiye'nin seçimleri yaşayıp seçimlerde de 16 Nisanda 'evet' diyenlerin kazanması lazım. Türkiye'de yeni sistem bu şekilde oturur. Eğer seçimden farklı bir sonuç çıkar eski sistem sevdalıları tekrar iş başına gelmiş olur ve Türkiye tekrar geriye doğru gider, statükonun baskısı altında yönetilmeye devam eder. Biz Büyük Birlik Partisi olarak bu iki dönüşüm ayağını çok önemsiyoruz. Dolayısıyla bu dönüşümlerin yanındayız. Biz devletin, milletin, ülkemizin ve inançlarımızın yanındayız. Kamuoyu da bunu böyle değerlendirmeli. Bu birisinin birisine desteği gibi küçük ve basit anlatılamaz. Burada mesele devlet meselesi, ülke meselesi, sistem meselesi ve inançlarımızın meselesidir." diye konuştu.