ERBAKAN HOCAYI ANARKEN (2)
ERBAKAN HOCAYI ANARKEN (2)

Dünkü yazımda “BASINDA ERBAKAN” başlığıyla, Hocamızın vefatı dolayısıyla yazılanlardan örnekler sunmuştum. Bu gün ise onun “ERBAKAN HAKLIYMIŞ” şeklinde anılmasına vesile olan öngörülerinden bahsetmeye çalışacağım. Böylece Erbakan Hocamızı hep beraber daha iyi anlayacağımızı ve anacağımızı düşünüyorum. Bu vesileyle bir kere daha 54'üncü Hükümetin Efsane Başbakanı Merhum Profesör Dr. Necmettin Erbakan’ın aramızdan ayrılışının 7'inci yıldönümünde onu bir kere daha rahmetle ve hasretle anıyor, makamının cennet olmasını Allahtan diliyorum.

                Hocamızın öngörüleri konusuna nereden başlayacağımı bilemiyorum. Zira “Hocam bunda da haklıymışsınız” diyeceğimiz o kadar sözü ve fiili var ki. ABD'nin 65 bin askeri ve olanca savaş ağırlıklarıyla birlikte Doğu Anadolu’muza yerleşip Irak’ı işgale hazırlandığı günlerde, TBMM'ye gelen işgal teskeresi konusunda söylediği “eğer bu teskereye EVET derseniz 7 sülalenizin başı secdeden kalkmasa da bunun vebalini ödeyemezsiniz” demesinden mi, Ergenekon ve Balyoz davaları için söylediği  “ABD, Irak işgaline karşı çıkan askerlerimizi tavsiye ediyor” demesinden mi, Kıbrıs konusunda söylediği  “Bizim Rumlarla konuşacak bir konumuz yok, biz Kıbrıs meselesini 1974'deki Barış Harekâtı ile çözdük, bunun dışındaki her yaklaşım Annan planına hizmet eder” demesinden mi,  “AB ile ilişkiler derhal kesilip, D-8 hayata geçirilmelidir, zira AB'nin ipiyle de kuyuya inilmez” demesinden mi bahsetsem, karar veremiyorum. Bu konuların tamamını bir yazıya sığdırmak zor olacağından, en iyisi yukarıdaki hususlar hakkında yeri geldikçe bahsetmek umuduyla, son yılların en sıcak gündemi olan FETÖ ve Irak-Suriye-İran-Türkiye hakkındaki öngörülerine değineceğim.

                Hemen herkesin bildiği gibi, özellikle 15 Temmuz Kalkışmasından sonra Erbakan Hocamız için “Erbakan haklıymış, FETÖ'yle ilişki kurmayan tek insan Erbakan’mış” gibi sözler dile getirildi hemen her kesim tarafından. Gerçekten de Hocamız ta başından beri Fetullah Gülen’le hiç barışık olmadı. Sanırım 1990 yılı idi. Hocamız FETÖ tarafından yürütülen Dinler Arası Diyalog (kaç tane HAK DİN varsa?) ve Medeniyetler İttifakı çalışmaları için “bu gayretler ancak Yahudi’nin işine yarar” der, iman ve itikat noktasındaki yanlışlıklardan bahsederdi. Hocamızın bu konuyla ilgili öngörüleri bizim için de kılavuz olmuştu. 1989 yılı idi. Ben, Refah Partisi Tokat İl Başkanıyım ve Almus İlçemizin kongresinde konuyla ilgili düşüncelerimi aktarıyorum. Kongremize misafir olarak katılmış olan birisi (şimdi ne haldedir bilmediğim için ismini vermiyorum) anlattığım hususlar için “yalan ve yanlış şeyler anlatıyorsunuz” diyerek şiddetle karşı çıkmış ve kongredeki havayı gerginleştirmişti. Bilindiği gibi 15 Temmuz münasebetiyle takke düşüp kel görününce, birçok kişi ve kuruluş “ERBAKAN HAKLIYMIŞ” demekle kalmayıp, samimi ve içten özür beyanlarını da dile getirdiler. Ama neye yaradı ki. Hocamızın FETÖ hakkındaki öngörülerini en az benim kadar yakınında dinleyenlerin ihmali yüzünden olanlar oldu ve millet olarak 15 Temmuz kâbusunu yaşadık. Bu konuda çok şeyler söylendiği, yazıldığı ve hala söylenip yazılmaya devam ettiği için detaylara girmeyip, bu vesileyle 15 Temmuz şehitlerimize Allahtan rahmet, gazilerimize sağlık ve şifalar, yakınlarına sabırlar diliyorum.

                Hocamızın unutmadığım ve son olaylar dolayısıyla hatırladığım ibretlik bir öngörüsü de Irak, Suriye, İran ve Türkiye üzerine söyledikleridir. Hocamız ne zaman dünya siyasetinden ve özellikle orta doğu konusundan bahsetse sözü Yahudilere ve Siyonizm’e getirerek “Dünya hâkimiyetine oynayan Yahudi’nin amacı, böl-parçala-yut taktiğiyle, Türkiye’yi istediği kıvama getirip, 5000 yıllık hayali olan Fırat ve Dicle arasındaki güya vaat edilmiş toprakları ele geçirmektir. Siyonizm’in planı budur ve bu planını gerçekleştirmek için başta ABD olmak üzere herkesi kullanır. Şunu herkes bilmeli ki, Irak’tan sonra sıra Suriye, İran ve asıl hedef Türkiye olacaktır.  Aman dikkatli olun. Oyuna gelmeyin. Suriye’deki olası bir karışıklıkta Hucurat Süresi 10'uncu ayetin gereği olarak taraf olmayın, sonuna kadar barışı muhafaza etmeye çalışın, kardeşlerinizin arasını düzeltin. Zira Suriye’ye kolay girilir ama zor çıkılır” derdi.

                Güncelliği dolayısıyla,  bu husus üzerinde biraz durmak istiyorum. Hocamız, yukarıda belirttiğim Suriye ile ilgili sözleri söylediğinde, Suriye'de her şey yıllardan beri olduğu gibiydi. Ne savaş, ne işgal ne DAEŞ, ne ABD, ne Rusya ne İran vardı. Üstelik yıllardır, her fırsatta Esad’ın büyük bir zalim olduğunu söyleyenlerin kurdukları dostluklar sayesinde, Suriye ile tarihimizde olmadığı kadar sıcak ilişkiler kurulmuştu. Ama Hocamızın öngörülerini hayali bulanlar, ABD gibi emperyalist bir devletin güdümüne girince “6 saatte Şama varır, sabah namazını Emevi Camiinde kılarız” demeye kadar götürdüler işi. Bilahare, bizim Suriye’ye biran önce girmemiz için serseri mayın misali Kilise atılan roketler, şehirlerimizde patlayan canlı bombalar derken, hepimizin malumu olduğu üzere önce El- Babab’a, şimdilerde ise Afrin’e girmeye mecbur kaldık. Suriye'de yokluk, açlık ve ölüm kol geziyor. 5-6 milyon insan Lübnan’da, 3,5 milyon insan ülkemizde ve bir milyondan fazla Suriyeli de  dünyanın çeşitli ülkelerinde göçebe hayatı yaşıyor. Bu durumu görünce bir taraftan “Ah Hocam ah, Irak için söylediğiniz öngörülerinizi dikkate almayıp, bunlar hayalî ve dayanağı olmayan sözlerden ibaret diyenler yüzünden, Irak'ta işlenen vahşi cinayetlerin bir benzeri şimdi Suriye'de yaşanıyor.” derken, bir taraftan da “Hocam, işler öylesine karıştı ve ülkemiz öyle mecburiyetlerle karşı karşıya geldi ki şimdilerde, inşallah İran ve ülkemiz hakkında söylediğiniz öngörülerde yanılmışsınızdır” diye dua etmek durumunda kalıyorum ama, gene de korkmadan edemiyorum. Zira 20.02.2017 de Sayın başbakanımız Binalı Yıldırım’ın, Trump’un yardımcısı Mark Pence ile Almanya'da yaptığı görüşmenin arkasından Sayın Pence “Her iki ülke lideri İran’ın bölgede istikrarı baltalamasına izin vermeyecekleri konusunda mutabık kaldı” şeklinde ki açıklama aklımdan çıkmıyor.

                Diğer taraftan, Musul ve Kerkük’te olanları, Irak başbakanının Başika konusundaki haddi aşan sözlerini, Haşdi Şabi grubunun aşırılığı, yıllardır aşikâr olan İran-İsrail-ABD zıtlaşmasını ve ABD'nin başında “Büyükelçiliğimizi Kudüs’e taşıyacağım” diyecek kadar İsrail yanlısı birinin bulunduğunu düşününce korkularım daha da artıyor.

                Umarım, geçmişten ve hâlihazırdaki Bizansı kıskandıran oyunlardan ders çıkarıp, bu korkulu oyunu elbirliğiyle bozarız. Haydi ülkem bu oyunu bari bozalım ve bu tuzağa düşmeyelim de, bu defa varsın Erbakan Hocamız yanılmış olsun. Kalın sağlıcakla. 28.02.2018

Nizameddin Aydın