VATAN SAVUNMASI YAHUT ZEYTİN DALI HAREKÂTI
VATAN SAVUNMASI YAHUT ZEYTİN DALI HAREKÂTI

Prof.Dr.Ertuğrul YAMAN

(eyaman60@gmail.com)

Tarih Tekerrür Eder!

Türkiye, dünyanın en güzel coğrafyalarından birisinde bulunuyor. Jeopolitik açıdan da son derece önemli bir kavşakta yer alıyor. Bu bakımdan ülkemize göz diken, üzerimizde emeller besleyen birçok devlet ve mahfil var. 15 Temmuz’da yaşadığımız alçak ve hain darbe girişimi, ülke ve demokrasi tarihimize kara bir leke olarak geçmiş, üzerimizi kara bulutlar misali kaplamıştır. Bu hain saldırılar, neyse ki Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip ERDOĞAN başta olmak üzere devlet yöneticilerimizin, halkımızın, ordumuzun ve emniyet güçlerimizin üstün gayretleriyle bastırılmıştır. 

                Allah’ın izni, keremi ve lütfuyla, ava giden avlanmış, darbeciler darbe yemişlerdir. Açıkça başarısız olmuşlar ve çok şükür yenilmişlerdir. Hain ve alçaklar, millet ve devlet tarafından kıskıvrak yakalanmıştır. Harici ve dahili hasımlarımız muazzam bir yeis içine düşürülmüştür elhamdülillah. Yüce Mevlamız, asırlarca İslâm’ın bayraktarlığını yapmış, yeryüzünde birçok bölgeye adaletle hükmetmiş bu aziz millete yardım etmiş ve böylelikle ülkemiz Rabbimizin güzel sıfatları, rahmeti ve inayeti  sayesinde uçurumun kenarından döndürülmüştür.

                Böylesi bir hain teşebbüs, keşke hiçbir şekilde yaşanmamış olsaydı. Lakin, Atalarımız; “Bir musibet bin nasihatten evladır.” demişler. Bu musibet olaydan dersler de çıkarmak gerekir. Bundan sonraki muhtemel kalkışma ve suikastlara karşı en üst düzeyde tedbirler alınmalıdır. FETÖ ve diğer bölücü örgütlere karşı aynı kararlılıkta mücadele aralıksız sürdürülmelidir. Kamu çalışanları ve halka karşı muamelede, sağduyu ve adalet asla elden bırakılmamalıdır. Fırsatçılara da pirim verilmemelidir. Yakalanmış olan milli mutabakat zemininde ülke içinde birlik beraberlik ve huzur için özel gayretler sarf edilmelidir. Özellikle eğitim sistemimizde milli ruh ve milli duygu esas alınmalıdır. Devlet kadrolarında ve kritik makamlarda millet ve vatan hassasiyeti yüksek, yerli ve milli insanlara daha fazla görev verilmelidir. Devlet kurumları tek başına hiçbir dini yapı veya grubun, herhangi bir zümrenin inisiyatifine terk edilmemelidir.

                Öte yandan, 15 Temmuz hain darbe girişimi, bizlere vatan, millet, devlet ve bayrak kavramlarının da önemini derinden hissettirmiştir. Hemen herkes; artık vatanın kuru bir toprak parçası, milletin sıradan bir kalabalık, devletin çocuk oyuncağı ve bayrağın ucuz bir bez parçası olmadığını anladı. Vatan hainleri dışında hepimiz, bu kavramların değerini –ne yazık ki bayağı ciddi bir bedelle- öğrenmiş olduk. Her dem dikkatli olmak zorundayız. İçeride yahut dışarıda “Su uyur, düşman uyumaz!”

 

Terör Koridoru ve Zeytin Dalı Harekâtı

                Güzel yurdumuz Türkiye, son yıllarda, güney sınırlarında yeni bir oyunun içine çekilmek istenmektedir. Ülkemiz, yöneticilerimizin üstün öngörüleriyle, vatanımızı savunmak ve mazlumların yanında yer almak adına, Suriye’nin kuzeyinde bir mücadelenin içindedir. Türkiye’nin bu mücadelesi, bir hak mücadelesidir. Nitekim, her biri farklı bir emelin peşinde olan onlarca devlet açık ya da gizliden karşımızda bir terör koridoru oluşturmuşlardır.  Biz, tarihten bugüne kadar hiç kimseye saldırmadık. Ancak, meşru müdafaamızdan da asla taviz vermedik, vermeyeceğiz de! Biz biliyoruz ki vatan müdafaası sadece sınırlarımızı korumakla olmaz. Cennetmekân Ulu Hakan Abdülhamid Han’ın dediği gibi:

                “Savaş, yalnız sınırlarda olmaz. Savaş, bir milletin topyekûn ateşe girmesidir. Eğer bu bütünlük sağlanmazsa, zafer tesadüfi, yenilgi kaderdir.”

                Biz bugün Suriye’nin kuzeyinde gerek oradaki bütün mazlumların -Arap, Türkmen, Kürt ayırmadan- hepsinin hakkını korumak ve gerekse sınırlarımıza yönelen tehdidi bertaraf etmek için uluslararası hukuktan aldığımız güvenceyle mücadele ediyoruz. Bütün tehdit ve zulümler sona erinceye kadar da devam edilmelidir.

                Bir tek sivile dahi zarar vermeden, vatan topraklarımızı korumak amacıyla, Türkiye’mizin güvenliğini tehdit eden PKK, PYD, YPG, DEAŞ gibi terörist unsurlardan bölgeyi temizlemek için emin adımlarla  yürüyoruz. Şunu cümle âlem bilsin ki bizim Afrin’deki varlık sebebimiz, tarihi misyonumuza uygun olarak o topraklara güven ve huzur götürmektir. Nitekim, harekâtın adı özenle seçilmiştir: Zeytin Dalı!

                Bizler şerefli Türk Milleti’nin evlatlarıyız. Tarihte de günümüzde de haksız olarak kimsenin tavuğuna kış dediğimiz yoktur. Dün olduğu gibi bugün de Vatanımızı, sınır boylarımızı korumak zorundayız. Tarihteki mücadelemiz neyse 15 Temmuz’daki mücadelemiz de odur. Çanakkale’deki mücadelemiz neyse bugün AFRİN’deki mücadelemiz de odur. Yarın MÜNBİÇ’teki mücadelemiz de o olacaktır.

                Bu haklı mücadelemiz ne kadar sürerse sürsün,  son terörist etkisiz hâle getirilinceye kadar, o kadim toprakları terör örgütlerinden temizlenecek ve asıl sahiplerine teslim edilecektir. Ülkemizde âdeta ensar ruhuyla  misafir ettiğimiz Suriyeli kardeşlerimiz de böylelikle asıl vatanlarına kavuşturulmuş olunacaktır…

 

Afrin’de İnsani Hassasiyet!

                Biz devlet ve ordu olarak o kadar güçlüyüz ki istersek Afrin'i üç-beş gün içinde, taş üstünde taş bırakmayacak şekilde yerle bir ederiz. Oysaki, bizim inancımızın temelinde ve medeniyet mefkûremizde; dili, dini ve ırkı ne olursa olsun "Bir masumun ölümü,  bütün insanlığın ölümüne eşdeğerdir" anlayışı vardır. O sebeple temkinli ilerliyoruz. Mehmetçiğimiz hiçbir sivile zarar vermeden, âdeta iğneyle kuyu kazarcasına, bölgeyi teröristlerden temizliyor. 

 

Beka Meselesi!

                Ülkemizin bekasını ve güvenliğini tehdit eden her türlü tehlikeyi bertaraf etmek üzere her zamankinden daha da kararlıyız. Daha güçlü ve daha azimliyiz. Bize bir adım gelene biz bin adım gideriz. Bize düşmanlık edeni de ezer geçeriz. Bize dost olmak kolay, düşman olmak zordur.

                Olası bir tehdit anında, bu memleketin her bir ferdi, boran olur fırtına olur, Nene Hatun olur, Ömer Halisdemir olur hain şer odaklarının üzerlerine Yıldırım Beyazıt’ın Niğbolu’da yağdığı gibi yağarız evelAllah. Bu inanç bu uhrevi ahenk nerede var?  Allah, bu haklı mücadelemizde yer alan, katkı sunan, destek olan herkesten razı olsun inşallah.

                Memleketi, kendilerinin dahi kumanda etmediği televizyonların önünde kurtarabileceğini sananlar, tarihin tozlu raflarında yerini almaktan kendilerini kurtaramazlar. Tarih; rahat koltuklarda değil; tatil beldelerinde değil,  bizzat cephede tankın, tüfeğin önünde yazılır. Çünkü, mesele beka meselesidir.

 

Adsız Kahramanlar!

                Asıl kahramanlar; sınır boylarında, sıra dağlar gibi duran, gece nöbetlerinde gözünü kırpmadan vatanını bekleyen Mehmetlerimizdir.

                Asıl kahramanlar; 15 Temmuz hain darbe girişiminde, Sur’da, Afrin'de göğsünü siper etmekten çekinmeyen, her bir vatandaşımızdır, asker ve polisimizdir. Ülkemizin birlik ve bütünlüğü için, demokrasimiz için, gözlerini dahi kırpmadan canlarını vermekten çekinmeyen bütün şehitlerimizi rahmet ve minnetle anıyorum. Mevlamız mekânlarını yüce eylesin, inşAllah.

                Dost düşman iyi bilsin ki şerefli Türk milletiyle asla oyun olmaz. Kimse; imanımızı, vatan sevgimizi, sabrımızı, dirlik ve birlik kararlılığımızı, gücümüzü test etmeye kalkmasın. Tarihte bunlar çokça denenmiştir. Çanakkale şahittir. 15 Temmuz şahittir. Aslında koskoca bir tarih bunlara şahittir. Milli hafızamız da yerli yerinde, hiçbir şeyi unutmadık çok şükür! Böyle biline…

                Bazı aklı evveller: “Suriyeli mazlumları niye aldınız Türkiye’ye?” diye gafletle soruyorlar. Bizler, tarih boyunca din, dil, ırk ayrımı yapmadan herkese kucak açtık. Çünkü, bizim inancımızın temelinde  “Mazlumlara merhamet etmeyene Allah merhamet etmez.” anlayışı vardır.

                Herkes şunu iyi bilsin ki vatanımızı, milletimizi ve devletimizi ne pahasına olursa olsun savunacağız. Bizim hiç kimsenin toprağında gözümüz yoktur. Ne var ki hiç kimsenin zulmüne de göz yummayız ve dahi kulak tıkamayız.

 

Merhum Mehmet Âkif’in ifadesiyle:

 

“Zulmü alkışlayamam, zalimi asla sevemem;

Gelenin keyfi için geçmişe kalkıp sövemem.

Biri ecdadıma saldırdı mı, hatta boğarım

…”

                Tarih şahittir! Haksızlığa rıza göstermektense, can vermeyi tercih etmiş bir milletin çocuklarıyız biz. Bizler inanıyoruz ki “Kalırsak Devlet bizim; ölürsek Cennet bizimdir.”Vesselam!