TARIM VE HAYVANCILIĞIMIZ? ONUNCU BÖLÜM (SON)
TARIM VE HAYVANCILIĞIMIZ? ONUNCU BÖLÜM (SON)

TARIM VE HAYVANCILIĞIMIZ?

ONUNCU BÖLÜM (SON)

 

24 – 26.08.2017 tarihli ve 30166 sayılı Resmi Gazete de yayımlanan Hayvancılık Desteklemeleri Hakkında Uygulama Esasları Tebliği çerçevesinde yapılacak destekler, yazım boyunca anlatmaya çalıştığım TARIM ve HAYVANCILIĞIMIZIN içler acısı durumun fark edildiğini gösteriyor. Bu beklenen ve gerekli olan bir tebliğdi. Bu noktada bir iki hatırlatma yapmak istiyorum. Yukarıda da belirttiğim gibi kararların takibi ve kontrolü karar almaktan çok daha önemlidir.  Bu hususta bir iki hatırlatma ve uyarıda bulunmak istiyorum.

                ANAP döneminde hayvan başına ve ahır yapmayla ilgili destekler açıklanmıştı. Bölgemizde çok yoğun ilgi görmüştü bu karar. Ancak ahırların çoğu bitmişti ama birçoğunda hayvan yoktu. Belli ki destekler başka yerlere harcanmıştı. Kontroller başlayınca, başka bir ahırdaki hayvanlar boş olan ahırlara taşınıyordu. Bu durumu fark eden memur “Yahu şu alaca ineği bir daha taşımayın. Artık onu tanıyorum. Bu kadarda olmaz ki” der. Bir başka kötü örnek de şöyle yaşandı. Bir zamanlar destekler ürüne değil de tarlaya veriliyordu. İşte o günlerde kontroller başlayınca, rast gele yerler gösteriliyor ve destek onaylanıyordu. Bu destekleri alanların pek çoğu da söz konusu tarlaya herhangi bir ekim yapmadan bu destekleri aldılar. Durum fark edilince bu uygulamadan vazgeçildi. Bu ve benzeri olumsuzluklara ve istismara meydan vermemek adına tekraren diyorum ki uygulama karar almaktan çok daha önemlidir.

                25–TARIM ve Hayvancılıkla doğrudan ilgili olmasa da, dolaylı olarak ilgili olduğuna inandığım bir konuya çok istememe rağmen bu yazımda değinemedim. Hani şu sağlığımızı tehdit eden, ürünlerin ömrünü uzatmak, albenisini artırmak, farklı tat ve lezzetler vermek, daha ucuza mal etmek ve çocukların dikkatini çekecek ambalajlama yapmak gibi sebeplerle kullanılan domuz kılı ve eti dâhil çok çeşitli kimyevi ve suni katkı maddeleri kullanımı var ya. İşte ondan bahsetmeyi arzu etmiştim. Ama konunun içine biraz girdiğimde gördüm ki başlı başına karmaşık ve çok farklı bir konu. Üstelik de işin bir de helal ve haram tarafı var ki, başlı başına uzun bir yazı konusu.  Bu husus son yıllarda yapılan karkas et ithalatından sonra “acaba kesimlerde bizden birileri işin başında mı ve İslami usullere uyuluyor mu?” şeklindeki endişeler sürekli konuşulur ve tartışılır oldu. İnşallah bir başka yazımda konuyu ele almaya çalışacağım.

                26 – TARIM ve HAYVANCILIĞIMIZ için 2017 yılında verilen toplam destek 12,8 milyar idi. Bu rakam 2018 bütçesi için sadece 2 milyar artırılarak 14,8 milyar olarak konmuştur. Hâlbuki halen geçerli bir kanunumuza göre GSYH'nın yüzde 4,5'u TARIM ve HAYVANCILIĞA destek olarak ödenmesi gerekmektedir. Buna göre 2017 yılı bütçesine 30 milyar lira, 2018 bütçesine de 34,5 milyar TL destek ödeneği konulması gerekirdi. En güncel ve ibretlik bir uygulama olan bu durum, verilen bir yığın sözün aksine TARIM VE HAYVANCILIĞA hala üvey evlat muamelesi yapıldığını göstermektedir. Bu düşüncemi destekleyen bir başka durumda, 2015 yılı Tarım Bakanlığı Faaliyet Raporundaki "2015 yılında hayvancılığa verilen toplam destek 3 milyardır.” açıklamasıdır. Bunca ihmal sonucu ortaya çıkan en çarpıcı durumda, ülkemiz ekonomisinin 2017 yılı büyüme oranı %11,1 olduğu halde, tarımdaki büyüme sadece %2,8'dir. Bu rakam yukarda söylediğim “hala TARIM ve HAYVANCILIĞIMIZ üvey evlat muamelesi görüyor" şeklindeki ifademi doğruluyor. İnanın son yıllarda üzülerek yaşadığımız bunca ithalat sıkıntısına rağmen bu kadar açık ihmali anlamakta zorlanıyorum. Bu durum ihmalin ve beceriksizliğin de ötesinde bir durum gibi geliyor bana. Tekrar ediyorum bana göre en etkili ve önemli olan önlem her türlü desteği 2 katına çıkarmaktır. Aslında 2 katı bile az. Çünkü yukarda da belirttiğim gibi 2018 bütçesine konacak destek yasa gereği 34,5 milyar olmalıydı. 

                27- Son olarak örnek olması bakımından, 10 adet kültür cinsi sığırın bir yıllık gelir-gider hesabını da sizlerle paylaşmak istiyorum. Bu hesabı süt üreticileri birliği ile iki ayrı besiciden bizzat aldığım bilgiler çerçevesinde hazırladım.

                Bir adet sığır, bir ayda 150 kilo saman, 240 kilo kesif yem, 500 kilo küspe-silaj karışımı, 120 kilo yonca yer. Bu yiyeceklerin sırayla piyasa fiyatları ise, 0.7, 1,2, 0.12 ve 1 liradır. Buna göre: Bir ayda bir sığıra saman için 105, kesif yem için 288, silaj-küspe karışımı için 60, yonca için 120 lira harcama yapılacaktır. Bu da: 150x0.7+240x1.2+500x0.1+120x1=573 lira eder.

                Bir aylık gelir ise: Her sığır ortalama 22 kilo süt verdiği ve sütün fiyatının da 1,4 lira kabulüyle 22x1.4x30=924 lira olur. Yani bir ayda bir sığırdan 924-573= 351 lira gelir elde edilmiş olur. Bir yılda ise: 351X12= 4.212 lira gelir elde edilir.

                Bir sığırın yılda bir buzağı olduğuna göre ve bu buzağı bir yaşına kadar annesinin yediğinin 1/3 ünü yediği, bir yaşında da yaklaşık 6000 lira ettiği düşünülünce: 6000-573x12/3=3.708 lirada buradan gelir elde edilmiş olur. Buna göre toplam gelir: 4.212+3.708=7.920 lira toplam gelir ortaya çıkar. 10 adet sığır için bu gelir bir yılda 79.200 lira olarak neticelenmiş olur. Bu iş için 2 işçi istihdam edilmiş olduğunu düşünürsek 1600x2 =3.200 lira eder. Net kalan gelir ise: 79.200-3.200= 76.000 liradır. Buzağı ölümleri ve hastalık gibi hesapta olmayan ekstra masraflar toplamını da 11.000 bin lira kabul etsek, kırsal kesimde ki bir aile işletmesinin yıllık geliri net 65.000 lira demektir. Kırsal kesimdeki mütevazı bir ailenin aylık harcamasının 3.500 lirayı geçmeyeceğini düşündüğümüzde yıllık harcaması 3.500x12=42.000 lira, yıllık tasarrufu da 65.000-42.000=23.000 lira olabilir. Eğer ailenin kendi arazisinden yoncası, samanı ve yaylak yeri var ise, yıllık geliri 65.000 değil, yaklaşık 80.000 liradan, yıllık tasarrufu da 80.000-42.000=38 bin liradan aşağı olmayacaktır. Bu rakamlara bakıldığında kırsal kesimdeki 10 başlıklı küçük aile işletmeleri yeterince desteklenir, güven ve moral verilebilirse yapılabilir görünüyor. Buna rağmen bu sektörde çekilen sıkıntıları, çekimserlikleri ve tereddütleri anlamakta zorlanıyorum. Kanımca, ahırı olan ve 10 sığırın 2’sini karşılayabilecek taliplilere, kontrollü, sıkı takipli ve güvenceli olarak bu 10 sığırın 2 tanesini hibe şeklinde,  6 tanesini de faizsiz ve iki yıl ödemesiz olarak, 6 yıl vadeli destek verilirse, iki tarafta kârlı olacaktır. Şayet bu uygulama ülke çapında ve kırsal kesimdeki 5000 aileye verilirse, 6 yılın sonundaki süt üretimi 22x365x10x5000x6=2.409.000.000 litre süt veya yaklaşık 2.750.000. ton süt eder. Sütün litresi 1,4 lira olduğuna göre toplam süt bedeli 2.409.000.000x1.4=3.372.600.000 lira olacaktır. Bu sağlanabilirse Ülkemizde kişi başına düşen süt üretimi sırf bu sebeple 6 yıl sonunda yaklaşık 30 litre artmış olacağı gibi, 2015’de süt ürünleri ithalatına ödediğimiz yaklaşık 400 milyon lirayı 6 yıl boyunca çok rahat karşılayacaktır. Bu hesaba göre devletimizin toplam desteği ise (sığırların fiyatını 10.000 lira kabul edersek) 10.000x2x5.000=100.000.000 lira hibe şeklinde, 10.000x6x5.000=300.000.000 lirayı da 6 yıl sonra geri alması şeklinde olacaktır. Buna karşılık (her aile beş kişi olsa): 5+2x5000=35.000 kişiyi istihdam etmenin yanında, hem yukarda hesapladığımız üretim bedeli olan 3.372.600.000 lira ile iç piyasa kısmen de olsa canlanacak, hem de ithalata ödeyeceğimiz bedelin bir kısmı veya tamamı ülkemiz içinde kalacaktır. Kanaatime göre, bahsettiğim destek şeklinin 10 bin aile için yapılabilmesi de mümkündür. Elbette o zaman rakamlar iki katına çıkacak ve hayvancılık sektörüne olan katkı daha da belirgin hale gelecektir. Not: Devletimizin ORKÖY şartıyla vermiş olduğu destek, benim önerdiğim şekle benziyorsa da istenilen elde edilemediğine göre desteği daha da cazip hale getirmek gerektiği anlaşılıyor. Bu noktada önerim, desteği yukarda arz etmeye çalıştığım miktara çıkarıp, ORKÖY şartı da kaldırılarak daha da yaygınlaştırılmalıdır. Bir başka önerim de bu işe talip olanlara mutlaka farklı seçenekler de sunulmalıdır. Benimkisi küçük bir araştırma sonunda yaptığım hesabı siz değerli okuyucularla paylaşmaktır. İlgililer, konu üzerine hassasiyetle eğilirlerse, çok daha uygun çözümler bulunacağı kanaatindeyim.

                BU TABLOYA RAĞMEN HAYVANCILIĞIMIZIN HER YIL BİRAZ DAHA KÖTÜYE GİDİŞİ SEBEBİYLE, HALA MİLYARLARCA LİRALIK ET VE CANLI HAYVAN İTHAL EDİYOR OLMAMIZ YA BÜROKRATİK ENGELLER OLUŞUNU YA DA ÜRETİCİYE KONUYU ANLATMAKTA AKSAKLIKLAR OLMA İHTİMALİYLE BİRLİKTE GÜVEN SORUNUNU AKLA GETİRİYOR, BEN ŞAHSEN BU DURUMU ANLAMAKTA ZORLANIYORUM. ANLAYAN VARSA BERİ GELSİN. ÜRETİCİLERİMİZE VE İLGİLİLERE İTHAF OLUNUR.

                NOT:  BU SON BÖLÜMDE YAPTIĞIM HESAPLARDA BULUNACAK BİR YANLIŞLIK VEYA ANLAŞILMAYAN TARAF İÇİN BENİMLE TEMAS KURABİLİR.  06.04.2018

Nizamettin AYDIN