KÖY ENSTİTÜLERİ İLE ANADOLU UYANIYORDU
KÖY ENSTİTÜLERİ İLE ANADOLU UYANIYORDU

Eğitim-İş Tokat İl Başkanı Mithat Eş yaptığı açıklamada köy enstitülerinin 78. kuruluş yıldönümü kutladı.

            Köy Enstitülerinin Anadolu’nun aydınlanma meşaleleri olarak “köylere öğretmen ve diğer meslek erbabını” yetiştirmek üzere 1937 yılında açılmaya başlandığını ifade etti eden Eş, 17 Nisan 1940 yılında 3083 sayılı yasayla, Hasan Ali Yücel’in Milli Eğitim Bakanlığı yaptığı dönemde ve İsmail Hakkı Tonguç’un önderliğinde kurulduğunu sözlerine ekledi.

            Köy Enstitüleri’nin kurulduğu dönemde Türkiye’de eğitim düzeyinin düşük olduğunu belirten Eş,  nüfusunun yüzde 80’ninin köylerde yaşadığını ifade etti.

            Köy Enstitüleri’yle birlikte ekonomik ve toplumsal kalkınmanın hedeflendiğini belirten Eş, “Nüfusu 18 milyona yaklaşan Türkiye’de 1939-40 ders yılında ortaokul öğrencilerinin sayısında ve lise öğrencilerinin sayısında önceki yıllara kıyasla büyük bir artış göstermiştir” dedi.

KÖY ENSTİTÜLERİ KAPATILARAK ANADOLU’NUN AYDINLANMA PROJESİ ORTADAN KALDIRILDI

            Köy Enstitülerinin, savaştan çıkmış, viraneye dönmüş, yanmış, yakılmış Anadolu ile yoksullukla, cehaletle boğuşan Anadolu insanını uyandırma, ayağa kaldırma, uygar bir Türkiye oluşturma projesi olduğunu belirten Eş konuşmasını şöyle sürdürdü: “Öğrenciler; öğreniyor, öğrendiklerini uyguluyor ve üretiyordu. Bu dönemde köy çocukları eğitildikten sonra köylerine tarımda, sanatta, zanaatta ve sağlık alanlarında öğretmen olarak geri gönderilmiştir. Köy Enstitülerinin başlıca amacı kırsal alanı kalkındırmak, köylüyü eğitmek ve eğitmenlerle köylüyü üretici duruma getirmekti.

Yüzyıllardır horlanmış köy çocuklarından yazarlar, şairler, müzisyenler, bilim adamları çıkmaya başlamıştı. Anadolu uyanıyordu. Ancak bu yüksek dinamizm ve Cumhuriyetçi kadronun kazandırdığı ivme gerici ve tutucu egemen güçlerden tepkiler almaya başlamıştı. Ülkenin toplumsallaşma sürecini kolaylaştırmak için gerçekleştirilen Köy Enstitüleri girişimi, kazandığı onca olumlu sonuca karşın dinsel değerlerin çöküşüne neden olduğu gerekçesi ve komünizm geliyor korkutmalarıyla tamamlanamadı. Önce bilinçli olarak içi boşaltılan ve yozlaştırılan Köy Enstitüleri kapatılarak Anadolu’nun en önemli aydınlanma projesi ortadan kaldırıldı”

KÖY ENSTİTÜLERİ’NİN DEMOKRAT VE AYDINLANMACI GELENEĞİNE SAHİP ÇIKIYORUZ

            Eğitim-İş olarak amaçlarının Köy Enstitülerinin felsefesiniokullarda yaşatmak olduğunu belirten Eş, “Bugün öğretmen yetiştirmeden başlayarak eğitim sisteminin yaşadığı pek çok sorunun kaynağında Köy Enstitüleri’nin kapatılması yatmaktadır. Köy Enstitüleri’nin kapatılması ülkemizdeki aydınlanma sürecinin durdurulması ve demokratik işleyişin sekteye uğratılması anlamına gelmiş, genel anlamda da demokrasimizin derin bir yara alması sonucunu doğurmuştur. Enstitülerin kapatılması Türkiye’nin aydınlanma tarihinde gericiliğin zaferi olarak yerini almıştır.

            Ne yazık ki, o gerici anlayışın uzantıları bugün de işbaşındadırlar. AKP iktidarı döneminde uygulanan politikalarla eğitimin niteliği düşürülmüş, çağdaş, bilimsel, akılcı, laik eğitim sistemine büyük bir darbe vurulmuştur. 4+4+4 eğitim sistemi ile Cumhuriyet’in temeli olan “Öğretim Birliği” parçalanmış, laik, bilimsel, parasız ve ulusal eğitim yok edilmiş, okullarımız medreseye döndürülmüştür. Siyasi iktidar, çocukları medrese eğitimi ile “itaatkar”, “biat eden” kullar haline getirmeye çalışmaktadır.

            Bugün Köy Enstitüsü ruhunu yeniden yakalamak ancak çağdaş, üretken ve demokratik eğitim yöntemini ulusal eğitim sistemimizin her aşamasına uygulayarak; eleştiren, sorgulayan çağdaş bireyler yetiştirmekle olur. Üretken ve yaratıcılığın desteklendiği eğitim anlayışı bugün yaşadığımız eğitim sorunlarının da çözümü olarak görülmelidir. İşte o zaman Atatürk’ün ve cumhuriyetin öğretmenlerden istediği ‘Fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür’ nesilleri yetiştirebiliriz.

78. Kuruluş Yıldönümünde Köy Enstitüleri’nin ilerici, demokrat ve aydınlanmacı geleneğine sahip çıkıyoruz. Eğitim-İş olarak amacımız; Köy Enstitülerinin felsefesi, heyecan ve ruhunu okullarımızda yaşatmak, tüm yurtta cumhuriyetin, aydınlanmanın ateşini yeniden yakmak, ülkemizin geleceğine umut ve ışık olabilmektir. Eğitim-İş, Mustafa Necati’den, Hasan Ali Yücel’den, Fakir Baykurt’tan ve Başöğretmenimiz Mustafa Kemal Atatürk’ten devraldığı bu görev ve sorumluluğu yerine getirme azim ve kararlılığındadır” şeklinde konuştu.