ŞEHİRLEŞME, YÜKSEK KATLAR ve MİMARİ  BEŞİNCİ BÖLÜM
ŞEHİRLEŞME, YÜKSEK KATLAR ve MİMARİ BEŞİNCİ BÖLÜM

ŞEHİRLEŞME, YÜKSEK KATLAR ve MİMARİ

 

BEŞİNCİ BÖLÜM

 

Önceki bölümlerde izaha çalıştığım olumsuzlukların giderilmesi noktasında elbette ki TOKİ’ye ve son yıllarda ekonomik olarak daha güçlü hale getirilen belediyelerimize büyük görevler düşmektedir. Zira TOKİ gerek sosyal konut projeleriyle, gerekse iş yeri ve yüksek katlı lüks yapılarıyla öncü bir kuruluş olma görevi üstlenmiş durumda. Ancak bu kuruluş da yukarda arz ettiğim İlleri saymaz isek çok büyük oranda tıpkı belediyelerimiz gibi rantın cazibesine ve modern binalar aldatmacasına kapılıp, ucuz ve yerli anlayışla konut üretimini ihmal ederek, yap - boz ve israfa dayalı, gösterişli, albenili, cazibeli, pahalı ve çok katlı bina yapımını önceliğine almış görünüyor. Bu kurumlar yüksek katlı bina yapımının önünü açtılar da ne oldu? Halkı daha çok mu memnun edebildiler? Hiç sanmıyorum. Bu yolla memnuniyetsizlikler ve itirazlar daha da arttı. Zira imar tadilatlarıyla bir bölgeye 20-25 kat verilirken, hatta serbest kat adı altında adeta sınırsız kat oluşturma yolunu açarken, diğer bölgelerdeki insanlar 3 - 5 kat alabilmek için mücadele etmek durumunda kaldılar. Yani bölgeler arasındaki farklı uygulamalar itirazları ve memnuniyetsizliği daha da artırdı. Hem TOKİ için hem belediyelerimiz için takip edilecek en iyi ve makul yol, sayın Cumhurbaşkanımızın da işaret ettiği gibi, mevcut yapılaşma anlayışını bir an önce terk edip, yatay yapılaşmaya geçmede öncü ve örnek olmalarıdır. TOKİ ve belediyelerimizin dikkate alması gereken bir başka husus ise mimarideki altın oran uygulamasına saygılı olmasıdır. Unutmayalım ki Mimar Sinan’ı ölümsüz yapan bu orandır. Hâlbuki modern mimari adı altında sunulan yapıların cazibesi çok kısa zaman sonunda yok olduğu için 10-15 yıl sonra boyasını, dış görünüşünü, yalıtımını tamamen değiştirmek veya yıkıp yeniden yapmak durumunda kalıyoruz. Aynen 3-5 yılda hatta daha kısa sürede değişen moda akımları gibi.

Son olarak, BİLGE MİMAR TURGUT CANSEVER HOCANIN mimari üzerine söylediklerinden pasajlar sunmak istiyorum.

Bilge Mimar sık sık “İnsanın dünyadaki esas vazifelerinden biri de dünyayı güzelleştirmektir.” Hadis-i Şerifini tekrarlayarak İslam’ın, estetik bir medeniyetin inşası ile görevlendirilmiş bir din olduğunu hiçbir şey, bu Hadis-i Şeriften daha mükemmel bir biçimde ifade edemez. Dünyayı güzelleştirmek, evet! İslam sanatının ağırlıklı olarak tezyinii (süslemeci) olmasının sebebi budur. Turgut Bey’in, Belediyede bana söylediği sözlerden anlaşıldığı gibi kastettiği süsleme gelinlerin başlarını ve ellerini süsler gibi bir-iki günlük geçici ve yapay süsleme değil elbette. O, kalıcı ve bir medeniyetin izlerini yüzyıllar ötesine taşıyacak bir süslemeden bahsediyor.

“Turgut Bey, kültürel kirlenmenin, kendi inanç temellerinden kopartılan, inançlarının özüyle bağları kesilerek yabancılaştırılan, İslam toplumlarında en vahim ve tahripkâr boyutlara ulaştı. Mimari alandaki kültürel kirlenme, özünde teknolojiyi kendi başına oluşturan güç addetmek gibi temel bir yanılgıyı taşımaktadır. Şehre, toprağa, dünyaya Allah’ın azametinin ve cemal sıfatının tecelli ettiği yerler ve insanların idrak edeceği alanlar olarak bakmak yerine bugün, bu alanlara ait meselelere bürokrat ve teknokratların gözlükleriyle bakılmaktadır.”

“İslam Mimarlık Mirası içinde İstanbul, bu gün artık neredeyse kavrayamayacağımız bir tespite yer veriyor. İslam, varlığın bütünlüğünü, insan hayatının bütün veçhelerini kapsar. Bu bakımdan evler, mahalleler ve şehirler İslam mimarlık kültürünün büyük abidelerinden ayrılamaz.”

“İslam ülkelerinin özellikle sömürgeci, işgalci kültürlerle daha yakından temas halinde bulunan şehirli nüfusu, İslam’ın ev, mahalle ve şehir kültürünü reddedip, Batı tipi apartman hayatını tercih ettiği için bütün İslam ülkelerinde evler ve mahalleler yok oldu. Ardından büyük abideler de çevrelerinden koparılıp yalnız ve fonksiyonsuz ölü yapılar haline getirildi.”

“Nicedir çözemediğim mesele: Bakıyorsunuz, muhafazakârlık bayrağına en çok sarılanlar, İstanbul’un dört bir yanını kuşatan, hatta tarihi dokusuna küstahça sızan gökdelen mimarisinden enikonu hoşnut. Amerika ve Avrupa kentlerinden aşağı kalmadığımızı düşünerek övünç bile duyuyorlar. Hem de hiçbir kuşkuya kapılmaksızın.”

“Bursa’dan geriye kalan, galiba restore edilmiş, turistik hale getirilmiş üç beş ev, birkaç yapı şehrin yeni çehresinde anıtsal özelliklerini yitirmiş camiler, türbeler ve tarihi mekânlar.”

“Sahip olduğumuz mimari anlayışın ülke içinde bütüncül bir yapıya dönüşmesi için bütüncül bir planlama anlayışına ihtiyaç cardır. Bu sebeple mahalle mahalle veya sokak sakak hatta parsel parsel değil mahalle, bölge, şehir ve ülke bazında planlamalar yapılmalıdır. Bir başka yazımda buluşmak üzere kalın sağlıcakla.” 18.06.2018

Nizamettin Aydın