SEÇİMİ DEĞİL, SEÇMENİ KAZANMAK!
SEÇİMİ DEĞİL, SEÇMENİ KAZANMAK!

SEÇİMİ DEĞİL, SEÇMENİ KAZANMAK!

Prof. Dr. Ertuğrul YAMAN

Hayat ve Seçimler

Demokratik bir sisteme sahip olan ülkemizde seçimler; hem bireysel görüşlerin temsil makamlarına yansıması hem de kamu düzeninin sağlanması açısından önemlidir. Demokratik haklarımızı kullanarak bizi yönetecek kadroları belirleyeceğimiz seçimler, özel ve önemli bir hassasiyet gerektirmektedir. Nitekim birçok aday arasından “seçim” yaparak ve en doğru kararı vermemiz önemli bir sorumluluktur. Peki, ama bunu nesnel olarak nasıl yapacağız?

İşin aslına bakarsanız, bireysel planda da hayat seçimlerden ibaret değil midir? Evet; hayat, aslında seçimlerden ibarettir. Doğarsınız, büyürsünüz ve yaşarsınız. Karşınıza hep tercihler ve seçenekler çıkar. Kendinizle ilgili seçimleriniz hayat standardınızı belirler; başkalarıyla ilgili seçimleriniz ise, toplumun huzurunu. Dolayısıyla doğru tercih ve doğru seçimler, hem size hem de topluma yarar sağlar. Peki, ama doğruları seçmek nasıl mümkün olabilir? Diğer bir yönüyle de seçildiğinizde, başarınızı nasıl daha kalıcı hâle getirebilirsiniz?

Seçme becerimizin öne çıktığı alanlardan birisi de yöneticilerin seçilmesiyle ilgili olarak ortaya çıkan seçme hakkımızdır. Yönetim, toplum adına ve halk yararına hizmet etme işidir. Bu hizmet alanı özel bir gayret ve fedakârlık gerektirir. Çünkü görev ve sorumluluğun temel amacı, topluma hizmet etmek, halkı huzur içinde yaşatmaktır. Halk adına yönetici olmak ve vekâlet üstlenmek sanıldığından daha zor bir sorumluluktur. Bu işe gönül verenler, ateşten gömleği de giymiş olurlar. Görevini hakkıyla yerine getirenler, adaleti gözetenler, hakka ve emeğe dikkat edenler için, yönetici olmak, her açıdan üstün bir payedir. Bu anlamda bizim adımıza gece gündüz zihinlerini ve bedenlerini yoranlara ne kadar minnet duysak azdır.

Bu bağlamda, demokratik bir hak olarak seçimlerdeki tavır, tutum ve tercihlerimiz bizlere önemli bir görev ve sorumluluk yüklemektedir. Seçim, yalnızca sandığa bir kâğıt atmaktan ibaret değildir. Nitekim verdiğimiz “oy” aynı zamanda düşüncemiz de demektir. Çünkü “oy” sözcüğünün anlamı Türkçede “düşünce” demektir. Yani, biz sandığa düşüncelerimizi atacağımız için çok yönlü ve ayrıntılı düşünmemiz gerekiyor. Bizleri yönetecek kişileri belirlerken çok iyi düşünmek, onlar hakkında araştırmalar yapmak ve belirli ölçütlerle karar vermek, bizlerin en önemli demokratik sorumluluğumuz ve vicdani yükümlülüğümüzdür.

Seçim Sistemi Üzerine

Seçmenlerin tercihlerinin demokratik olarak sandığa yansıması ve milli iradenin tahakkuku açısından seçim sistemi de büyük önem arz etmektedir. Ülkemizde henüz herkesçe kabul görmüş bir seçim sistemi henüz bulunabilmiş değildir. Bu hususta tartışma ve arayışlar sürmektedir.

Şahsen bendeniz, milli iradenin tam olarak tecellisi ve demokrasinin gereği olarak seçimlerde baraj sisteminin uygulanmaması gerektiğini düşünüyorum. Bence, her siyasi parti veya aday, aldığı oylar nispetinde temsil hakkı kazanmalıdır. Nitekim Haziran 2018 Seçimlerindeki ittifaklar, seçim barajının doğal ve gerekli olmadığını fiilen göstermiştir.

Öte yandan, eğer imkân varsa, seçim bölgelerinin daraltılarak partilerin ve adayların tercih edildiği tercihli sistemin uygulanması, çok daha sağlıklı sonuçlar verebilir düşüncesindeyim. Milleti temsil eden vekillerin ve yerel yöneticilerin güçlerini doğrudan halktan ve sandıktan almaları milli irade ve sandığa güven açısında da çok yararlı olacaktır.

Seçimler ve Adaylar

Seçimlerde işin bir başka boyutu ise, seçimlerde aday olanlarla ilgilidir. İşin özünde aday olmak, hizmete talip olmak bir seçimdir. Onlar, öncelikle topluma hizmet etmeyi, sorumluluk ve yükümlülük almayı seçmiş oluyorlar. Seçimlerde hizmete talip olanların bu kararları gerçekten kutlanacak bir davranıştır. O insanlar; kendilerinden, ailelerinden, belki de sağlıklarından fedakârlıklar yapacaklardır. Onlar, bu yönüyle ne kadar takdir edilseler azdır!

Adayların hayatlarındaki tercihleri ve insan ilişkilerindeki seçtikleri yollar, onların başarılarını da belirler. Adayların gerçek başarısı büyük oranda; dinleme, anlama, konuşma, beden dili, diksiyon, motivasyon gibi iletişim becerilerine bağlıdır. Adayların kendilerini doğru ifade etmeleri, seçmenle sağlıklı ve kalıcı iletişimler kurma becerileriyle doğru orantılıdır. Marifet; insanların ve kitlelerin gönlüne giden doğru, meşru ve kestirme yolu bulmaktır. Seçimi kazanmadan önce, seçmenlerin gönüllerini kazanmak, gerçek başarıdır.

Yönetime talip olanların doğal olarak bazı üstün ve farklı nitelikleri taşımaları gerekir. Bu niteliklerin başında liyakat, ehliyet ve marifet temel kriterler olmalıdır. Öte yandan adayların; bilgili, erdemli, adil, ufku açık, iletişim becerisi sağlam, kişilik ve karakter sahibi, lider özellikli, zaman yönetimini bilen, sorun çözebilen, karar verme becerisi gibi niteliklere sahip olmaları tercih sebebi kabul edilmelidir. Bunlar yanında yönetici adaylarının kentleşme, çevre duyarlığı, hijyen, bürokrasi ve protokol kuralları, mevzuat, maliye, yatırım, inşaat vb. konularından haberdar olmaları gerekir. Bir insanın bütün bu niteliklere sahip olmalarını beklemek doğru değildir. Ancak; toplumsal yönetim çok zor ve önemli bir konu olduğu için, adayların bu konulardan hiç olmazsa birkaçında uzmanlık kazanmaları ve mutlaka çözüm önerileri içeren projeleri olması beklenir.

Seçimler ve Tanıtımlar

Yukarıda sayılan niteliklere sahip adayların kendilerini tanıtmaları da konumuzun ayrı bir yönüdür. Seçim süreçlerinde klasik olarak uygulanagelen yöntemler herkesçe bilinmektedir. Bu yöntemlerin çoğu sözlü, yazılı ve görsel propagandayı içermektedir. Adaylar, halkla ilişkilerde değişik iletişim araçlarını ve propaganda yöntemlerini tercih etmektedirler. Bu süreçte özellikle medya ile kurulacak pozitif ilişkiler ağırlıklı yer tutmaktadır. Kamuoyunu bilgilendirme bağlamında basın toplantıları, basın bülteni, kitap ve broşür yayınlama, basın kokteylleri, basın gezileri, küpür derleme, broşürler, afişler, radyo ve televizyon programları, filmler, web sayfası, sosyal medya vb. imkânlardan yararlanılabilir. Tanıtım için gerekli en önemli yol, yöntem ve üstünlükler şunlardır:

1. Bir insan için hayattaki en önemli hedef, şerefli ve haysiyetli bir ömür sürmek ve güzel bir iz bırakmaktır.

2.Onurlu ve haysiyetli her aday için en önemli reklam ve propaganda kaynağı, bizzat adayın kendi kişilik ve karakteridir.

3.Seçimlere hazırlanırken bugünden çok yarını düşünmekte fayda vardır.

4.Kimseyi kırmadan, yalan yanlış bilgilere itibar etmeden yola çıkmak, sonuç ne olursa olsun, en doğru yaklaşımdır.

5.Başkalarının felaketi üzerine saadet bina edilemez!

6.Adaylarda bazı becerilerin de bulunması esastır.

7.Seçimler, herkesten önce aday olan kişinin liderlik özelliğiyle ilgili bir konudur.

8.Seçimlerde aday olacakların herkesten önce insani değer ve erdemlere sahip olmaları gerekir.

9.Adalet, hikmet, iffet, şecaat gibi temel erdemlere sahip olmak bir aday için en güçlü reklam ve propaganda kaynağıdır.

10. Seçimlerde her türlü kitle iletişim yöntemi kullanılabilir; ancak; en etkili yöntem, hiç şüphesiz, yüz yüze görüşmelerdir. En güzeli bir insanın kalbine dokunuştur.

Seçimi ve Seçmeni Kazanınca…

Seçimler sonrasında halkla kurulacak olumlu ilişkiler, hizmetlerin yaygınlaşmasına ve kolaylaşmasına hizmet edecektir. Siyaset kurumunu bireyler yürüttüğüne göre, bireyler ve özellikle adaylar açısında da halkla ilişkiler üzerinde önemle durulmalıdır. Nitekim kişiler, gruplar ve topluluklar açısından halkla ilişkilerin konusu “halk” olduğu gibi seçimlerin de en temel hedef kitlesi yine ‘halk’ tır. Seçimleri kazanan kişiler, o andan itibaren bütün halkın yöneticisi ve temsilcisi olduğu gerçeğini asla unutmamalıdır. Yönetimde halkla birlikte hareket etmek, başarının ta kendisidir.

Bilelim ve asla unutmayalım ki insanların gönlünü kazanmak seçim kazanmaktan çok daha değerlidir! Nitekim, seçimler kazanılır veya kaybedilebilir. Gelecekte tekrar seçime girilebilir. Kısa vadeli ve öfkeyle alınan kararlar uzun vadede işe yaramayabilir. Tek hedef, ne pahasına olursa olsun seçimi kazanmak olmamalıdır. Amacınız ve sonuç ne olursa olsun, insanların gönlünü kazanmak, en önemli kazanımdır! Bizce, en değerli ve en önemlisi yalnızca seçimi değil, aynı zamanda seçmeni de kazanmaktır. Halkın hafızası sanıldığından daha güçlüdür…

KAYNAKÇA

Ertekin, Yücel, Halkla İlişkiler, TODAİE Yay. 2.Baskı, Ankara, 1986.

Güngör, Hayrettin, Meclis, Encümen, Başkan, Mahalli İdareler Kontrolörler Derneği Yay. Ankara, 2013.

Komisyon, “İşletme Becerileri Grup Çalışması (Editörler: Yrd.Doç. Dr. İlhami Yücel, Kenan Mehmet Ekici)”, Savaş Yayınevi Ankara,2009.

Küçükkurt, Mehmet, “Halkla İlişkilerde Araştırma Yöntemleri ve Değerlendirme”, Halkla İlişkiler Sempozyumu-87, A.Ü. BYYO-TODAİE, Ankara, 1988.

Şenbay, Nüzhet, Söz ve Diksiyon Sanatı, Yapı Kredi Yay., İstanbul, 1995.

Şimşek, Şerif; Çelik, Adnan(Editörler), Zaman Yönetimi ve Yönetsel Zamanda Etkinlik, Gazi Kitabevi, Ankara, 2003.

Yaman, Ertuğrul, Konuşma Sanatı, 8. Baskı, Akçağ Yay. Ankara, 2016.

Yaman, Ertuğrul, İnsan ve İletişim, 8. Baskı, Akçağ Yay. Ankara, 2016.

Yaman, Ertuğrul, Seçimi ve Seçmeni Kazanmak, Yargı Yay. Ankara, 2013.

Yaman, Ertuğrul, Etkin İletişim Yetkin Liderlik, Yargı Yay. Ankara, 2013.