ALINACAK DOKTORLARIMIZ OKUMASIN!
ALINACAK DOKTORLARIMIZ OKUMASIN!

ALINACAK DOKTORLARIMIZ OKUMASIN!
KATİL Mİ, DOKTOR MU?Peşinen belirteyim, doğaya aşık, kendini hormonsuz gıdalar üretip, hastalarına yedirmeyi amaç edinmiş doktorlarımız var biliyorum, onlara buradan SELAM olsun. Yazacaklarım, düşüncelerim doktorlarımızın zoruna gidebilir, protesto edebilirler, lakin lütfen bir düşünsünler, sağlıklı, huzurlu, mutlu bir yaşam için ilaçtan başkaca yapabilecekleri bir şeyler yok mu? Peşinen vurgulamış olayım, betonarmelerle çevrili bir şehirde yaşamanın sağlığa verebileceği zararları en önce doktorlar gündeme getirebilmeli, reçetelerini doğallık üzerine yazabilmeliler.

            Buyurun…

Mesele sağlıksız yaşayan insanlarımızın bilinçsizce sağlığı için derman araması. Doktor payesiyle ilaç yazarak, bu toplumun hayatını karartanların kısır döngüdeki trajikomik olayları hayretle içim sızlayarak gözlemledim. Sözüm ona hayat kurtaran doktorlara dur deme zamanı geldi de çoktan geçti de.

Toplumumuzun yüzde doksanı özellikle kadınlarımız başı ağrısa bedavaya koştur hastaneye.

Toplumumuzun iki ayrı kesimi var.

Poşet poşet ilaç kullananlar veya bunun karşısında ruh ve beden sağlığının sporda, yürüyüşte, yüzmede, resimde, müzikte, tiyatroda veya da dost toplantılarında hoşça vakit geçirmekte arayanlar. Bizi üzen çareyi ilaçta zannedenler. Bu tiplerden faydalanan kimi katil ruhlu doktorlar.

Ülkemiz ve dünya tıp fakültelerinden mezun olanların, hemen hemen hepsi başarısız. Kaza geçirenlere müzminleşmiş bir hastalıktan dolayı ameliyatla müdahale eden doktorlar hariç.

Örneğin bir üşütmeden dolayı rahatsızlanmış hastaya, ilk ağrı kesici vermek antibiyotik yükler, bu seriyi yıllarca da sürdürür. Tonlarca ilaç içilir, milyarlarca dolar çöpe gider.

Gün geldi mecbur kalmadıkça antibiyotik kullanmayın denildi. Yıllarca oral yolla alınan hap verildi. Gün geldi hap almayın böbreğe zararı var denildi.

Bir hasta doktora gidiyor, ilaç kullanıyor, hastalık geçmiyorsa, ömrü boyunca hastaneden doktordan kendini kurtaramıyorsa, bir yerde yanlışı aramak gerekir. Her doktorum diyen, reçete yazan gerçekte doktor mu? Bence asla ve asla değil. Kimi doktorumuz eczacımız para peşindeler. Tıp fakültelerinde boşa zaman geçirmiş doktorun diploma alması çok anlamlı değil.

Tüm doktorlar hangi branşta olursa olsun, hasta hangi sebeple gelirse gelsin, iyileştiğinde hayatına daha sağlıklı devam etmesi için, günlük fiziksel hareketler içeren bir çizelge verecekler.

Hastanelere “sağlıklı kal, doktora gelme”, “sağlığın için koş”, “sağlığın için yürü”, “sağlığın için yüz’’ ibareli broşürler asılmalı. Beyinlere sağlıklı yaşam için gereken format yerleştirilmeli.

Doktor olabilme yöntemi ve sistemi değişmeli. Tıp fakültelerinde beden eğitimi, resim, müzik gibi insani ilişkiler derslerinden tam not almalı, öğrenmeli ve hastasına da öğretmeli. Hastasını sağlıklı yaşamaya yönlendirmeli, hastasının yaşam koçu olmalı. Hastasına çarenin ilaçta olmadığını, doğa ile iç içe yaşaması gerektiğini anlatmalı.

Sonuçta doktora gitmemek için elinizden geleni yapın, sağlıkla yaşayın, doktorunuz kendiniz olun. Özellikle bayanlara sesleniyorum, her amblemi olan gerçek doktor değil, gereğini yapmayan ölüm meleğidir.

Kimi doktor, eczacı ve ilaç firmaları, şeytan üçgenini kurmuş… Neler yapıyor bir bakalım. Hastaneye ilk önce basit bir boğaz ağrısından, üşütmeden giden hastaya, daha 2 yaşlarındayken, antibiyotik yazılıyor, kim faydalanıyor, eczacı ve ilaç firması. Zaman geçiyor, hasta iyileşmiyor. Kişi doktora tekrar gidiyor. İlaçlar işe yaramıyor ve doktor tekrar dozu artırarak aynı ilaçlara devam ediyor. Ve hasta yine iyileşmiyor. Hasta orta yaşlara geliyor. Bu sefer hastanede sözüm ona tedavi görüyor. Doktor diyor ki, sen şeker hastası olmuşsun. Yeme içme, damarların da tıkalı diyor. Bu sefer stend takıyor, hasta yine iyileşmiyor. Yine doktora gidiyor. İşte doktorun son sözü SEN KANSER OLMUŞSUN.

En son hasta yakını doktora soruyor. Hocam hastamız ne yapsın? Ne yesin? Ne içsin? Doktorda cevap yok. Çünkü sonun başlangıcına geldiler. Ölümüne el birliğiyle neden olan her biri üçer beşer kere telefonunu ve arabasını değiştirmiş şeytan üçgeni, kimi doktoru, kimi eczacısı kimi ilaç firması geri çekiliyor. Çünkü hastanın kanını emdiler. Düşünüyorum, bunlar katil değil mi? Çünkü hastayı morga gönderdiler.

Kadere muhakkak inanıyoruz. Ama sağlıklı ölmek varken, bu eziyetler niye? Şimdi suç kimde? Katil kim? Tuvalete arabayla giden, internetten gözünü ayırmayan aile de mi, kimi koyun sürüsündeki bireyde mi, doktorda mı? Tavsiyem eviniz şehrin dışında olsun. Ve en az günlük 2 saat bisiklete binin. Doğayla iç içe olun. Hastaneden, doktordan, ilaçtan uzak durun ve ömür boyu günlük spor yapın.

Doktorun hastaya öğretecekleri;

Günlük yaşamında, paraya olan gereksinimini nasıl azaltır veya bertaraf etmeyi anlatacak.

Şehrin yükünden nasıl kurtarabilir? Temiz hava, oksijenli bir yaşamı nasıl sağları kesinlikle anlatacak.

Kısacası doktorumuz al şu ilaçları geçer, iyileşirsin deyip, reçete doldurmayacak. Doktor, o kişi neden bu hastalığa yakalanmışsa, altında yatan nedenlerin çözümünü önce anlatacak. Bir daha hasta olmaması için, kişiyi zorlayacak.

Bizi yaratan çareyi de yani iyileşmeyi de vücudun kendi içindeki diğer sağlam organlara vermiş. Bize düşen bizim için yaratılan yiyecek içecekleri hormonsuz, zamanında, vücudun ihtiyacı olan güçlendirme hareketlerini, egzersizleri yerinde yapmak. Örneğin yattığın yerde sigara içerek, ilaç alarak bunu başaramazsın. Bize böyle beton yığını şehir yaşamını bize sunanları protesto etmeliyiz. Bize zarar veren, her türlü sorunu çözemeyen belediye başkanları, milletvekilleri ve hükümeti de hukuki çerçevede protesto etmeliyiz. Kalın sağlıcakla…

Dünyada sağlıklı ortamlarda yaşayan toplumun ömür ortalaması 100 yaş ve üzeri. Bu cümle herkese KAPAK olsun. Doğaya aşık, kendini hormonsuz gıdalar üretip, hastalarına yedirmeyi amaç edinmiş doktorlarımız var biliyorum, onlara buradan SELAM olsun.

YAŞAR GENÇAY