Bilim, iman ve “Fabrika Ayarları”
Bilim, iman ve “Fabrika Ayarları”

Beyin (fıtrat) bakımından “iyi ve güzel, doğrunun” ne olduğu konusunda hükme varabiliyoruz.

İnsanın bir “inanç makinası” olduğuna dair bilimsel  sonuçlara yer vermiş; beynin Allah ile bağlantısına dikkat çekmiştim.  

Acaba, iyiliklerin ve sevapların yahut da günahların  ölçülebilen fiziki yansımaları var mı?  Bu fiziki yansımaları bilimsel olarak ölçebilir miyiz?

Bir hata yapma- günah işleme yahut da yanlış bir karar verme durumunda beyin içinde neler oluyor acaba? İyilik ve sevap işlendiğinde beyin içinde ne gibi değişimler vaki oluyor?

Bu yazımızla bu sorulara cevap arayacağız. Örneğin “Aşık olma” durumunda “beynin” bir çok bölgesini harekete geçtiği ve aktifleştiği manyetik görüntüleme sistemi ile takip edilebiliyor. Beyin  bu durumda “dopamin okyanusunda” yüzmeye başlıyor ve kişi kendisini son derece mutlu hissediyor. 

İnsanın bir “inanç/iman makinası” olduğu kadar, iyi ve güzele/doğru olana ayarlı bir öğrenme ve sevgi makinası olduğunu  deneysel  araştırma sonuçları da gösteriyor.

Beyni “görme” yollarından birisi Manyetik Rezonans Görüntüleme (MRI) tekniği. Bu metotla beynin uyarana karşı verdiği tepki doğrultusunda beyindeki kan akışı izleniyor. Bu çalışmalar  insan zihninin esrarlı işleyişine ışık tutuyor. Elde ettiğimiz sonuçlara bakarak “iyi ve güzel, doğrunun” ne olduğu konusunda hükme varabiliyoruz.

Nature Neuroscience adlı bilimsel dergide yayınlanan bir çalışmada, beynin karar verme (düğmeyi sağ ya da sol elle basma kararı) sürecine dair sonuçlar yer alıyor. Araştırmacılar, kişinin kararı almasından 7 saniye kadar önceden beynin aktifleştiğini keşfediyorlar. Deneğin düğmeyi hangi elle basacağının kararını, kendisi karar vermeden önce bilgisayar monitöründeki beyin aktivitesinden görülüyor.

Proceedings of the National Academy of Science (PNAS)  adlı dergide yayınlanan bir makalede şöyle bir olaydan bahsediliyor: Bir deneğin düşünmeden, dikkatsizce yaptığı hata, deneğin o hatayı yapmadan 10 saniye öncesinde  beyin aktivitelerinden ortaya çıkıyor.

National Institute on Alcohol Abuse and Alcoholism (NIAAA) adlı Enstitüde  yapılan  bir araştırmada alkolün beyin üzerindeki etkisi yine MRI tekniği kullanılarak incelendi. Kandaki alkol seviyesi 0.08 olan (bu seviye Amerikada bazı eyaletlerde alkol almış olarak kanunen suç sayılmıyor) insanların beyin bölgelerindeki aktivitenin arttığı ve beynin risklere karşı oluşturduğu korku tepkisinde değişim olduğu gözlendi [1].

Alkol seviyesi kanunen suç seviyesinin altında olduğu halde bile beyinde “korku etkisi” gözlendi. Bu sonuçlar, “Çoğu sarhoş eden şey`in azı da haramdır” peygamber sözünü hatırlatmaktadır.

Diğer yandan, bu çalışmaların ortaya koyduğu bir gerçek ise fiile geçmeden önce, niyet ve düşüncelerin-kararın etkisinin beyinde kendini  göstermesi ile ortaya çıkan sonuçtur. Işıktan hızlı gerçekleşen olayda “neden ortaya çıkmadan sonuç” hasıl olmaktadır. Bu da insan düşünce ve niyetlerinin insanın fizik ötesi aleminde ve ruh planında gerçekleştiğinin bir işareti olmaktadır.

Daha yakın yıllarda gerçekleşen bir buluşta ışık hızının geçildiği haber verilmişti [2]. Tanecik-ya da ışın, daha kaynağından çıkmadan detektörde kendini hissettirmektedir.  Işıktan hızlı olaylarda, “neden” ortaya çıkmadan “sonuç” ortaya çıkar. Hiç alışık olmadığımız kafa karıştıran bir olay kendini göstermektedir.

Sonuç olarak kelimelerin yetersiz, anlamların derinliksiz, isimlerin belirsiz hale geldiği görünmeyen ruhi alem ile ilgili araştırmaların daha başında olduğumuzu söyleyebiliriz. Şu görünen fiziki bedenimizin arkasında çok daha geniş ve kapsayıcı bir bedenimiz var. Gördüğümüz ve şahit olduğumuz madde ve ışık dünyası ise, ruh bedeni üzerinde tenteneli bir perde gibi duruyor.

İnsanın ikinci bedeni (esiri beden, aura) fotoğraflayan Kirlian fotoğrafçılığı yöntemi ile elde edilen sonuçlar ise çok daha dikkat çekici olmaktadır. İnsanların psikolojik durumları ve diğer insanlarla olan münasebetleri Kirlian fotoğraflarına aynen akseder. Günah davranışların ve hataların aura bedendeki etkisi  ise son derece bilgi verici olmaktadır.

Kirlian fotoğrafçılığı denilen yüksek frekanslı fotoğraf makinesi ile yapılan çekimlerde normal yıkamada aura bedende değişim gözlenmezken, abdestte aurada yeşil renge dönüşüm ve aurayı düzenleyici bir değişim gözlenmektedir.  Ayrıca güsul icab ettiği durumlarda korona sertleşip garip renk değişiklikleri vuku bulmaktadır. Bütün bedene su değdikten sonra Kirlian fotoğrafı çekildiğinde ise bu garip değişiklikler kaybolmaktadır. Nasip olursa ileride bu konudaki gelişmeleri ele almak isterim.

Maddenin olumlu düşüncelerden etkilendiğini gösteren bir deney Heart Math Enstitüsü tarafından yapılmıştı. Bununla ilgili makale şu başlıkla yazılmış: DNA nin Şekilsel Değişimleri Üzerinde  Uygun Kalp Frekanslarının Yerel ve Mekansız Etkileri  (Gregg Braden) 

            Bu çalışmada, duyguların DNA üzerindeki etkileri incelendi. Deoksiribonükleik asit veya kısaca DNA, tüm organizmalar ve bazı virüslerin canlılık işlevleri ve biyolojik gelişmeleri için gerekli olan genetik talimatları taşıyan büyük moleküllerdir. Genetik bilgileri  taşıyan DNA parçaları gen olarak adlandırılır. Yapılan deneyde, insan plasenta DNA’ları, 28 küçük şişeye yerleştirildi. 28 eğitimli araştırmacının her birinin ne tür duygular hissetmesi gerektiği öğretildi. Stres inançsızlık, korku ve şüphe, ümitsizlik gibi duygular hissedildiğinde DNA kısalıp büzüşüyor ve  kodların çoğu kapanıyordu. Minnet, sevgi, takdir, güven gibi duygular üretildiğinde ise DNA gevşeyip uzuyor, rahat bir konuma geliyordu.

Bu deney HIV+ hastaları üzerinde tekrar edildi. Minnettarlık ve inanç hisleri, negatif hislerdeki insanlara oranla hastalığa karşı 300.000 kez büyük direnç gösterdi. Yapılan araştırmalarda 350 kişiye Manyetik rezonans (MRI)  ölçümü altında “red edici komutlar” verildi. Bu esnada beynin acı bölgesinde yoğun hareketler gözlendi. Bu araştırmaya göre red edilme, fiziksel bir darbe neticesi oluşan travma ile eş değer etki gösterdi.

Sadece insan ve hayvanlara değil, bitki ve eşya ve cansızlara karşı da duyduğumuz şefkat, ilgi ve sevginin onlarda bir “memnuniyet” uyandırdığına dair ölçüm sonuçları var.

Zararlı ve yıkıcı istek ve düşünceler-niyetler (günah addedilen davranış ve sözler)  ve olumsuz his ve düşünceler durumunda neden “kapandığımızı” ve neden kolayca hastalandığımızı, yeteneklerimizi verimli kullanamadığımızı şimdi daha iyi anlıyoruz.

Bu sonuçlar, kim olduğumuz, ne için yaratıldığımız konularında ap açık  deliller sunmaktadır. Böylece  “fıtratımızın gereğini” daha yakından tanıyor;  “fabrika ayarlarımızı”  görme imkanı buluyoruz. Yine bu sonuçlar  İslam dininin “fıtratı dini” olduğu konusuna açıklık getiriyor.

[1] https://www.npr.org/templates/story/story.php?storyId=90135255.

[2] (http://www.sabah.com.tr/Dunya/2011/09/24/isik-hizi-gecildi).