ŞİKAYET!
ŞİKAYET!

Şahsi bir olay olur. Canın yanar. “Şikayetçi misin?” denir. Canın yanmıştır, şikayetçiyim dersin, davanın peşine düşersin. Diğer yandan, toplumsal bir konu olur. Bugün benim, bizim, senin, sizin canınızı yakacak ortamlar oluşur. Kamu hukuku devreye girer, kamu adına polisi, savcısı, hakimi, idari karar vericisi konunun takipçisi olur. İşler makine düzeninde işleyen bir toplum olduğumuzu söyleyemeyiz ne yazık ki… Bilhassa sorumluluk, inisiyatif üstlenen olmadıkça, “saldım çayıra mevlam kayıra” gibi bir yaşamın içinde kendimizi bulabiliriz. Biz isteriz ki, toplumsal kanayan yaralar önleyici, tedavi edici kamu gücüyle, toplumsal çabayla çözüme kavuşsun. İlle de şikayet gerekirse başta Yaradana şikayet eder, sonrasında en üst mercie varana dek yolunu ararız. Kalın sağlıcakla…