BU HİKAYE  (Anne-baba ve çocuklarımızın) HEPİMİZİN HİKAYESİ
BU HİKAYE (Anne-baba ve çocuklarımızın) HEPİMİZİN HİKAYESİ

BU HİKAYE 
(Anne-baba ve çocuklarımızın)
HEPİMİZİN HİKAYESİ

Bu sabah erken bir saatte telefonum çaldı. Yabancı bir numara. Merakla hemen açtım. Arayan kişi; hocam biz İstanbul'dan Sivas Koyulhisar'a gidiyoruz, şu anda Reşadiye'de mola verdik, vakit erken çok özür dileriz ama müsaitseniz ve yakınlardaysanız bir selam verelim sizi bir görelim istedik. Memnuniyetle niye olmasın dedim koşarak mola verdikleri yere gittim. 30 yıldır hiç görüşemediğimiz, en son gördüğümde küçücük çocuklardı. Şimdi eşşek kadar olmuşlar, evlenmişler, iki çocukları olmuş, Allah bağışlasın...
Biraz oturduk çay kahvaltı hasbihal ettik. Eski günleri yad ettik...
Derken çok ilginç bir hadise oldu. Bizim eşşek sıpaları kahvaltıda benim böldüğüm ekmeğimi niye aldın gibi garip ve basit bir bahaneyle birbirleriyle bir kavga yapmazlar mı?
Önce çok şaşırdım, sonra öğrendim ki bu iki çift evlendikleri günden beri kavga yapıyorlarmış, çok garip tıpkı anne babaları gibi. Hatta memlekete gidiş sebepleri de ayrılmakmış.
Bu sabah sevinci, şaşkınlığı, üzgünlüğü üçünü bir arada yaşadım.
Bizim bu deli aşıklara Uzm. Psk. Rukiye Karaköse'den dinlediğim şu hikaye'yi anlattım;

Bakın çocuklar!

Uzun yıllardır evli bir çift vardır. Evlendikleri günün sabahı kahvaltı yaparken, kendi sevdiği tarafı, yani ekmeğin köşesini karısına iltifatla ikram etmiştir erkek… İltifatı karşılıksız bırakmamıştır hanımefendi... Bu davranış daha sonra, çiftin arasında bir alışkanlık olup gitmiştir. Erkek, ekmeğin köşesini hep karısına ikram etmiştir.
Yıllar sonra bir sabah erkek, yanlışlıkla ekmeğin iç dilimini eşine uzatır. Kahvaltı bitince, “Bugün güzel doydum.” der hanım… Şaşkınlıkla “Nasıl?” diye sorar erkek… “-Bugün ilk defa ekmeğin iç dilimi denk geldi, o yüzden doydum. Her sabah köşesi denk geliyordu. Sen iç seviyorsun diye, ben katlanıyordum aslında… Ben hiç köşe ekmek yiyemem. Ama senin keyifle yediğini görünce de kıyamıyordum bir şey demeye…”
Şaşırma sırası erkeğe gelmiştir: “
-Hadi yaa!” der yutkunarak; oysa ben de sana en sevdiğim yeri veriyor ve iç kısmını sana fark ettirmeden zorla yiyordum."
....
Bu hikayeyi anlattığımda bizim erkek, hocam hiç bir kötü niyetim yoktu, eşimin yarım ekmeği bayattı, ben o bayatı yedim ki eşim tazesini bölsün ve yesin diye... Sonra hanımefendi; AAAA hocam AYNI BİZİM HİKAYE dedi ve güldüler.

Evet aslında bu hikaye hepimizin hikayesi...

Anneler, babalar ve biz gençler maalesef birbirimizi doğru anlayamıyoruz. Duygularımızı paylaşmayı beceremiyoruz. Bu yüzden düşüncelerden ziyade duyguların paylaşılması önemlidir aslında. Aksi halde iyilik yapıyoruz zannederken yanlış anlaşılıyoruz...
İşin en garip yanı ise; adını "şiddetli geçimsizlik" koyduğumuz aile kavgalarının ve boşanmaların çoğu sebebi bir cevizin bile içini doldurmayan bahaneler. Yani hep aynı hikaye...