TEBLİĞ  BEŞİNCİ BÖLÜM
TEBLİĞ BEŞİNCİ BÖLÜM

TEBLİĞ

BEŞİNCİ BÖLÜM

 

                Bizler Müslümanlar olarak, bu ülkede ve dünyada Hak’ın Hâkim olması için çalışırken, görevimizin cihadın bir şubesi olan tebliğ, davet ile emr-i bi’l ma’ruf ve nehy-i an’il müner olduğunu asla unutmamalıyız. Ve yine şunu da unutmamalıyız ki, yukarıda de belirttiğim gibi bu ibadeti hiç kimse canının istediği gibi, hoşuna gittiği gibi, kolayına geldiği gibi, aklına estiği gibi yapamaz ve yapmamalıdır. Yaparsa boşuna yorulmuş olur. Nasıl ki, oruç, zekât veya namaz gibi ibadetlerin esas ve usulleri varsa, tebliğinde esas ve usulleri vardır. Nasıl ki bir Müslüman’ın akşam ezanı okunduğunda orucunu bozmayıp, ben biraz daha uzatıp daha fazla ecir alacağım demesi ne kadar ifratsa veya ben namazda Kâbe’ye değil de, ilk kıblemiz olan Mescid-i Aksaya dönerek kılacağım demesi ne kadar saçma ise, tebliğde de durum aynıdır.

                Gerek sıcak savaş anlamındaki cihat ibadetinde gerekse tebliğ ve davet ibadetlerinde dikkat etmemiz gereken bir husus ta, ilgili ayet ve hadisleri eğerek bükerek veya olduğundan başka manalar vererek veya yumuşatarak nakletmemeye özen göstermektir. Zira günümüzde zaman zaman bu hataya düşen kardeşlerimiz olduğunu üzülerek müşahede ediyoruz. Bu hata çoğu zaman konunun uzmanlarınca kasten yapılabildiği gibi, bazen de iyi niyetle ve güya muhatabını hoplatmamak veya ürkütmemek adına, bazen de bizzat kendisi utandığı veya otoriteden korktuğu için yapmaktadır. Hâlbuki Allah her emrini açıkça belirtmiştir. Bundan dolayı hiç kimse ne sebeple olursa olsun ayet ve hadislerde tevile veya yumuşatmaya gitme hakkına sahip değildir. Peygamberler dâhil bütün insanların görevi hadis ve ayetleri olduğu gibi nakletmektir. Allah namaz, oruç, zekat, hac, içki, kumar, zina, hak, adalet, domuz eti, faiz, yalan, ticaret, ibadet, evlenme, boşanma, miras, komşu hakları, aile içi ilişkiler, giyim kuşam, yoksula yardım vs… hususlarla, son zamanlarda çokça konuşulan kadın hakları, istismar, şiddet ve zina hususunda ne demişse doğru demiştir. Bu hususlarda adeta Allah’ı temize çıkarmak (haşa) adına, hatta Allah adına utanıyormuşçasına (haşa) bir takım güncellemelere gitmek, güya İslam’ı modern dünyanın anlayışına yaklaştırma gayretleri küfürle eştir. Nitekim Merhum Prof. Dr. Necmeddin Erbakan Hocamız cihat konusunu işlerken, “cihat anlatılacak değil, bizzat yapılacak bir ibadet” diyerek, “Kim İslam’a, İslam da olmayan bir hususu katarsa, İslam oradan çıkıp gider ve kişi İslam’a kattığı ile baş başa kalır” derdi.  Hocamızın sohbetinde dinlediğim bir husus da şöyle idi. Bir insan akşamdan sabaha kadar dostlarıyla oturup sohbet etse ve sohbetin konusu da namaz olsa, ama sabah namazını kılmadan yatsa onun sohbetinin ne kendisine ne de yanındakilere bir hayrı olmaz” derdi. Yani asıl olan samimiyet ve teslimiyettir. Cihat ibadetinin üstünlüğünü ve önemini anlatan bir başka ayet ise Bakara/142'dir. Bu ayette Mevla’mız şöyle buyurmaktadır: “Yoksa siz; Allah, içinizden cihat edenleri (sınayıp) ayırt etmeden ve yine sabredenleri (sınayıp) ayırt etmeden cennete gireceğinizi mi sandınız?”

                Benzer bir ayetle olan hatıramı da siz değerli okuyucularla paylaşmak istiyorum. 1986 yılında HAC vazifemi ifa etmek üzere Arafat’ta buluyordum. Yaş ortalaması 60'a yakın olan kafilemiz çadırda namaza hazırlanıyordu ve ben 35 yaşında kafilenin en genci idim. Sıcaklık 40 derecenin üstünde idi. Namaza durduk ve bitirdik. Ama herkes sıcaklığın tesiriyle halsiz ve bitkin düşmüştü. İşte o arada hacılara bir yerlerden su bulup getirmek geldi aklıma. Hemen çadırdan çıkıp su dağıtılan bir tankerden aldığım suyu hacıların tamamına bizzat elimle ikram ettim. Bu yaptığım iş bana çok büyük bir huzur verdi. Çok büyük hayırlara sebep olan fevkalade bir iş yaptığımı düşündüm uzun zaman. Ta ki Tövbe süresi Ayet 19'u okuyuncaya kadar. Mevla’mız bu ayette aynen şöyle diyordu. "Siz hacılara su dağıtmayı ve Mescid-i Haramın bakım ve onarımını, Allah’a ve ahret gününe iman edip, Allah yolunda cihat eden kimselerin amelleriyle aynımı tuttunuz. Hal bu ki bunlar Allah katında eşit olmazlar. Allah zalimler topluluğunu hidayete erdirmez” Bu ayeti okuduğumda sanki bana söylenmiş gibi geldi ve cihat etmenin ne kadar büyük bir ibadet olduğunu net şekilde anlatan bu ayeti hiç unutamadım.                                                                             27.07.2018.

Nizamettin Aydın