MAAŞIMI ALMAYA GİTTİM
MAAŞIMI ALMAYA GİTTİM

MAAŞIMI ALMAYA GİTTİM

Çalıştığım köyün rakımı yüksekti. Kışı çetin geçiyordu.

                Tüm doğa olaylarında yaşamaya alışmıştım. Çok yürümek,  zamanım oldukça ava çıkmak tutkularımdır. Ayaz, kar yağışı, çamuru dert etmem.

                Erken kalktım. Tıraş oldum. Takım elbiselerimi giydim. Kravatımı taktım. Bir metreye yakın kar birikimi dışarıda donmuş kütleler halinde yatıyordu.

                Güzel giysilerimin üstüne; palto, başlık, dizge çoraplar giydim.  Dizime kadar uzanan çorabın içine  ütülü pantolon paçalarını sakladım. Boyun bağımı boğazıma iki kere doladım.  Tiftik papağımı başıma geçirdim. Sadece ağzım ve gözlerim kapanmadı. Evden çıktım.   Koşar adım yürüdüm.

                Bir saat sonra asfalt yola çıktım. Vagonunda insan dolu bir traktör geldi.   Ben de bindim traktörün vagonuna. Soğukta üstü açık vagonda yolculuk yapıyoruz. Çok soğuk ama yağış yok. İlçe merkezinde indim. Koşar adım ilköğretim müdürlüğüne gittim.

                Odanın ortasında boyumdan biraz kısa , şişmanca bir soba var.  Yarısı köz renginde kırmıştı  sobanın. Müdür bey ceketini asmış, beyaz gömlekle masasında oturuyordu. Selamımı aldı. Maaş için geldiğimi anlamıştı:

                -Maaşları Turan Beyden alıyorsunuz hocam. Dedi.

                Çıktım. Binanın her tarafı dışarıdan sıcaktı.  O giysilerimle  terlemeden kendimi dışarı attım.

                Turan Beyin sobası da büyüktü. Ancak fazla sıcak değildi. İyi yanmıyordu. Belki  yeni yakılmıştı. Turan Bey, masasında değil de, sobanın  yakınındaki  sandalyede oturuyordu. Bir sandalye de benim için çekti. Oturdum. Hem benim işlemlerimi yapıyor, hem  misafiriyle konuşuyordu. Misafiri , şık giyimli, sinekkaydı tıraşlı, uzun boylu ve  hep gülümseyen  bir beydi.  Turan beyin  konuşması beni ürküttü. Sözlerine kendisi ve  misafiri gülüyordu:

                -Öğretmen akşam evine dönmemiş. Köylüler aramaya çıkmış. Bir kayanın dibinde  Bulmuşlar.  Orada öğretmen, uzanmış gülüyormuş  (donmuş).

                Bu söze  biri kahkaha atıyor, diğeri bıyık altından  gülüyordu.. Buna gülmeleri bende şok etkisi yaptı. İşim de bitmişti. Çayımı bitirmeden   izin istedim. Kalktım.

                -Hocam acelen ne, çayını bari iç. Dedi  Turan Bey.

                -Vakit geç oldu.  Dedim. Daha gecikirsem  yolda beni de  gülüyor bulursunuz. İyi akşamlar.  Odadan çıktım.

                Onların yaşantılarını ve yollarda donan  öğretmenlerin çalışma şartlarını  düşünerek   köyümün yolunu tuttum.

                Akşam sağ salim evime geldim. Onları bir de ben güldürmediğime şükrettim.