AYDIN NAMUSU VE MEDYA
AYDIN NAMUSU VE MEDYA

AYDIN NAMUSU VE MEDYA

Son bir haftalık gazete tirajlarını merak edip internetten araştırdım. Uzun süredir yazılı medya araçlarını okumuyorum kim ne yazmış diye merak edip açıp bakmıyorum bile. En fazla satan gazete 297 bin satmış. Genel tiraj ise 3 milyonun altında. Gerçek tirajın bu olduğu da şüpheli. 80 milyon nüfusu olan, okuma yazma oranı oldukça yüksek olan ülkemizde yazılı medya tirajlarının sürekli düşüyor olmasını birileri izah etmeli. Üstelik bu tiraja promosyon olarak ücretsiz dağıtılan gazeteler de dahil. Hatırladığım kadarıyla 5-6 yıl öncesine kadar gazete tirajları 4 milyonun üzerindeydi.

Ana akım ulusal medyada ballı maaşlarla uzun yıllar köşe yazıları yazan bu ülkenin aydınları(!) tirajlarla ilgili ne düşünüyorlar acaba? Aydın olmanın sorumluluğunu ne kadar hissediyorlar merak ediyorum. Belki de düşünmemiz gereken şey aydın kavramının içinin nasıl boşaltıldığıdır. Medyada acaba bugün ne yazmıştır diyerek düzenli olarak okuduğunuz kaç yazar var?

Ülke gündemiyle ilgili önemli meselelerde, toplumsal olaylarda, acaba bu konuda ne düşünüyordur diye yüzünüzü döndüğünüz kulak verdiğiniz kaç aydın var? Vatandaşın yazılı medyaya olan ilgisinin azalmasının nedenlerin birisi tam olarak bu olabilir mi?

Merhum Cemil Meriç, Mağaradakiler adlı kitabında der ki:”Namuslu aydın, kucağında yaşadığı çevreye uymayandır”. Bu uyumsuzluk toplumsal veya kültürel uyumsuzluk değildir. Aslında mesaj tam olarak bugünün yazar çizer aydınınadır. Bugünün aydınına yani konjonktürel(duruma göre) olarak pozisyon alan, yazan, çizen ve söyleyen tayfayadır. Oysa fikrin de bir namusu olmalı değil miydi? Yine aynı eserde:”Aydın siyasetle uğraşmamalı, kalabalık tarafından alkışlanıyorsa ihanet içindedir. Yığınların mahkum ettiği aydın, gerçek aydındır.” der.

Oysa günümüz aydını(!) tam olarak siyasetin payandasıdır. Huzur ve refah, halka doğruyu yalnızca doğruyu haykıracak adamların sayısıyla doğru orantılıdır.

İçinde yaşadığı toplumun zihninin iğfal edilmesine izin veremez namuslu aydın. Kendi kaygılarını toplumun kaygılarının önünde tutamaz. Yalnız kalma pahasına, dışlanma, hor görülme pahasına halkını aydınlatmaktan başka derdi olmayan fikir işçilerine ihtiyacımız olduğu aşikar. Belki eskiden fildişi kulelerinde halktan kopuk, kendi dünyasına çekilmiş aydınları vardı bu ülkenin ama bugün artık o da yok..