İRTİFA  KAYBEDİYORUZ…
İRTİFA KAYBEDİYORUZ…

İRTİFA  KAYBEDİYORUZ…

Abdulkadir  TÜRK

                “Ey iman edenler, herhangi bir fâsık  size bir haber getirecek olursa, onu iyice inceleyin, doğruluğunu araştırın. Yoksa, gerçeği bilmeyerek, birtakım kimselere karşı haksızlık edip sonra yaptığınıza pişman olursunuz.” Hucurat/6

                Bir gün adamın biri;

                “Köroğlu Allah belânı versin.”

                “İki yakan bir araya gelmesin.”

                “Ettiklerini bulasın.”vb diye Köroğlu’na atıp tutuyordu.

                Bu lânet okumalara tanık olan bir başka adam, kızgın ve küfürbaz adama sordu;

                "Sen Köroğlu’nu tanıyor musun.?”

                Adam: "Hayır tanımıyorum, ömrümde hiç de  görmedim.” Dedi.

                Bunun üzerine diğer adam;

                "Hiç görmediğin, tanımadığın birisi için bu ağır sözleri neden söylüyorsun.?” Diye çıkıştı adama.

                Adam rahat ve pervasızca; “Herkes diyor bende diyorum.” Dedi.

                Sosyal sanal medyada, reel medyada, kahvelerde, ev sohbetlerinde, meclislerde, hemen her yerde  mesnetsiz, delilsiz, söz ve söylemler bedavaya gidiyor.

                Dedikodu kültürünün fitne  fenomenleri  oluyoruz da bir çoğumuz, farkında değiliz.

                Aşağı mahallede söylediğimiz yalanların gerçek olduğuna inanıyoruz yukarı mahallede.

                Boşa atıyoruz, doluya atmış gibi karşılık ve kazanç bekliyoruz hedef koyduklarımızdan.

                Kimsenin ağzından çıkanı kulakları duymaz oldu  ne yazık ki.

                Verdiğimiz sözlerin arkasında durmuyoruz, yapamayacağımız işlerin sözlerini veriyoruz.

                Akıllarımızı ya kiralara verdik bedavaya, ya da tersinden  kullanır olduk hoyratça.

                Korkusuz, sorumsuz ve  ispatsız isnatlar günah kulvarlarında kol geziyor pervasızca.

                Hesap gününü aklımızdan çıkardık, günahı, sevabı, ayıbı, utanmayı ve saygıyı ahlâk, edep ve terbiye defterinden sildik.

                Yüreklerimizde acı hissi kayboldu, hatır, menfaat, bizden olanlar, hesap defterlerimizin  kalemleri, gelecek projelerimizin kriterleri oldu.

                Bir bilginin, haberin aslı astarı önemini yitirdi, kendisine sağlayacağı  menfaate  bakar oldu insanlar.

                Bilmeden konuşmak, anlamadan fikir yürütmek sıradan ve marazi hastalıklarımız oldu toplumda.

                Her duyduğumuz ama gerçek olup olmadığını bilmediğimiz bilgilere göre sorumsuzca itham ediyoruz, taraf tutuyoruz, adaletsizce ve merhametsizce fetvalar veriyoruz artık.

                Sonrasında vebâle giriyoruz, kul hakkı yiyoruz, toplumsal çürümenin nedeni ve hedefi oluyoruz farkına varmadan.

                Aslında üzerinde oturduğumuz, varlık nedenimiz olan insani, milli ve İslami değerlerimizin içini boşaltıyoruz biteviye.

                Milli birlik, beraberlik ve dirliğimizin köküne dinamitler yerleştiriyoruz kendi ellerimizle.

                Çocuklarımızın, istiklâl ve istikbâlimizin geleceğini karartıyoruz atalarımızın hatırlarına ve hatıralarına inat.

                Ne konuştuğumuzun, ne yazdığımızın, ne okuduğumuzun, nereye gittiğimizin, neyi aradığımızın FARKINDA değiliz hasılı.

                Farkında değiliz çünkü, ne konuştuğumuzu, ne yazdığımızı, ne okuduğumuzu, nereye gittiğimizi, neyi aradığımızı akletmiyoruz, yani düşünmüyoruz. 

                Allah Kur’an’da başları musibetlerden kurtulmayan insan toplulukları için, “…Hâlâ aklınızı başınıza almayacak mısınız.?” İlahi ve ebedi uyarısını  sık sık niye yapmış ki sahi.?

Milletim uyan. İRTİFA KAYBEDİYORUZ.