MEME KANSERİ RİSK FAKTÖRLERİ
MEME KANSERİ RİSK FAKTÖRLERİ

Medicalpark Özel Tokat Hastanesi  Genel Cerrahi Hekimi Op. Dr. M. Kemal Dursun  1-31 Ekim tarihleri arası meme kanseri ile ilgili farkındalık oluşturmak adına kanserin riskleri, yaş ortalaması, tedavi yöntemleri ve yapılması gerekenlerle  ilgili bilgilendirmelerde bulundu.

            Kadınlarda en sık görülen kanser tipi olmakla beraber, mamografik tarama ve erken tanı 1998-2007 arasında her yıl  % 1.9 mortalite azalmasına neden olarak kanser ölümleri sıralamasında ikinci sırada yer almasına yol açmıştır. Ülkemizde de Sağlık Bakanlığı ve Türkiye Meme Hastalıkları Dernekleri verilerine bakıldığında, kadınlarda en sık görülen kanser tipi meme kanseridir. (2004-2006 arası yüzbinde 39,1) Epidemiyolojik çalışmalar meme kanseri için çeşitli risk faktörleri belirlemiştir. Bu faktörlerin endojen östrojen düzeylerine olan etkileri ve endojen östrojene maruz kalma süresi belirleyici etkenlerdir. Meme kanseri risk faktörleri alt başlıklarla toplanması konuyu toparlayacaktır.

YAŞ: Kadın cinsiyet erkeğe göre 100 kat artmış riski ifade eder. Yaş ilerledikçe risk artar, 50-55 yaşlarında eğri düzleşirken, 80 yaşından sonra hafif bir düşme eğilimi görülür. Bir kadının yaşam boyu meme kanseri olma riski 8 ‘ de 1 (% 12.56 ) dır.

ÜREMEYLE İLGİLİ FAKTÖRLER:        Over hormonları meme gelişimini başlatır, menstrüel döngü meme hücre porliferasyonuna neden olur, pubertede rormonlardaki artış hücre proliferasyonunu artırmak yönündedir ve bu hücre bölünmesi menapozla birlikte son bulur. Üreme faktörlerini alt başlıklarda inceleyelim.

MENARŞ YAŞI:Erken menarş  yaşı artmış meme kanseri riskiyle beraberdir. Menarş yaşındaki her  5 yıllık gecikmenin meme kanseri riskinde % 22 azalma yaptığı tahmin edilmektedir.

İLK DOĞUM YAŞI:Hiç doğum yapmamış kadınlarda meme kanseri riski doğum yapmış olanlara göre daha yüksektir. 30 yaşında ilk doğumunu yapmış bir kadının 20 yaşında ilk doğumunu yapmış bir kadına göre meme kanser riski %30 daha fazladır.

DOĞUM SAYISI:Her tam süreli gebelikte meme kanseri riski %7 azalır ve çocuk doğurmuş kadınlar, doğurmamışlara göre %30 daha düşük meme kanseri riskine sahiptir.

EMZİRME:Emziren kadınların, emzirmeyenlere göre meme kanseri riski daha düşüktür. Bir kadın ne kadar uzun süre emzirirse koruyucu etki o kadar fazladır, her 12 aylık emzirmede risk %4 azalır.

MENAPOZ YAŞI:Geç menapoz meme kanseri riskini artırır. Her geciken yılın riski %3 artırdığı belirlenmiştir.

ENDOJEN SEKS  HORMONLARI:Menapoz sonrası östrojen ve testosteron düzeyleri yüksek olan kadınlarda , düşük olanlara göre 2-3 kat daha fazla meme kanseri riski mevcuttur. Dolaşımdaki östrojenler ile meme kanseri arasındaki ilişki östrojen ve progesteron reseptör pozitif tümörlerde daha belirgin , negatiflerde ise daha zayıftır. Progesteron ile ilgili bilgiler çelişkilidir. Prolaktin ile ilgili epidemiyolojik veriler özellikle östrojen reseptörü pozitif tümörlerde meme kanseri ile pozitif bir  ilişkiyi belirlemektedir.

            İnsülin seviyelerinin yüksek olması, hormon tamamlama tedavisi almayan menopoz sonrası kadınlarda meme kanseri riskini artırmaktadır. Bu bağlantı, diabetik kadınlarda meme kanserinin %20 daha fazla oluşunu da açıklar.

İnsülin benzeri büyüme faktörü  1 ‘in meme kanseri riskini artırdığı yeni bir meta- analizle ortaya konulmuştur.

            Melatonin ile meme kanseri arasındaki ilişki açık olmamakla beraber gece boyunca ışığa maruz kalmanın melatonin oluşumunu baskılayarak meme kanseri riskinin artırdığı ileri sürülmüştür.

EKSOJEN SEKS HORMONLARI VE MEME KANSER RİSKİ:

Oral kontraseptifler:

Ağız yoluyla gebelik engelleyici ilaçların halen kullanılıyor olması veya yakın zamanda kullanılmış olması meme kanseri riskini artırmaktadır. İlaç kullanımının üstünden 10 yıl veya daha fazla geçmiş ise risk hiç kullanmayanlarla hemen hemen aynıdır. Sadece progesteron içeren haplar riski artırmamaktadır.

HORMON REPLASMAN TEDAVİSİ: Hormon replasman tedavisi  (HRT)  kullanan kadınlarda , kullanmayanlara oranla meme kanseri riski %66 daha fazladır.

            Kadın sağlığı girişimcilerinin (WHI) ,kombine  (östrojen + progesteron) hormon replesman tedavisi çalışması, zararların (inme, pulmoner emboli,meme kanseri, kolorektal kanser, kalça kırıkları ve ölüm ) faydalardan fazla olması nedeniyle 2002 yılında durdurulmuştur.

MEME DANSİTESİ (YOĞUNLUĞU): Kuvvetli bir faktördür, meme yoğunluğu yüksek kadınlarda, yoğunluğu düşük olanlara göre meme kanseri riski 5 kat fazladır. Meme yoğunluğu endojen hormonlardan bağımsızdır. Meme yoğunluğu menapoz durumundan , kilodan  ve çocuk sayısından etkilenir ancak en önemli belirleyici kalıtımdır.

MEME HASTALIĞI ÖYKÜSÜ: Proliferatif meme hastalıklarından (fibroadenom, ılımlı veya şiddetli hiperplazi, sklerozan adenozis, radikal skor, intraduktal papillomatozis ) yaklaşık 2 kat risk artışı söz konusu iken, atipik hiperplazilerde 4 katlık bir artış söz konusudur. Aile hikayesi , proliferotif olmayan meme lezyonlarında bile meme kanseri riskinde  %60 artış demektir. Aile hikayesi olmayanlarda proliferotif olmayan meme lezyonlarında meme kanseri riskinde ortış söz konusu değildir. Meme kanseri benign meme lezyonunun görüldüğü memede karşı memeye oranla daha fazladır.

Ductal karsinomu insitu prekanseröz bir lezyon kabul edilmekle beraber , lobuler karsinoma insitu (LCIS) meme kanseri için bir risk faktörüdür ve riski 7-9 kat artırır. LCIS da yaşam boyu mutlak meme kanseri riski %20 ‘dir.

            Daha önce bir meme kanseri öyküsünün olması ikinci bir primer meme kanseri riskini %40 civarında artırmaktadır, bu da yaklaşık 5 katlık bir risk artışı anlamına gelir.

AİLE ÖYKÜSÜ VE GENETİK: Birinci derece yakınında (anne, kız kardeş, kızı , baba) meme kanseri öyküsü olan bir kadında, olmayanlara göre yaklaşık 2 kat yüksek risk belirlenmiştir. İki birinci derece yakınında meme kanseri mevcutsa risk 3 kat yüksektir.  Yakın bir akrabasında meme kanseri olan kadınların %85 ‘inde hiçbir zaman meme kanseri gelişmeyecektir.

            Meme kanserlerini sadece %5-10’unndan kalıtsal faktörler sorumludur. BRCA1 ve  BRCA2 mutasyonu taşıyan kadınlarda 70 yaşına kadar meme kanseri gelişme şansı %45 -65 dir. BRCA mutasyonu taşıyıcıları genel popülasyonda  %0.11 – 0.12 oranındadır.

            Otuz yaşında genç kadınların %25 ‘inden fazlasında genetik mutasyonlar sorunlu olabilir. Oysa 70 yaşından büyük kadınlarda bu oran %1’ dir. BRCA genlerinden birinde mutasyon taşıyan hastalarda yaşam boyu meme kanseri riski %70-80 , over kanseri riski %40-60 ‘dır.

ÜREMEYLE İLGİLİ OLMAYAN YAŞAM BİÇİMİ FAKTÖRLERİ:

Vücut Ağrılığı:Vücut kitle endeksi (VKİ= Ağırlık(kg)/boy (metre² )) ile saptanan aşırı kilo ve şişmanlık post menopozal kadınlarda meme kanseri riskini orta derecede artıran ve değiştirebilir bir risk faktörüdür. Aşırı kilolu postmenapozal kadınlarda meme kanseri riski %10-20 şişmanlarda %30 daha yüksektir. Ancak ilginç olarak premenopozal şişman kadınlarda meme kanseri riski %20 daha az bulunmuştur. Postmenopozal kadınlarda endojen hormonların ana kaynağı yağ dokusudur. Şişman premenopozal kadınlardaki risk azalması da olasılıkla, anovulatuar menstrual devinimlere bağlıdır.

Fiziksel Aktivite:Fiziksel olarak aktif kadınlarda meme kanseri riskinde  %15-20 azalma bildirilmektedir.

Alkol Tüketimi:Günde bir kadeh (12.5 g.etanol) alkol tüketimi meme kanseri riskinde yaklaşık %4 ‘lük artışa denk gelmektedir.

Beslenme Biçimi:Beslenmedeki yağ oranı ile meme kanseri riski arasındaki ilişki net değildir.

Meyve sebze tükekimlerinde net bir ilişki kurulamamıştır. Karoten, Vit E, Vit C gibi antioksidanlar ve folik asit,  Vit B6 , Vit B12 gibi vitaminlerle meme kanseri arasında herhangi bir ilişki olduğunu söylemek mümkün değildir.

Yapı olarak östrojene benzerlikleri ve östrojen reseptörlerine bağlanabilme özellikleri nedeniyle fitoöstrojen içeren bitkiler tamoksifen gibi etki gösterebilmekte, endojen östrojenlerin etkisini bloke ederek meme kanseri riskini azalttıkları ileri sürülmektedir.

Vardiyalı Çalışma:Gece uykusu kısa olduğunda melatonin  hormonu azalır. Bu hormon antikarsinojenik etkilere sahip olduğu gibi, meme kanseri riskini artırdığı ileri sürülen diğer hormonları da azaltır. Uluslar arası kanser araştırmaları merkezi, 2007 yılında , gece vardiya çalışmalarını insanlar için olası karsinojenik etkili olarak sınıflamıştır.

Boy:Uzun boylu olmak postmenopozal kadınlarda meme kanseri riskini artırmaktadır. Milyon kadın çalışmasında, boyda her 10 cm’lik artışın meme kanseri riskini %17 artırmakta olduğu bulunmuştur.

İyonizan Radyasyon:İyonizan radyasyon meme kanseri için bir risk faktörüdür. 10-29 yaşları arasında tüberküloz veya pnömoni nedeniyle tanı amaçlı olduğu grafi çektiren kadınlarda meme kanseri riski 3 kat yüksektir. Hodgkin lenfoma   nedeniyle 30 yaşından önce toraksa mentle radyasyon tedavisi alan genç kadınlarda meme kanseri riski 15-25 kat artar. Meme kanseri görülmesi için tedaviden sonra 25 yıl veya daha uzun süre geçmesi gerekir. Tanı amaçlı düşük doz radyasyon uygulamaları (mamografi ) kanser riskinde artmaya neden olmaz.

İlaç K ullanımı:Düzenli olarak aspirin veya diğer nonstroidal , antienflamatuar (NSAI) ilaçların meme kanseri riskinde %25 azalma oluşturduğu meta-analizlerde gösterilmiştir.

Antihipertansiflerin  5 yıl veya daha uzun süre kullanılmasının meme kanseri riskinde yaklaşık  %20 ‘lik bir artış oluşturduğunu ileri süren bir çalışma mevcuttur.

Hipertiroid (Graves Hast.) nedeniyle tedavi edilen hastalarda %12 meme kanser riski artışı gösterilmiştir.

Mekanizması açık olmamakla birlikte otoimmun hastalığı , çöliak hastalığı olanlarda meme kanseri riskinin azaldığı gösterilmiştir.

Sigara İçiciliği:İki geniş katılımlı çalışmada 20 yaşından veya ile doğumdan önce sigara içmeye başlayan kadınlarda meme kanseri riskinde %10-20 civarında artış olduğu gösterilmiştir.

Özet:Ülkemizde Sağlık Bakanlığı ve Türkiye Meme Hastalıkları Dernekleri Federasyonunun verilerine bakıldığında, kadınlarda en sık görülen kanser tipi meme kanseridir. (2004-2006 arası yüz binde 39.1) Epidemiyoloji çalışmalar meme kanseri için çeşitli risk faktörleri belirlemiştir. Bu faktörlerin endojen östrojene düzenlemelerine olan etkileri ve endojen östrojene maruz kalma süresi belirleyici etkenlerdir. Üreme öyküsü (reprodüktif faktörler) ve hormonsal faktörler, obesite ,alkol ,fiziksel aktivite östrojen düzeyleri ve maruziyet süreleri üzerinden etki eden risk faktörleridir.