UNUTMAYAK VE UNUTDURMAYAK!
UNUTMAYAK VE UNUTDURMAYAK!

UNUTMAYAK VE UNUTDURMAYAK!

 

İlahe Aliyeva “Ziyali Ocağı” İctimai Birliyinin başkanı

Tarihçi-araştırmaçı

 

Başkanı olduğum Ziyalı Ocağı İctimai Birligi bu yıl bir çok müzakeresini taleb eden, unutulması mümkün olmayan projelere imza attı. Azerbaycan Respublikasının Prezidenti yanında Qeyri-Hükumet Teşkilatlarına Devlet Desteyi Şurasının maliyyə yardımı ile birliğimizin sunduğu projeler muvaffakiyyetle reallaşdı. 

Dört merheleden oluşan projelerin esas konusu 1918-ci yılında Azerbaycanlılara karşı yapılan soykırımlar idi.  

Amacımız 1918 yılında Azerbaycan’da ermeni terrorçu teşkilatlarının, onların havadarlarının -bolşeviklerin yaptıkları mezalimleri, katliamları tüm dünyaya haykırmaktır. Onların iç yüzünü açıp göstemekdir.

Kardeş Türkiyeden, Özbekistan’dan, İran’dan, Norveç’den təşrif buyuran çoksaylı misafirlerimizin (resim ...) katılımı ile gerçekleşdirdigimiz projemizde ilk önce ulu Önder Haydar Aliyevin uyuduğu Fahri Hiyabanı , Şehitler Hiyabanını, 1918-ci yılda canını Azerbaycan topraklarının ve onun vatandaşlarının korunması yolunda feda etmiş Şehitlerin-Türk Kardeşlerimizin mezarlarını ziyaret ettik. 

                “Unutsak unutuluruz!” adlı tedbirimizde bütünlükde Azerbaycan tarihine dahil olan soykırımların başlandığı illeri analiz etmekle devam etdirdik.

                Tarihden bildiyimiz gibi XIX əsrin sonlarından itibaren Türkiye’den Azerbayacan’a kütlevi şekilde göç eden Ermenilere Çar Rusiya’sı havadarlık yaptı. 1894-1896 yılından itibaren tarihi özbeöz topraklarımızda, arazilerimizde Ermenilere hukuk tanıdılar, yerli Azerbaycanlıları Ermenilerin hoşlandıkları arazilerden sürdüler, onları al kanlarına boyadılar. Ağbaba’da, Vedi’de, Dereleyez’de, Göyçe’de, İrevan’da və başka tarihi yurt yerlerimizde halkımıza karşı amansız şekilde davranarak toprakları ellerinden alındı. Çoçuk-ihtiyar, kadın bilmedi bu zalimler. Sıcak aşımıza soğuk su, sakin uykumuza haram kattılar, dinçligi, rahatlığı ellerimizden aldılar, hukuklarımızı ayaklar altına atdılar. Direnerek kalanlar ise kendi topraklarında misafir durumuna düşürüldüler. Halkımıza karşı büyük mikyaslı hücumlar ara vermədi. İhtilaf ocakları bilerekden hep alevlendirildi. Her defasında ihtilaf ocakları ateşlendiginde ermeni hainleri daha çok arazileri alır, Azerbaycanlıları kırır, onların yurtlarına sahiblenirdiler. Yere-göklere sığmayan kadınların, kocaların, çoçukların ah-nalesi bu zalimleri daha kudurtdu.

                Aslında halkımıza karşı yapılan soykırımların ilk pik merhelesi 1905-1906-yıllarında oldu. Ermeni kilisesinin rehberligi ile bu karşıdurmada Baküde ve Azerbayca’nın tüm bölgelerinde mezalimlerin, soykırımların başlanmasına fetva verilmişdi. Baküde yerleşen Malokan bahçesinin yanındakı kilisenin zengi ile başlamışdı katliamlar. Bu katliamlarda 10 minlərlə Azərbaycanlı öldürülmüşdü, iki yüzdən çok yaşayış meskeni darmadağın edilmişdi.

                Erməni müəllifi A-do yazır ki, 1905-1906-cı illər qırğınları ərəfəsində İrəvan quberniyasındakı 1301 kənddən 959-da, Zəngəzur qəzasındakı 406 kənddən isə 314-də türklər (azərbaycanlılar) yaşayırdılar. Etnik temizleme sayesində bu gün malisef ki, bu arazilerde bir dene de olsun, azerbaycanlılara mahsus köy, kasaba kalmayıb. 

                Yeri gelmişken söyleyim ki, o zamanlar hala Ermenistan devleti yoktu. Ve bu günkü Ermenistan arazilerinde Azerbaycanlılar yaşayırdılar. Malisef ki, Hristian himayeçileri ermeni hainlerine yakından yardım ettiler ve onları bizim topraklarımızın sakinleri ettiler.

                Azerbaycan’a köç edən Ermənilər-haylar Türkiyə arazilerində hayata keçirdikləri mezalimlərin birə on katını Azərbaycan arazilərində dinç və eliyalın, silahsız Azərbaycanlılara karşı hayata keçirdilər.

                Çar Rusiyasının desteyi ile tarihi Azerbaycan torpaklarının en verimli, manzaralı guşələrində yerləşdirilen Ermeniler yerli Azerbaycanlılara karşı amansız şekilde davranmaya başladılar.

                Onları zaman-zaman haqsız ittihamlarla, qanlı katliamlar hesabına dede-baba torpaklarından didergin düşürdüler. Bu üzdenırak, köçebe  ermeniler azeli Azərbaycan torpaqlarında Ermenistan devleti yaratmak ideyasını karşılarına maksat olarak koydular. Doğu Anadolu’da icrasına engeller çıkan “ermeni meselesi” zaman-zaman, merhelelerle  dahili və harici havadarlarının destegi ile açığa çıkarıldı ve her defe da açığa çıkarılanda Azerbaycan torpaklarında Azerbaycanlıların sayı katliamlar hesabına keskin şekilde azalmaya başladı.1905-1906-cı il kütlevi kırğınları Azerbaycan’da ilk soyqırım aktı kimi tarihə girdi. Bakünü kendilerine paytaht olarak pilanlayan ermeni terrorçu teşkilatları ilk, kütlevi soykırımları burada yaptılar.

İkinci soykırım birinciden daha amansız oldu. 1918-ci ilin 30 mart tarihindən itibaren başlayarak 3 aprel tarihlerine kadar Bakü’de, Şamahı’da, Kuba’da, Haçmaz’da, Lenkeran’da, Hacıkabul’da, Salyan’da, Zengezur’da, Qarabağ’da, Nahçıvan’da və diger arazilerde davam eden katliamlar en amansız şekilde həyata keçirildi.

                Tekce Bakü 1918-ci yılın mart ayının 31-den Nisan ayının 2-dek Daşnak-Bolşevik qüvvetleri tarafından 12 bin azerbaycanlının hayatına facievi şekilde son verilmişdi.

                Qubada Amazaspın rəhbərlik etdiyi daşnak qüvvələri 16 mindən çox türk-müsəlmanı qətlə yetirmişdi. Quba qəzasında 162 kənd dağıdılmış, onlardan 31-i yer üzərindən silinmişdir. Qubanın mərkəzindəki mədrəsəni yandıran erməni vəhşiləri 1300-dək kitabı tonqala ataraq yandırmışdılar.

Biz ikinci –Tariximizi unutmayaq və unutdurmayaq!adlı projemizde bir qrup aydınla Kuba adlanan bölgemize sefer ettik. Bu seferde İran’dan, Türkiye’den, Özbekistan’dan, Norveç’den misafirlerimiz de vardı. Sefer ettigimiz bölgede 1918 yılında ermeni kuldurları, taşnakları ve bolşevik ruslar tarafından yapılan toplu mezarları ziyaret ettik. Bu kaddar ve kibirli vahşiler insanları toplu şekilde öldürerek derin derelerdeki, kuyulara basdırmışlar. Tesadüf neticesinde aşkarlanan bu kuyunun araştırılması zamanı malum olmuşdur ki, onlar 1918 yıl Şehitleridir.

                Ne yazık ki, sovet döneminde burayı futbol sahası yaparak üstünde çoçuklarımıza top koşturmuşlar, milli-manevi degerlerimize dokunarak, insanlarımızın ruhlarını tahkir etmişler.   

                Biz oraya Baküde sıcak olduğu bir günde gitmişdik- nerdeyse havada 45 derece sıcalık vardı. Amma oraya vardığımızda sanki soykırım kurbanları bizi göz yaşları ile- yağmurla karşıladı. Narin, ince, sürekle yağan yağmurda her kes tepeden tırnağadek ıslandı. Tedbir iştirakçılarının akıttıkları göz yaşları yağmura karıştı. Kuyuya-mezara doğru indi.    

                İnsanlığın unutulduğu Hocalı faciası erməni vandalizminin son noktası oldu.  Artıq bu o zaman idi ki, kaniçen ermənilər tarihi Azerbaycan topraklarından didergin salınmağa çalışdıkları Azerbaycanlıların son neslini de köçürecektiler. Azerbaycanlılarsız Ermənistan yaratmak bu murdar ermənilərin baş pilanı idi. Teessüfler olsun ki, bu kaddar hilkatlılar kendilerinin çirkin makstalarına yettiler.  Tarihi Azerbaycan topraklarında kendilerine kondarma, uyduruk Ermenistan devleti kurdular.

                Çar Rusiyası tarafından yapılan ve XIX asra ait olan  bu haritaya (resim 4) göz gezdirmek yeter ki, bu arazilerin tarihi türk toprakları-Azerbaycan toprakları olduğuna bir daha emin olasın. Bildigimiz gibi, her bir halk oturduğu araziye kendi dilinde isim takar, oronimleri, oykonimleri, hidronimleri (yer, mesken, arazi, çay-dağ ve başka yerlerin isimleri) kendi ana dilinde seslendirer. Hemin bu haritada tüm yer-gök isimleri türk dilinde çiçek açmış gibidir. Malisef ki, bu hain ikiyüzlüler o isimleri zamanla degiştirmiş-ermenileştirmişler.

                Zaten bizim buranın aran –çöl bölgelerinin ahalisinin soy-kökünü araştırdığın zaman onların indiki Ermenistan arazisinden göçürüldügünü görürsün. 1735 yılından bu yana rus çarı Birinci Pyotrun Azerbaycanlıların tarihi arazilerinden göçürülmesi ile alakalı verdigi fermandan sonra halkımız o gözel, muhtaşem yerlerden zaman-zaman sürüldüler, maksatlı şekilde ermeniler Kafkazlara yerleştirdiler.

                Ziyalı Ocağı Birligi olarak düşünüyoruz ki, bedhah komşularımızın halkımızın başına getirdikleri bu oyunlar daima həm yerli, həm də beynelhalk metbuat vasıtalarında konu mevzusu olmalıdır ki, tüm dünyanın sülhsever, adaletli devletleri bu haklı davamızda bizim yanımızda yer alsın”.