EL ALIŞKANLIĞI
EL ALIŞKANLIĞI

EL ALIŞKANLIĞI

Alışkanlıkları bırakmak kolay değildir. Alışkanlık, bağımlılıktır. Bunu sadece içki ve sigaraya indirgemek de doğru olmaz.

 Evde elektrikler kesilince evin bölümlerine gitmek için aydınlatma aracı kullanırım. Bu mum,  telefon feneri, el feneri gibi…

 Evde elektrik yok. Bir odadan başka odaya gidiyorum. Telefon fenerini kullanıyorum.  Bir elimle telefonu tutarken, diğer elim gireceğim odanın düğmesine basıyor. O anda yanlış yaptığımı hatırlıyorum. Odadan çıkarken aynı yanlışı yineliyorum. Yanmamış lambayı söndürmek için düğmeye tekrar basıyorum.

 El alışkanlığı işte, İyi mi, kötümü?  Karar sizin.

 Suların kesik olduğunu bildiğimiz halde musluğu açmaya çalışırız.

 Bu tür el alışkanlıkları herkeste vardır.

Ömür, üniversitede okuyor. Başka bir ilden gelmiş. Uzun boylu. Atletik vücutlu esmer bir gençti.  Uzun saçları kulaklarının yarısını kapatıyor,  kulak memesi ve kulağındaki küpe kapanmayacak kadardı. Arkadaşlarıyla iyi anlaşıyordu. Yurt ve okul dışından da arkadaşları vardı.

 Seviyeli konuşmaları ile dostlarını artırıyordu. Okul ve yurt dışında, çaycı, dürümcü, berber gibi meslek sahipleri ile arkadaşlığı vardı. Saçlarının bakımını önemserdi. Tanıdığı berberlerden birini tercih eder, daha çok ona tıraş olurdu.

 O gün tatildi.  Sabah saç modeli üzerine Erkan’la konuştular. Birlikte yurttan çıktılar. Dolmuştan son durakta indiler. Karşıya geçtiler.    Kapının altında tek basamak vardı. Kapı boyu yükseklikte kuaförün adı yazılı levha vardı.   İçerde boş oturan berber, onları görünce kapıyı açtı. Buyur etti.

Ömür boş olan koltuğa oturdu. Tıraşa başlarken, Erkan gerideki koltuğa oturup sehpadaki gazetelere yöneldi. Gazete okur gibi görünse de televizyona bakıyordu. Televizyon izlese de onların sohbetlerine laf yetiştiriyordu. Saç kurutma makinası çalıştı. Dükkâna güzel bir koku yayıldı. Bu tıraşın bittiğinin habercisiydi.   Ömür Gazetelerin başına, Erkan tıraş koltuğuna otururken, iki kişi daha geldi.  Sohbet genişledi.

 Ömür, kumandayla baş başa kaldı. İstediği kanallarda dolaşıyordu. Kendisine söz sırası da pek gelmiyordu. Berberin işine karıştı:

-          Fazla kısaltma usta,  Erkan saçlarını tepede topuz yapacak. Uzasın ki kolay bağlansın. Dedi.

Erkan da arkadaşını onayladı. Saçı az kısaltıldı. Tıraş bitti. Ömürle Erkan gittiler.

Sonra gelenlerden birinin tıraşı başladı. 

 Televizyonun tadı kaçmıştı.  Değiştirmek istediler.   Kumanda yoktu.  Müşteri berbere sordu. Birlikte aradılar. Bulamadılar. Tavana yakın asılı olan televizyonu, en uzun boylusu düğmeden ayarladı.

 İki yeni müşteri gidenler hakkında konuşmaya başladılar:

-          Öğrenci olsa ne olacak? Hırsız işte.

-           En fazla on liradır. Tenezzül ediyor.  Sade hırsızlık değil, aşağılık.

Berber bu sözlere itiraz etti.

-          Arkadaşlar, o çocuklar dediğiniz gibi değil. Ben onları uzun süredir tanırım.  Haksızlık ediyorsunuz.

 Tıraş koltuğunda oturan:

-          Diyelim ki, sen doğru söylüyorsun. Buradaki kumanda uçtu mu?

Bu soruyu cevapsız bırakan berberin, kafasında sorular çoğalıyor, huzursuz oluyordu.

Sonunda kendi haklılığı ortaya çıktı.

 Ertesi gün Ömür yalnız geldi. Tıraş için gelmemişti.  Yüzünün renginden üzgünlüğünü hemen anladı berber:

-          Hayırdır Ömür. Sen dün tıraş oldun?

-            Usta beni önce dinle. Sonra dövsen de sana elimi kaldırmam. Dedi anlatmaya başladı:

“ Biz dört arkadaş bir odada kalıyoruz. Bir televizyonumuz var. Kumanda elimize geçince, diğerleri kapmasın diye cebimize koyarız. Bunu hepimizde yaparız. Tartışırız ama kavga etmeyiz.

 İşte bu alışkanlıktan olacak ki, dün senin kumandayı cebime koydum. Giderken de bırakmayı unutmuşum. Çok özür dilerim. Suçluyum. Kabul ediyorum. Beni affet usta. Bu alışkanlıktan hiç memnun değilim. İsteyerek yapmadım.”

-           Bu kadar abartmana gerek yok Ömür. Olur, benim de  el alışkanlıklarım  var. Böyle hatalara düşerim.  Önemli değil.  Bak getirdin işte. Tekrar buraya yoruldun. Teşekkür ederim sana. Dedi. Çay ikram etti.   Ömür çayını içti. Biraz dinlendi.  İzin isteyip gitti.

      El alışkanlığı kötüdür. Çok insanı bu şekilde zor durumda bırakır.  22 – 10 -2018