BABA ÇOK DUYGULANDI
BABA ÇOK DUYGULANDI

Yanımda en samimi arkadaşlarım vardı. Aramızda çok neşeli sohbetlerimiz oluyordu.

                Yine böyle bir sohbet devam ediyordu ki, Bahçe kapısından bir kız girdi. Kız bize doğru geliyordu. Uzun boylu. Türbanlı güzel bir kızdı. O zamanlar türban tartışmaları yeni başlamıştı.  Ama beyaz üzerine sarı puanlı türban bu kıza çok yakışmıştı.

                Yaklaştıkça bende bir sevgi oluştu. Ama tanımıyordum.  Kafamdaki sorular artıyordu. Kız geldi: “ Osman Bey’i görecem. Dedi

                “Benim buyurun.” Dedim. “ Özel görüşmek istiyorum. “ dedi.

Beraber içeri gittik. Bir odaya oturduk.

                Giyiminden çantasına kadar çok güzeldi. Bakışları anlamlıydı On sekiz yaşlarındaydı. Oldukça heyecanlı olduğu görülüyordu. Konuşmaya zorlanıyordu.

                Bu konuşma, aczinden değildi. Heyecandandı. Belki sözlerine tepki göstermemden çekiniyordu. Ama beni önce tanımış, sonra yanıma gelmişti. Tepki göstermem söz konusu olmayacağını ona söylemişlerdi. Başkalarına sorup beni tanımıştı.   Söylenenlerden daha çok ilk karşılamamda tepki göstermeyeceğimi kendisi anlamıştı.  Anladığını daha sonra açıkladı.

                Çok kibar konuşuyordu. Sözcükleri gayet ustaca seçiyordu. Hata yapmamaya çalışıyordu. Küçük bir hata karşısında özür diliyordu.  Beni önce tanımıştı.  Oğlum ve yeğenim beni ona çok iyi anlatmışlardı.

                Adının Havva olduğunu ve oğlumun arkadaşı olduğunu söyledi. Bunları duyunca onu tekrar tepeden aşağı süzdüm. Bakarken bir ara karşımda o bana gelinlikler içinde göründü.

                Yanında lacivert takım damat elbisesi ile oğlum da göründü. Sevgim göğsümde düğümlendi.

                Böyle düşünmekte haklıydım. Aralarında duygusal bir konu olmasa benim yanıma gelmezdi. Yanıma gelmek için kendini çok zorlamamıştı.

                O konuşuyor ben dinliyordum. Bana sorular soruyordu. Sorularını uygun şekilde cevaplıyordum.  Soruları daha çok oğlumun bilmediği yönleriyle ilgiliydi. Benden öğrenmeye çalışıyordu. Cesaretli, çekinmeden konuşuyordu.

                Bir saat kadar konuştuk. Bana kendi aile yapısını anlattı. Ailenin nasıl olduğunu anlattı. Nasıl olması gerektiğini de anlattı. Konuşurken gözleri bazen sevinçle parlıyordu. Heyecandan yaşarıyordu. Beni takdir ettiğini anladım.

                Ailesinde kendisi ile böyle konuşan biri olmadığından yakınıyordu. Onu uzun süre dinledikten sonra bende kendisine aile yaşantımız hakkında bilgi verdim. Her konuda yardımcı olacağımı söyledim.

                Oğlum, Erzincan’da okuyordu.  O, üniversiteye girememişti. Eğer sınavı kazanırsa okumak istiyordu. Hatta daha ileri giderek oğlumla aynı ilde okumak istiyordu. Bunun için de yardım istiyordu. Yardımı maddi açıdan istemiyordu. Oğlumla evlenmeye karar vereceklermiş. Benden izin istiyordu.  Biri oğlumuz, biri gelinimiz olarak okuyacaklarmış.

                Okul bitiminde evleneceklermiş.

                Doğrusu oğlumun, böyle bir arkadaş edineceğini hiç düşünmemiştim. Benim için gurur verici bir durumdu. Çok duygulandım. Ama ona da yardımım olmuştur sanırım.  Kızım gibi canım sevdi. Ayrılırken gösterdiği samimiyeti hiç unutmadım. Kızından ayrılmış baba gibiydim. (29.Mart.1991) 

( Şehr-i Belen  kitabımdan)