SESLENİŞ
SESLENİŞ

       İşlerin en zoru bir insanın beynini kalbini ve ruhunu bir anda etkileyebilmek. Biz, işte bu zor işi, öğretmenlik mesleğini yapıyoruz. Ancak bir işi yapmak için yapmak ayrı; yaptığınız işte kendimizi hissederek, seslendiniz toplumu iliklerinizde hissederek yapmak çok ayrı durumlar.
            Öğretmek, öğreten insan olmak ne şerefli bir vazife. İyi adına, değerli adına ne varsa onun adına; sonsuzluk yolunda ilerliyorsunuz. Yol ilerlerken yoğunluğunuz o ölçüde artıyor. Ve siz, su gibi akıyorsunuz 
     Her sabah sınıftan içeri girdiğinizde, sizden olan bir sürü sizle karşılaşmak ne kadar heyecan verici bir durum! Sizin karşınızda küçücük modelleriniz. Sizin doğrunuzda doğru, yanlışınıza yanlış diyen minicik yürekler. Kalp atış hızları sizinki ile aynı tempoda olan, sizin gibi olmak için çırpınan öğrencileriniz. Bir insan düşünün, işinden hayatını idame ettiriyor. Hem de işi onun hayatının oluşturuyor. Bu iş en kutsal iş  ömür boyu tebliğ sanatının adı: öğretmenlik...
      Öğretmenlik mesleği sabah okulda başlayıp, akşam okulda kalmıyor yani. Sizinle beraber geliyor her nereye gidiyorsanız. Beden ve ruh gibi…
      Zor iş, meşakkatli iş öğretmen olmak. Avuçta kor taşımak gibi bir şey. Çünkü insan yetiştiriyorsunuz. Ona şekil veriyorsunuz. Küçücük ruhuna bir kimlik çiziyorsunuz.
      Bir öğretmenler günü programında, minicik bir öğrencim: “kalbimi sana emanet ettim. Emanetime iyi bakasın öğretmenim!” Diye seslenmişti bana. Bu cümlede gizli aslında her şey.  
     Sevgili meslektaşlarım yüzlerce mektup var elimizde. Geleceğe gönderilmek üzere hazırlanan. Bu mektuplarda anlatmak istediklerimizi, tüm samimiyetimizi yansıtırsak emin olun doğru adrese gider.