6-7 EYLÜL OLAYLARI
6-7 EYLÜL OLAYLARI

29 Ekim 1923'te kurulan Genç Cumhuriyet Şeyh Sait İsyanı ve Menemen Olayı ile uğraşmıştır. Çok partili hayata geçememiştir. Ne var ki bu durum 1946 yılında değişmiştir. Bir tarafta Milli Şef yönetimindeki CHP, diğer tarafta Kurtuluş Savaşı’nın Galip Hocası Celal Bayar’ın Demokrat Partisi vardı. Türkiye’deki çok partili seçim istenilen sonucu vermedi çünkü seçim sisteminde muğlâklık vardı. Açık oy gizli sayım Milli Şefin Partisini 4 yıl daha iktidarda ve Milli Şefi de Çankaya’da tuttu. Galip Hoca ve Milli Şefin hukuku eskiye dayanıyordu. Kurtuluş Savaşı ve CHP’li yıllara. Bayar iyi bir ekonomist ve askerdi ayrıca M. Kemal'in en yakın dostuydu. İnönü ise Türkiye Cumhuriyetinin ikinci adamıydı. Ve Batıyla iyi ilişkiler kurmalıydı. İnönü'ye beklenen fırsat 1938'in 10 Kasımında gelmişti. Gazi M. Kemal şaibeli bir şekilde vefat etmiş. İnönü 11 Kasım günü Çankaya'ya çıkmıştı. II. D.S sonunda lider olan devletler Türkiye’den daha demokratik bir ortam istediler ve Türkiye 1946 yılında çok partili hayata geçti. Belki de İnönü hevesli değildi lakin konjonktür değişmişti. Beyaz adam yeni bir düzen kurmuştu. Türkiye bu düzenin oluşumunu perdenin arkasından izlemişti. Sizleri tarihle sıkmak istemem lakin geçmişini bilmeyen geleceğe yön veremez. Türkiye’de ilk kez 1950 - 14 Mayısında demokratik bir seçim yapıldı.

‘Yeter söz milletindir’ parolasıyla DP iktidara geldi ve Türkiye'de beyaz devrim gerçekleşti. Kimi ülkelerde turuncu olmuştu. Demokratların reisi Bayar, Reis-i Cumhur olmuştu. Ancak Başbakan belirsizdi. Aydınlı bir genç vardı, öğrencilik yıllarında Bayar’la tanışmıştı ve tam bir vatanperverdi. Gazi Mustafa Kemal 1931’de milletvekili yapmıştı. Bu genç Adnan Menderes’ten başkası değildi. Ege’nin Sarı Zeybek’i Bayar’ın isteğiyle Başbakan oldu. Bayar, Gazi Mustafa Kemal gibi Menderes’in zekâsına hayran kalmıştı. Menderes Başbakanlığa hızlı bir giriş yaptı ve ezanı aslına çevirtti. ODTÜ’yü açtırdı. Fabrikalar kurdurttu. Osmanlıdan kalma borçları bitirdi. Bu icraatları yaptığında takvimler 1955'i gösteriyordu.

1950’li yılların ortaları Türkiye için iyi gitmiyordu. Menderes’in partisinde çatırdama başlamış ve muhalifler başka bir parti kurmuştu. Aynı zamanda Kıbrıs mevzusu vardı. Yunanistan Kıbrıs’ta hak iddia ediyordu ve Türkiye bu duruma karşıydı. Kıbrıs Türk yurduydu ve Türk yurdu kalacaktı. Kıbrıs mevzusunda Türkiye'yi temsil eden kişi Yassıada vahşetinin maktulü Dışişleri Bakanı Fatin Rüştü Zorlu’ydu. Zorlu Kıbrıs’ı savunuyor, Birleşik Krallığın Yunanistan’a peşkeş çekmesine izin vermiyordu. Kıbrıs görüşmeleri devam ederken İstanbul’da akıllara durgunluk veren bir hadise yaşandı. Tarihler 6 Eylül’ü gösteriyordu. Bir gazete Atatürk’ün evi bombalandı diye manşet atmıştı. Halk galeyana geldi ve tarihe 6-7 Eylül Olayları olarak geçti. Halk Sultan Mehmed’in fethettiği şehirde onun hoşgörü ile davrandığı Rumların evlerini ve dükkânlarını yağmaladı. Durum korkunçtu. Evler, dükkânlar, sokaklar, caddeler tarumar edilmişti. Yıllarca dostluk içinde yaşayan milletler karşı karşıya getirildi. Birileri eti kaşıyıp, kızartıp, kanatmak istiyordu. Gizli eller yine planladıklarını yaptılar. Kıbrıs Görüşmeleri devam ederken İstanbul’da bir kaos ortamı oluşturuldu ve Menderes Hükümeti zor durumda kaldı. Plan basitti Türkiye kafasını kaldırmamalıydı kendisine çizilmiş sınırlarda kalmalıydı. Türkiye Frenk’e göre piyon olmalıydı. Yağında kavrulmalıydı yoksa sonu kötü olur mesajı veriliyordu. Ama haçlıların unuttuğu bir şey vardı; İman, inanç, vatan sevgisi ...

İstiklâl Marşı’nın ilk satırı bir noktaya işaret ediyordu; Hürriyete. Biz hür olmuştuk, sıra yavru vatan Kıbrıs’taydı. Ancak gizli eller buna izin vermedi.

6-7 Eylül Olayları 2014 yılındaki 6-7 Ekim olaylarıyla benzerlik gösterir. 2014 yılında tarih tekerrür etti. Ne demişti şair; ‘ Tarihten ders alınmasaydı tekerrür etmezdi.’ Garplıların unuttukları 1071, 1571, 1915 tarihleri vardı. Bu tarihleri ezberlemeleri gerekir. Bizi okusalar da, yırtınsalar da ne ezberleyebilirler ne de başka bir şey yapabilirler.

 

"HAK GELDİ BATIL ZÂİL OLDU".

 

YFK