ADAY ADAYLARININ DERDİ “HİZMET” Mİ YOKSA “EGO” MUDUR?
ADAY ADAYLARININ DERDİ “HİZMET” Mİ YOKSA “EGO” MUDUR?

ADAY ADAYLARININ DERDİ “HİZMET” Mİ YOKSA “EGO” MUDUR?

 

Yerel Seçimler yaklaşırken bu kadar aday adayının her seçmenden birinin, köyünü, mahallesini, şehrini idare etmek için bu kadar “HEVESLİ” olması, çok ağır bir “SORUMLULUĞUN” altına girmek için yarışması acaba;

- Memlekete ve millete “HİZMET ETME” çabası mı?

-Yoksa başka “EGO”lar (makam/koltuk vs.) mıdır..?

Aday adaylarının büyük çoğunluğunun köyüne, mahallesine, şehrine ne yapacağına dair ortaya bir “fikir”, bir “proje” koy/a/maması amacın hizmetten öte başka egoların ön planda olduğu fikrini kuvvetlendiriyor..

                Fikri ve projeyi bir kenara bırakın, köylerimize, mahallelerimize, şehirlerimize ilişkin, adaylarımızda en küçük bir DERT, DAVA, TASA kırıntısına dahi rastlanmıyor. Adaylarımızın tamamıyla siyasi söylemler üzerinden koltuğa oturma hevesleriyle hareket ettiklerine şahitlik ediyoruz bu günlerde..

EHLİYET VE LİYAKAT

                Adayda aranan birinci kriter şüphesiz ehliyet ve liyakattir.

                Bugün ehliyet ve liyakatten ziyade “adaylarımız birbirinin ayağını kaydırma” ve “itibarsızlaştırma” derdindedirler. “Rakibimin bir açığını yakalasam da önümden çekilse” hesapları peşindeler. Aynı partiden oldukları halde birbirlerine atmadıkları iftiralar kalmıyor. Bu düşüncedeki adayların halkın faydasından ziyade kendinden olmayan halkın ayağını bile kaydıracağı kaçınılmazdır. Zira koltuk için kendi dostunun veya dava, mesai arkadaşının ayağını kaydırmaya çalışan bir kişinin hem şehri inşa etmesi zor hem de şehrin insanını idare etmesi zordur. Hatta tecrübeler göstermiştir ki bu gibi kişilerin halkı aldatması ve kandırması da kaçınılmazdır.

VİZYON VE MİSYON

                Siyasi partilerin aday yapıları, siyasetin yapısal sorunları ve“BAŞKAN” olmanın iştahları kabartıcı cazibesi içine düşen egoların kırılacağına dair ufukta hiçbir umut görünmüyor. Geleceğe ilişkin olarak, sadece parayı, personeli idare edecek bir belediyecilik anlayışı olmamalıdır. Vizyona, ufka, tasavvur ve tahayyüle dayalı yani yeni bir medeniyet şehri inşa etme amacı güden bir belediyecilik anlayışı ile yola çıkılmalıdır.

                Bugün hem yaşanılır bir ortam hem de erdemli bir nesle öncülük edecek şehirlere ilişkin hayalleri olan birilerine ihtiyacımız var.

                Denenmişi tekrar denemenin bir anlamı olmayacağı gibi bir meziyeti, vizyonu ve misyonu, planı ve projesi olmayan başka birini denemenin de bir anlamı yoktur. Son tahlilde yeni bir gelenekten gelen, fikri ve projesi olan ehliyet ve liyakat sahibi yeni birilerine ihtiyacımız var bugün. Çünkü yaşadığımız mekanların hala devasa sorunları var ve bu sorunlar birikiyor, gittikçe içinden çıkılmaz hal alıyor. Şehirlerimizin, bırakın 30-40-50 yılı, önümüzdeki 4-5 yıl sonra nerede ve nasıl olacağına dair bir işaret göremiyoruz. Ve sadece fiziki şartlarla ilgili değil, yerel yönetimlerin manevi anlamda teşvik edici çalışmalarına da çok ihtiyaç vardır. Su, kanalizasyon, yol, köprü, trafik, çöp elbette önemli. Ama çocuklarımıza nasıl şehirler ve köklü manevi değerler bırakacağımıza dair çok ciddi endişeler yaşıyoruz.

                Yerel yönetimler şehirle birlikte o şehirde yaşayan insanları da inşa etmelidir. Koltuk sevdası liyakatsiz idareciler, kötü şehirler inşa ettiği gibi, o şehrin insanlarını da çirkinleştirirler. Şehirlerimizi ve insanlarımızı bu döngüden kurtarmalıyız…

                Onun içindir ki; memleketimize ve insanlarımıza karşı, doğru, içten ve samimi adamlara ihtiyaç vardır. Şehirlerimiz hem fiziki hem de manevi anlamda can çekişiyor ve bunun sorumlusu siyasetten çok belediyelerdir.

UNUTULMAMALIDIR Kİ;

                Şehirlerimize, belediye başkanlarımıza, siyasete dair ‘Eski Türkiye’den kalma önyargılarımız, saplantılarımız, fikirlerimiz ve beklentilerimiz değişmedikçe, her seçim döneminde sanki memlekette başka kimse yok gibi hep aynı isimlerle yola devam ettikçe şehirlerimiz değişmeyecek, hatta daha da kötüleşecektir…