ANKARA GEZİSİ (1)
ANKARA GEZİSİ (1)

Sosyal hizmetlerin Saray tesislerinden, dört otobüs ve dört minibüsle ayrıldık. Anıt kabre gittik. Arabalardan aslanlı yolda indik. Tamamı kırsal kesimden gelmiş olan çocuklardı. Buradaki güzelliklere hayranlıkla bakıyorlardı. Böylesini görmemişlerdi. Bu aslanları ilk defa görüyorlardı. İlkokula başladıkları günden itibaren onlara Atatürk anlatılıyordu. Anıtkabirden söz ediliyordu. Atatürk’ün ve anıtkabrin resmini çok görmüşlerdi.

 Şimdi resmini değil, gerçek anıtkabri görüyorlardı. Gözleri öyle parlıyordu ki baktıkları her şeye daha uzun süre bakmak istiyorlardı.  Guruplar halinde mozoleye doğru yürüyoruz. Çevreye dalmışlar. Basamaklara takılanlar, hatta düşenler oluyordu. İçlerindeki heyecan, gözlerinden okunuyordu. Bu çocuklar, Ülkede yirmi bin çocuğu temsil ediyorlardı.

Gezdiklerini, gördüklerini gittikleri yerlerde anlatacaklardı. Ama bu sevgi çok uzun sürmeyeceğe benziyordu. Kenan Evren halkın tamamını, Atatürk’ten soğutma çabasındaydı. Bunun sonuçlarını ilerde göreceğiz. Bu kurumlarda eğitilen çocuklar kısa süre sonra Atatürk’e hakarete başlayacaklar.

 Ata’nın kabrini ve müzeyi gezdik. Müzede Ata’ya ait her şey vardı. Nüfus cüzdanından, kağnısına kadar her şey oradaydı. Bir süre  gezip, inceledik. Bu kadar kısa olmamalıydı. Daha detaylı bilgiler verilmeliydi.

 Oradan aynı arabalarla MTA (Maden Tetkik Arama ) Genel müdürlüğüne gittik.(05.02.1990). Orası bir köşk gibiydi. Yemekhane, spor salonları ne varsa her şey çok lüks görünümlüydü. Her taraf temizdi.  Nereye baksan ayrı bir güzellik görünüyordu.

Yemekler de oldukça güzeldi.  Yemekte önce MTA genel müdürü konuştu. Sonra sosyal hizmetler genel müdür yardımcısı Cahit Gültekin konuştu. Daha sonra bir öğrenci teşekkür konuşması yaptı. Kameralar devamlı çekim yapıyordu. Çocukların çoğu kameraların farkında değildi. Bu tür çekimler daha güzel oluyordu. Ama o görüntülerden bizlere vermediler. Hepsi genel müdürlükte toplandı. Aslında her yurda bir kopyası verilmeliydi.

   Oradan gençlik parkına geldik. Gençlik parkında çocuklara hitabeden çok şey vardı. Atlıkarıncadan, dönme dolaba, kumandalı arabadan havuzdaki teknelere kadar her şey ilgilerini çekiyordu.  Gençlik parkını gezerken kar yağmaya başladı. Fazla kalamadık. Gezimiz çok acele ve doyumsuzdu. (1990)