BAŞARININ ANAHTARI
BAŞARININ ANAHTARI "EKİP RUHU"

BAŞARININ ANAHTARI "EKİP RUHU"

Sevgili dostlar! Unutulmamalıdır ki, kurumlar ve o kurumların başındaki insanlar hedefleri kadar büyüktür. Büyüklüğün ilk adımı da kurumsallaşmaktan geçer. Kurumsallaşmak ise, EKİP RUHU ile beraber çalışan, büyük olmaya inanmış, geleceği gören insanların birlikteliği, azmi ve başarıya olan inancı ile doğru orantılıdır. İşletmelerin, şirketlerin, kurumların gelişmesi, sürekliliğinin ve nesillere devrinin sağlanabilmesi için, kurumsallaşmak bir zorunluluktur. Çünkü Kurumsallaşma, işletmelerin, şirketlerin, kurumların vs. tüm süreç ve işlevlerini tanımlayan ve disipline ederek sistem haline getiren bir anlayıştır.

EKİP RUHU

                Bir Vakıf, Dernek, Sendika, Şirket Yöneticisinden Okul Müdürüne. Okul Müdüründen Belediye Başkanına, hatta Millet Vekili, Cumhurbaşkanına kadar… Ortada bir başarı varsa, o başarı sadece yöneticinin değil EKİBİN BAŞARISI… Başarısızlık varsa o başarısızlık da yine sadece yöneticinin değil EKİBİN BAŞARISIZLIĞIDIR.

                Onun için kim, nerde, neci, hangi kurumun, hangi şirketin, hangi sivil toplum örgütünün başında bir yönetici olursak olalım; beraber çalışmak, birlikte hareket etmek, doğruların yanında, yanlışların karşısında ve düzelticisi olmak biz yöneticilerin temel ilkesi olmalıdır.

                Etrafımızda birçok vakfın, derneğin, sendikanın başarısızlığına, dağıldığına veya hizmetlerinin aksadığına şahit olmuşuzdur. Birçok işletmenin, şirketin, fabrikanın da battığına... Peki sebep nedir biliyor musunuz?

                SEBEP; “Ben bilirim, ben yaparım, ben olmazsam olmaz, ben varsam olur, benim dediğim olmalı, ben gidersem bu dernek, bu şirket biter, ben bu vakfı bıraktıktan sonra ne olursa olsun, benim kıymetim bilinsin MANTIĞIDIR… Tribünlere oynama, yaptı etti desinler mantığıdır. Muhalefet mantığıdır. Geldiğimiz makamı ilk fırsatta bir üst makama atlama/yükselme adımı olarak hesap etme MANTIĞIDIR…” Bu mantık gelişmenin, ilerlemenin ve hizmetin önünde en büyük engeldir.

İşte bu mantığa sahip, her işini kendi yapmaya alışmış, işine başkalarını karıştırmayan, istişareden uzak, burnunun doğrusuna giden yönetici/başkanlar başarılı yönetici olamazlar. Bu gibi kişiler bulunduğu yeri bırakmak da istemezler. Çünkü derdi millete ve memlekete hizmet etme derdinde olmayan; asıl derdi ve davası mevki, makam, koltuk, çevresini, kendinden olanları işe güce yerleştirmek, varlığını büyütmek gibi amaçları olan bir müdür veya başkandan yetkilerini devretmesini istemek yani yerine bir başkasını getirmek istemek; küçük bir çocuğun elinden oyuncaklarını almak gibi bir şeydir...

                Kurucuya/kuruculara bağlı olarak ve bu mantıkla hayatını sürdüren işletme, şirket ve her neyse kurucu veya kurucularını kaybettiğinde krize girer. Bir kısmı da krizden çıkamaz ve hayatı sona erer.

                Oysa; “BİZ BİLİRİZ, BİRLİKTE BAŞARIRIZ, BERABER OLURSAK DAHA GÜÇLÜ OLURUZ, VATANA, MİLLETE, MEMLEKETE DAHA FAZLA FAYDALI OLURUZ…” hareket ve düşünce tarzı başarılı olmanın, ilerlemenin, uzun ömürlü hizmetlerin temel esaslarıdır.

SÖZÜN ÖZÜ

                Başarılı bir yönetici olmanın temel şartı; önce DÜRÜST ve GÜVENİLİR BİRİ OLMAK sonra DİSİPLİNLİ, PLANLI VE İLKELİ ÇALIŞMAKTIR.

                Şu iyi bilinmelidir ki; Başarısızların MAZERETLERİ, Başarılı olanların ise EKİPLERİ, PLANLARI-PROJELERİ,

MEMLEKETLERİ VE MİLLETLERİ İÇİN “İDEALLERİ, RÜYALARI VE HAYALLERİ” VARDIR…

Bilmem anlatabildim mi?

Sağlıcakla kalın dostlar.