Yerel Yönetimlerde  LİDER YÖNETİCİLİK
Yerel Yönetimlerde LİDER YÖNETİCİLİK

Yerel Yönetimlerde

LİDER YÖNETİCİLİK

 

Prof.Dr. Ertuğrul YAMAN

(eyaman60@gmail.com)

 

Yaklaşan yerel seçimler öncesinde; doğal olarak adaylar seçilme telaşında, halk ise, çoğunlukla kendi adaylarının kazanması arzusundadırlar. Bu doğal süreç içerisinde, çoğu kez gözlerden kaçan bir husus vardır: İlimiz, ilçemiz, beldemiz, mahallemiz ve köyümüz için nasıl bir yönetici seçmemiz gerekir? Yönetim birimleri için hayatî derecede önem taşıyan bu soru üzerinde, ne yazık ki geniş halk kitleleri çok fazla durmaz ve düşünmez. Halk; önüne gelen adaylar arasından kendince uygun gördüğünü seçer. Görevinin bununla sınırlı olduğunu düşünür. Oysa, yönetici seçerken uygun adayla ilgili sağlam ölçekler kullanılması ve aynı şekilde yöneticilik ölçütlerinin de sabitlenmesi gerekir. Birçok çağdaş ülke, yöneten ve yöneticilik konusunda ölçütlerini çoktan oluşturmuşlardır. Bu sebepledir ki kuralların oturduğu sistemlerde kimin yöneticiği olacağı ikincil bir konu hâline gelmiştir. Kaldı ki liyakat, ehliyet ve marifet açısından uygun olan kişiler, toplum tarafından iradî olarak aday gösterilmektedir. 

Yönetişim Anlayışı

                Geleneksel yönetim ve yöneticilik anlayışımızda, genellikle, sorumluluklar büyük oranda paylaşılırken yetki paylaşımında ciddi kısıtlamalar söz konusudur. Bir veya birkaç yöneticinin öngörü ve inisiyatifine dayalı anlayışla ve yukarıdan aşağıya doğru uzanan talimat zinciriyle yürütülen yönetim anlayışı artık eskimiş ve geçerliğini yitirmiştir. İnsanî duygu ve değer yargılarıyla donatılmış olan yönetici adayları, ilgili kurum veya kuruluşu tek başına yönetmek yerine “yönetişim” uygulamasına geçmelidirler. Zira, kurumsal planda problem çözme ve karar verme süreçlerinde çalışanların da yönetime katılmaları kurum çalışmalarını çok aha verimli hâle getirecektir. İşte sorumluluk kadar yetilerin de paylaşılabildiği, takım/ekip çalışmasının esas alındığı bu anlayışa “yönetişim” adı verilmektedir.

                Yönetişim, yönetenlerle çalışanlar arasında iletişim ve güveni de arttırıcı bir işleve sahiptir. Nitekim, kurumla ilgili problemlerin çözümünde ve karar verme süreçlerinde çalışanların da yönetime katkılar sunması, onlara değer verildiği anlamına gelecektir. Bu duygu, çalışanlarda kuruma sahiplenme duygusunu artıracak ve onları motive edecektir. Yönetişim anlayışı ve uygulaması, yerel yönetimler açısından çok daha hayatî ve elzemdir. Çünkü; tüm seçilenler, ortak yetki ve sorumluluğu halk adına, yine halktan almışlardır. Hem kendi aralarında uyumlu olmaları hem de halkla bütünleşmeleri, yerel yönetimlerin doğasına çok uygundur.

Liderlik Nedir?

                Genel olarak liderlik; bir grup insanı, belirli amaçlar etrafında toplayabilme ve bu amaçları gerçekleştirmek için onları harekete geçirme, etkileyebilme bilgi ve yeteneklerinin toplamıdır. Yöneticilik ve liderlik birbirine yakın görülmekle birlikte eş anlamlı sözcükler değildir. Yönetici başkaları adına çalışan, önceden belirlenen amaçlara ulaşmak için çaba harcayan, işleri planlayan, uygulatan ve sonuçları denetleyen kişidir. Lider ise, bağlı bulunduğu grubun amaçlarını belirleyen ve bu amaçlar doğrultusunda grup üyelerini etkileyen ve davranışa yönelten kişidir. Liderliğin temelinde etkileme vardır.

                Lider, grup üyeleri tarafından hissedilen ancak açığa kavuşmamış olan ortak düşünce ve arzuları, benimsenir bir amaç biçiminde ortaya koyan ve grup üyelerinin potansiyel güçlerini bu amaç etrafında faaliyete geçiren kimsedir. Yönetici ve lider arasındaki temel fark da buradan kaynaklanır. Yönetici başkalarının belirlediği amaçlara hizmet eder. Oysa lider, amaçları kendi belirler. Yönetici, çoğu kez başkaları tarafından göreve getirilir. Oysa lider, içinde bulunduğu gruptan doğar ve aynı grubu davranışa yöneltir. Bir önemli farklılık da güçten kaynaklanır. Yönetici gücünü yasa, yönetmelik, tüzük gibi biçimsel yapıdan alır. Lider ise, başkalarına iş yaptırma gücünü yasal yetkilerden değil, kişisel özelliklerinden ve içinde bulunduğu koşullardan alır. Lider kavramı tek başına ve gerçek anlamı ile kullanıldığı zaman ortada yasal bir yetki yoktur. Lider gücü ve yeteneği ile ortaya çıkar. Yönetici, ise yetki sahibidir.

                Liderlik; yaygın algılanışıyla daha çok bütün yetkileri kendinde toplama, her işte en başta olma şeklinde anlaşılmaktadır. Oysa, kurumsal –özellikle yerel- yönetimlerde lider tek ve değişken olmamalıdır. Kurum çalışanları, kendilerince yetkin oldukları konu ve uygulamalarda bütün çalışanlara –başkanlar da dâhil- geçici olmak üzere, liderlik yapabilmelidir. Herkes, her konuyu bilmez, bilemez, bilmesi de gerekmez. Konuyu ve uygulamayı en iyi bilen, gerektiğinde, geçici öncülük yapabilir. Bu durum; üstlerin yetkisini gaspetmez; aksine ortak yönetim anlayışıyla onların işlerini kolaylaştırır. Astlarda ise, bilgi ve becerilerini paylaşmanın, değer görmenin etkisiyle motivasyonu arttırır.

                Konuya yerel/yerinden yönetim açısından bakıldığında; yerel yöneticilerde, ideal yöneticilik özellikleri yanında, daha farklı, daha güçlü ve daha üstün özelliklere de ihtiyaç duyulmaktadır. Yerel yönetimlerde de –tıpkı özel sektör ve genel kamu yönetiminde olduğu gibi- daha etkili, karar verme süreçlerini aşağa doğru yaygınlaştıran, ortak hareketi seven, pratik hareket edebilen ve kurumsal liderlik becerileri taşıyan yeni yönetici modellerine geçilmelidir.    Her geçen gün önemi artan yerel yöneticilikte, kurumsal liderliğin uygulanabilmesi için temel liderlik basamaklarını bilmek ve bu alanlarda yeterlik kazanmak gerekiyor.

Liderlik Ne Değildir?

                Bilinen klasik anlayışlarda tasvir edildiği gibi lider; tüm yetki ve kararları kendinde toplayan, despot insan değildir. Liderlik, müspet bir mahiyet arz eder. Gerçek lider; nefsine ve kendine hâkim olan, kendini keşfeden, basiretli (öngörüsü yüksek), iradeli, liyakatli, adil, merhametli, gayretli, sabırlı, ilkeli, kararlı, idealist, dürüst, çalışkan, meşverete önem veren…kısacası erdemli insandır. Liderlik; dediğim dedikçilik hiç değildir.

Yerel Yönetimlerde Kurumsal Liderlik

                Kurumlar, kuruluş amaçlarına uygun olarak başarılı sonuçlara ulaşmak isterler. Bu konuda kurumun sahip olduğu birçok maddi ve manevi değer rol oynar. Ancak, asli rol ve görev kurumun liderine aittir. Kurumların başarının da ötesine geçebilmesi ve kalıcı olabilmesi için “etkin liderlik” bir zorunluluktur. Kurum liderinin bu noktada bilgili, bilinçli ve becerili olmaya ihtiyacı vardır. Özellikle, yerel yönetimlerde kurumsal liderlik çok daha önemlidir. Nitekim; günümüz koşullarında artık birçok görev, yetki ve uygulama doğrudan yerel yöneticilerle yapılmaktadır. İl, ilçe ve beldelerde üfus artışı ve meşguliyet alanları çoğaldıkça, vatandaşlar, daha kısa sürede daha nitelikli hizmet almak istemektedirler. Bu durum ise, yerel yönetimlerin daha işler ve işlevsel olmasını zorunlu kılmaktadır.

                Kamu kurumlarını doğal olarak yöneticiler yönetir. Oysa, yerel yönetimlerde yönetim işi atanmış değil, seçilmiş bir kurul tarafından yürütülür. Bu ortak yönetim anlayışı, doğru şekilde uygulanabilirse, hem ortak akıl yakalanmış olur hem de yönetilenlerin görüş ve düşünceleri de yönetime yansıtılmış olur. Kurumların gerçek potansiyeli insan kaynağıdır. Kurum çalışanları ve yöneticileri arasındaki iletişim düzeyi kurumun başarı ölçütlerinden birisidir. Bir yöneticinin etkililiği ve başarısı astlarının başarısına bağlıdır. Bu ilişki yöneticinin astları ile eksiksiz ve problemsiz bir iletişim içinde olmasını gerektirir. Tam da bu noktada kurumsal etkin liderlik devreye girmelidir.

                Bu bağlamda yerel yönetimlerde lider yönetici olmak için, kurumsal liderliğin gereklerini bilmek ve uygulamak gerekiyor. Yerel yöneticilikte kurumsal liderliğin gerçekleşebilmesi için ilk adım planlama becerisine sahip olmaktır. Planlama süreci, amaçların tanımlanması ve açıklanması, hedeflerin belirlenmesi, programların düzenlenmesi, kullanılacak araçların ve yöntemlerin belirlenmesi gibi konularda verilecek çeşitli kararları kapsar. Hazırlanan planların uygulanabilmesine dönük faaliyetleri yerine getirebilmek için gerekli yapıyı kurmak ve bu birimlerdeki yöneticiler ile çalışanların arasındaki ilişkileri belirlemek kurumsal etkileşimi oluşturur.

                Yerel yöneticilerin bireysel anlamda üstün liderlik özellikleri yanında, yönetim becerileri, halkla bütünleşme, ortak aklı kullanma, yeniliklere ve teknolojiye açık olma vb. alanlarlarda kurumsal nitelikleri de haiz olmalıdır. Bütün bunlar yanında; çağdaş yönetim alanındaki gelişmelere uygun ilkeler benimsemelidir. Özetle; yerel yönetimlerde yöneticiliğe talip olanların bireysel üstün özellikleri yanında, kurumsal yönetici liderlik becerilerini de içselleştirmiş olmaları beklenir. Öte yandan; kurumsal liderlik için; yerel yöneticilerin klasik yönetici formatından çıkıp  kurumsal liderlik özelliğine doğru yönelmesi icap eder.

Sonuç ve Değerlendirme

                Sonuç olarak yerelde yöneticinin/yönetimin başarılı olması; her şeyden önce insana ve topluma yatırım yapılmasına bağlıdır. En önemli yatırım alanımız her yönden gelişmiş nesiller yetiştirmek olmalıdır. Özellikle, yerel öneticiler belirlenirken, işte bu sözünü ettiğimiz iyi yetişen nesiller içinden yönetim kabiliyeti yüksek lider yöneticiler tercih edilmelidir. Zira, yönetim sorunlarını çöz(e)meyen bir devlet yönettiklerine huzur ve refah sunamaz.

                Yerel/yerinden yönetimin her geçen gün öneminin arttığı bir çağda, lider yönetici eksenli yeni bir anlayışla ortak yönetime doğru yol alınmalıdır. Düşüncelerimizi daha somut olarak ortaya koyacak olursak; yerel yöneticilerin klasik bağlamlardan –eş, dost, hısım, akraba- kurtularak ehliyet, liyakat ve marifet ölçütleriyle belirlenmesi kaçınılmaz bir zorunluluktur. Yerel yöneticilik hak ve yetkisini alanların takım ruhuyla hareket etmesi; bireysel ve kurumsal anlamda liderlik özelliklerini güçlendirmeleri, hem o yöre için hem de ülkemiz açısından büyük bir kazanım olacaktır. Bütün bunlar için; “kazanan aday” yerine, “hem kazanan hem de başaran aday” ölçeğini koymak, hiç şüphesiz en doğru yol olacaktır!