ANKARA GEZİSİ (2)
ANKARA GEZİSİ (2)

ANKARA GEZİSİ (2)

 

Gezimizi medya da takip ediyordu. SHÇEK bir bakıma reklâmını yapıyordu. Önemli olan reklâmdı.   Amaca ulaşılmıştı. Genel müdürü Büyük şehir belediye başkanlığına taşımakta bu reklamın da etkisi olmuştu.

                Aynı kafile halinde Hacı Bayram Camiine geldik.  Camii de acele olarak gezdik. Akşam yemeğine, Gübre Sanayine gidecektik. Ondan önce Başbakanlığa geçtik.  Devlet bakanı Cemil Çiçek bizi kabul etti.

                Başbakanlık kabul salonunda bekledik. Salonun ortasında çok büyük bir masa vardı. Masanın etrafında sandalyeler hazırdı. Bazıları sandalyelere oturdu. Bazıları ayakta beklemeye başladık. Salon başbakanlığa yaraşır şekilde lüks döşenmişti.  O büyük masanın her tarafı ayaktakiler ve oturanlarla doluydu. Sadece sayın bakanın yeri boş bekliyorduk. Bakan geldi.

                Kendi koltuğuna oturdu.  Bir kız, bir erkek öğrenci Bakanın iki yanında ayakta duruyordu. Nöbet tutan asker ciddiyeti ile bekliyorlardı. Bakan, önce bu çocuklarla kısa bir sohbet etti. Onlara hoş geldiniz dedi. Yanaklarını okşadı.  Gayet candan bir yaklaşımı vardı.

                Bakan çiçek, dinleyiciler karşısında güzel konuşuyordu. Kurumun amaçlarından bahsetti. Gittiği yerlerde gördüğü aksaklıklardan örnekler verdi. Spor faaliyetleri üzerine konuştu. Halen koruma altına alınmak için sırada beş yüz bin çocuğun beklemekte olduğunu söyledi.  Korumaya alınan çocukların devlete külfetini açıkladı. Sözlerini şöyle sürdürdü:

                "Fatih Yetiştirme yurduna gittim. Fatihin kim olduğunu bilmiyorlardı. Ama dolap kapaklarında sanatçıların resimleri vardı. Kültürümüzü öğrenmemiz önemli. Spor faaliyetlerini sevmemiz önemli. Hem seveceğiz hem de teşvik edeceğiz. Çünkü spor, sağlık demektir. Çocuklar sizde bu kuruluşların kıymetini bilin. Eşyalarınıza sahip çıkın. Kurallara uyun. İdareci ve öğretmenler, sizin iyiliğiniz için çalışıyorlar. Onlar sizi çok seviyorlar. Kulağınızı çekerlerse işkence yaygarası yapmayın. Ben küçükken hocalarım, benim kulağımı çekmeselerdi, ben bakan olamazdım. Bizim kendi çocuğumuzun da kulağını çektiğimiz oluyor. Bunları yapıyorlarsa, sizin de bu makamlara gelmenizi istediklerinden yapıyorlar.  Onların sizi sevdiği kadar sizde onlara saygılı olursanız bir problem kalmaz. Güzelce anlaşırsınız." dedi.

                Bir de bu çocuklar devletin çocuğudur.  Bunların dokunulmazlığı vardır. Ne yaparlarsa hoş karşılanır. Ne yaparlarsa suç sayılmaz mesajı verdi. (Günlük  1990)