YAŞAYAN EFSANE AŞIK EŞREF

İnsan doğuştan mı aşık olur sonradan mı? Eşref Tonbuloğlunun hayat hikâyesinden öğreniyoruz ki ilk duyduğumuz sesi taklit etmek ve ilk gördüğümüz aleti yapmak aşkla mümkündür.

        1945 doğumlu Aşık Eşref  Almus'un Tiyerköyü'nde dünyaya gelir. Dört çocuklu bir ailenin en küçük çocuğudur. "Her ana baba çocuğunu sever ama meziyeti olanı daha çok sever. " diye söze başlıyor.
            "Mazlum olduğumdan kızlar benimle oynardı.Sevilmeye çocukluktan başladım. Köyümüzün Ağası Diribiliğin konağına destursuz giren tek çocuk bendim. Ağa beni severdi misafiri geldiğinde beni çağırır horoz gibi öt oğlum derdi bende öterdim çok hoşlarına giderdi. Bir daha öt oğlum derdi bir daha öterdim elime şeker verir beni gönderirdi. Bir gün Diribiliğin oraya sazcı gelmiş dediler. Koşarak konağa gittim açık olan kapıdan girdim ve kapının dibine  iki dizim üzerine çöktüm. Sedirin üstündeki sazı gördüm anamın kepçesine benzettim, uzaktan kafamda sazın resmini çektim. Pencereden vuran ışıktan sazın telleri parlıyordu. Sazcı biraz sonra eline sazı aldı bir iki yeriyle oynadı ayarları yaptıktan sonra Erzurumlu Emrahtan;
"Gönül gurbet ele gitme
Ya gelinir ya gelinmez
Benim derdimin ilacı
Ya bulunur ya bulunmaz. " Türküsünü söyledi. Çok hoşuma gitti. Saza ve sazcıya aşık oldum. 4- 5 yaşlarındayım. Hemen eve geldim anam görmeden kepçeyi aldım. Sandığın arkasındaki kontaplaktan kepçenin yuvarlağı kadar kestim, erik dallarının üstünde olan kedi balıyla konta plağı yapıştırdım. Kepçenin üstüne tel buldum onlarıdacivilerle gerdim. Kepçeden ilk sazımı yaptım...Anam kızmadı kepçeyi saz yaptığıma. Babam önüne durmuş "elleme benim oğluma" demiş.
Köyde benim saz yaptığım duyulmuş. Amcalar cuma namazından çıkmışlar Diribiliğin evine ağayı ziyarete geliyorlar. Yolda beni gören Deli  Mehmet emmi Eşref yaptığın sazı getirde görelim dedi. Koşarak eve gittim. Sakladığım yerden sazı alıp geldim amcalara gösterdim. Onlarda çok şaşırdılar ve beni sevdiler. Körüklü cüzdanlarından bana para verdiler. İlk parayı ozaman kazandım çok sevinmiştim. İlkokulu köyümde okudum. Okuma yazmayı öğrenince köyün bütün kadınlarının askerde olan eşlerine mektup yazmaya başladım. Bacıların mektuplarından aklımda kalan...
"Ankara’nın söğüdü Selvi değil mi?
Söylen şu yiğide evli değil mi?
Satıp yemeğe malı  mı yoktu
Sarılıp yatmaya yârimi yoktu."
Mektubu okuyan asker bir hafta sonra izine geldi.
 Babam değirmenciydi köyden uzakta yaşardık. Değirmene bir çocuk geldimi ben çok mutlu olurdum. Herkes akranını arıyor. Çocuğa çocuk ne kadar kıymetli biliyormusun? Ogün bayram olurdu benim için. Birde boz eşeğim vardı onunla birlikte büyüdüm. Şimdi boz arabam var. Onunla her yere gidiyorum.
           16 yaşında köyden ayrıldım. Bir kızın sevdasıyla düştüğüm yollarda hak sevdasına ulaştım.
"Daimiyim her can ermez bu sırra
 Buda gelir buda geçer ağlama "yı yazan ve söyleyen kişi Daimi'den ders aldım. Dün olmadan bugün olmaz. Güneş bana vuruyorsa benimde gölgem olmalı dedim. Berlin'de  İzmirli bir bayanla evlendim. Bir kızım oldu adını Güneş koydum.7 yıl sonra Türkiye'ye kesin dönüş yaptım. Avusturalya'ya gittim. İkinci eşimle orada evlendim 28 yıldır evliyim. Ben yaşamaya geldim dünyaya. Yaşadıklarımdan öğrendiklerimi yazdım. 30 bin şiir, 20 bin mani ve nice sözler. Hakkımda tez yazıldı. GOP üniversitesi öğretimgörevlisi Muhammet Avşar hoca hakkımda bin yediyüz sayfalık kitap yazdı. Böylece  şiirlerimin bir kısmı kayıt altına alındı. Basıma hazır halde iki kitap Tokat valiliğine ve kültür müdürlüğüne teslim ettim. Destek verirlerse önümüzdeki günlerde kitaplar basılacak. Güzeli çok seviyorum. 1970’lerde ki sevdama yazdığım bu sözler yıllar sonra türkü olup TRT arşivlerine girdi.
"Başındaki yazmayıda sarıya mı boyadın,
Neden sararıp soldun da sevdaya mı uğradın
Tokat'tan mı geliyon da kız sen Almus’lumusun
Ben seni alacağım da söyle namuslumusun"
Birde çok bilinen bir türkü "harmandan gel harmandan, biz kaçalım ormandan" gibi.
Hayalim sınırsız bir dünya sınıfsız bir devlet istiyorum. Bütün canlılar mutlu yaşasın, memleketimi ve dünyayı çok seviyorum. Sen ele el dersen sende el olursun. İlgi duyarsan ilgilenirsen sevilirsin.
İnsanın iki dünyası var. İki dünyayı birbirine yaklaştırdığında arzu ve merakı bir araya getirdiğinde  mutlu olursun. Bana göre insanlar inanmamış inandırılmışlar. Eğer inansalardı Tek bir olan Allah'a inanırlardı ve kötülük yapmazlardı, teslim olurlardı ayrı gayrı olmazdı. Kâinatta köşeli yaratılmış bir şey yoktur. Köşeli olan şeyleri insanlar yaratmış köşeyi dönmek için.
Allah'la benim aram iyi, yeterki insanlar birbirini üzmesin, aradaki aracılar olmasa daha da iyi olacak.
En kıymetli olan şey, İnsana insan, Böcüğeböcük, Hayvana hayvan,  herkes kendi cinsini arıyor.
Herkes paraya ben insana muhtacım" diyor Aşık Eşref Tonbuloğlu
              İlk olarak horozun öttüğünü duydum o gün bu gündür çalar söylerim diyen Aşık Eşref  Tonbuloğlu dünyayı gezmiş üç kıtada yaşamış ve gördüklerini harmanlamış üretmiş yazmış söylemiş ama en sonunda memleketine dönmüş. Salı günleri benim bayramım diyor, ogün bütün köyler şehre akar ve insanları görürüm, her yer canlanır bayram olur. Sevmek en büyük erdem erdemli olmak dileğiyle.....Yar  vurma bana tokatı, TOKAT benim memleketim. Teşekkürler ulu ozan, teşekkürler iyi ki varsınız bizimle hayat hikâyenizi  paylaştığınız için çok çok teşekkürler.
Dünya köylüsü
      Ayla Bağ

Haber Etiketleri:

YORUMLAR

    Bu habere henüz yorum yapılmadı...

Haberi Yorumla

Yorumunuz onaylandıktan sonra yayınlanacaktır.İşaretli alanların doldurulması zorunludur. *


Tartışma Başlat