BİR “CİNNET” HİKÂYESİ

Bu Pazar, Tokat’ta dolu bir hafta ve yorucu bir sınav sonrası biraz kafa dinlemek için bir kafeye çay içmeye gittim. Çayımı aldım, gazetemin sayfalarını çevirmeye tam başlamıştım ki hemen yanımdaki masaya beş genç bayan gelip oturdular. Kılık kıyafetlerinden, hal ve hareketlerinden doğum günü, evlilik günü/partisi gibi özel bir kutlama için geldiklerini düşündüğüm için ilgi alanımın dışına attım. Ancak telefon konuşmalarından, sosyal medya paylaşımlarından, mırıldandıkları şarkı sözlerinden çok farklı, belki de ilk rastladığım bir kutlamaya şahit oluyordum. Ne kutlamasıydı biliyor musunuz? Söylesem siz bile şaşıracaksınız!..
İnanmayacaksınız ama bu hanımlar “BOŞANMA PARTİSİ” düzenliyorlardı. Evetevet aynen öyle, içlerinden biri eşinden ayrılmıştı, onun kutlamasını yapıyorlardı.
Boşanmasını, yakın bazı arkadaşlarını çağırıp, pasta, börek, çörek ve tatlılarla kutlayan bir kadın… Ve arkadaşları sözde bu özel gününde arkadaşlarını yalnız bırakmamak için giyinip kuşanıp, süslenip püslenip, takılarını takıp gelmişlerdi ..
Hep bir ağızdan Nil Karaibrahimgil’in kendi yazıp bestelediği “Pırlanta” şarkısını söylüyorlardı; 
“Sağ eller havaya, pırlantalar buraya
Tek taşımı kendim aldım, tek başıma kendim taktım
Girmesinler havaya”…
“Sen gittin ya ben özgürleştim, sen gittin ya ben güzelleştim” sloganları havalarda uçuşuyor ve sosyal medyalarda paylaşılıyordu…
Arkadaşlar bu bir kutlama değil “CİNNET HALİ” cinnet partisi, bu bir çılgınlıktı…
Aman Allah’ım ne oluyor bize, bu hale nasıl geldik. 
Az önce Psikoloji sınavından çıkmıştım, insan psikolojisi okuyorum ve Beden dili eğitimi aldığım için bu hanımların psikolojilerini ve beden dillerini çok iyi okuyabiliyordum; 
HANIMLARIN BEDEN DİLLERİNDEN OKUDUĞUM, hiçte göründükleri gibi görünmüyor. Bu güçlü ve modern kadınlar parti bittiğinde evlerine gidecekler, sosyal medyada verdikleri güçlü kadın imajının tam tersi bir görüntü sergileyeceklerdir. Yalnız ve güçsüz bir şekilde köşelerinde hıçkıra hıçkıra ağlayacaklar.
EŞLER İÇİN GELİNEN NOKTA
Dediğim dedik, bildiğim bildik, dik başlılık ve inatçılığın geldiği son nokta…
Bu hikaye AYRILAN EŞLER İÇİN; sert davranışlarımızın kendimizi korumak, bencilliğimizin ve inatçılığımızın haklılık, katılığımızın güçlülük, küstahlığımızın özgüven, kurnazlığımızın beceriklilik, saygısızlığımızın samimiyet, kusur arayıcılığımızın akıllılık, eyvallah etmeyişimizin güçlülük zannettiğimizin bir resmidir…
Bu hikaye; ‘tektaş yüzüğü bile kendi başına alıp kendi parmağına kendisi takacak kadar güçlü ama yalnız, bir modern kadın.’ hikayesi...
Arkadaşlar ne olur ailelerimize sahip çıkalım.
Sevgili eşler ne olursunuz, eşinize ve evinize her ne pahasına olursa olsun sahip çıkın.

YORUMLAR

    Bu habere henüz yorum yapılmadı...

Haberi Yorumla

Yorumunuz onaylandıktan sonra yayınlanacaktır.İşaretli alanların doldurulması zorunludur. *


Tartışma Başlat