BANA BABA DEDİ

BANA BABA DEDİ

 

Büyük şehrin küçük bir kuruluşunda gece bekçisiydim. 

İş yerim, küçük çocukların barındığı bir yerdi.

Bu yüzden çocuk yuvası deniyordu.  Sağlam beton binanın dışı dinlendirici renklerle boyalı,  içi bir ev havasındaydı. Yaşlarına uygun oyuncaklar vardı. Oyun odaları vardı. Boyama kitapları ve bol bol boyaları vardı.

Görevimi titizlikle yapıyordum. Binanın içini ve dışını sabaha kadar dolaşıyordum.

Aksaklıkları tespit edip gidermek için çalışıyordum.

Kuruluşa giren, çıkan hiç gözümden kaçmazdı. Bu gece ortada kalanlar da gözümden kaçmadı.

Gece geç saatlerde bahçe aydınlatması yetersiz kalıyordu.  El lambası ile geziyordum. O Zaman kapaklı çöp tankları yoktu. Boyumdan birazcık kısa variller vardı.

O saatte varil çöple doluydu. Dolu varilin üstünde kıpırdayan bir şey gördüm.  Bez, kumaş ya da kâğıt değildi. Onlar rüzgârla kıpırdardı. Rüzgâr yoktu ki kımıldasın. Bu başka bir şeydi.

Kedi, köpek,  kuş olabileceğini düşündüm. Değildi. Duyduğum ses bunların sesine benzemiyordu. Bebek sesi sandım. Yaklaştım. Gözlerime inanamadım.

O bir bebekti.

Çöpe atılmış bir bebekti. Çok küçüktü. Ya bu gün doğmuş, ya da dün doğmuş olmalıydı. Annesi, onu çöpe atmıştı. Belki de babası?

İçimde korkuyla karışık bir heyecan oluştu. Onu incitmeden aldım. Kırılacak bir şey taşır gibi itinayla yuvaya götürdüm. Kimdi annesi babası? Gayri meşru bir çocuk muydu? Neden bırakılmıştı?

O gece benimle nöbet tutan arkadaşlarım vardı. Öğretmen, hemşire, sosyal çalışmacı toplandık.

Bebeğe gereken ilk yardımı yaptık. Korumaya aldık. Müdür beye haber verdik.

Biz bakımını yapıp onu severken, müdür bey emniyete bildirdi.

Emniyetten gelen memurlar ifademi aldılar.

Açıkta kaldığı süre bilinmiyordu.  Ama bir sağlık sorunu yoktu. Onun için adını  “ Salim “ koydular.

Herkes onu seviyordu. Ben herkesten çok seviyordum.

“Onu oğlum.” Diye sahiplendim.

Onunla özel olarak ilgileniyordum.  Kendi imkânlarım kadar hep onu sevindirmeye çalışıyordum. Gözümün önünde sağlıklı büyümesini görmek,   beni mutlu ediyordu.

Büyüdü ve yurda gönderildi.

Birkaç yıl ayrı kaldık. Baba evlat hasreti çekiyorduk.

Sağa taranmış saçları kalın siyah kaşlarının üstünde ciddiyet ifade ediyordu.  Göründüğünden daha duygulu ve sevecendi.

Onun gittiği kuruma gitmek için tayin istedim.  Tüm uğraşlarım boşa gitti. Tayinimi yapmadılar.  Bu durum beni çok üzüyordu. Gizli gizli ağlıyordum. Onun da bu hasrete dayanamadığını biliyordum. Yapacak birey yoktu. Yıllar geçtikçe fiziki büyümenin onda yaratacağı değişiklikleri gözümde canlandırıyordum:

“Yakışıklı, temiz ve şık giyimlidir. Herkese sevgi saygı gösterir. Tolumda kalabalık bir çevresi vardır. “ diye düşünüyordum.

Sağlık nedenlerimden dolayı emekli oldum. Evimden dışarı çıkmıyordum. Boş zaman beni çok sıkıyor, Daha çok yoruluyordum.

Bir gün, yorgun yorgun balkonda oturuyordum.  Yine  Salim’i düşünüyordum.

Evin önünde son model bir araba durdu. Bir bayan ve bir bay indiler. Giyimleri tuvaletlileri arabaya uygundu.Zil çaldı. Kapı açıldı. Giriş kapısındaki fısıltıyı anlamadım.  Torunum onları balkona kadar getirdi.

Kalktım Ayakta karşıladım.  Tanışmaya fırsat vermeden bana sarıldı.   “ Babacığım. “  Dedi. Beni öpüyor ve ağlıyordu. Elimi öptü:

-Baba ben Salim, tanımadın mı beni? Yuvada yurtta barınan Salim benim. Dedi.

Duyduklarıma inanmakta zorlandım. Yalan söyleyecek değildi.   Tekrar sarıldık. Yılların hasretini bitirmek için.. Bayanı nişanlısı olarak tanıttı.  Ben iki kat mutlu oldum.

Giderken, beni de götürdüler.  Kalabalık bir salona beraber girdik.

Kocaman salon ağzına kadar misafirlerle doluydu.  Hareketli müzik çalıyor, herkes oynuyordu. Eğlence saatlerce devam etti. Düğün bitti.

Resmi nikâh yapıldı Beni başka bir arabayla evime gönderdi.

Ayrılırken bana adresini ve telefon numarasını vermesine çok sevindim. Verirken:

-Artık ailenizin doktoru benim. İhtiyacın oldukça lütfen beni arayın.

Diye sık sık tembihledi. Kendileri de evlerine gittiler.

"Dağ, dağa kavuşmaz, insan insana kavuşur.”  Demişler.  Biz de böyle bir sürprizle kavuştuk.

Haber Etiketleri:

YORUMLAR

    Bu habere henüz yorum yapılmadı...

Haberi Yorumla

Yorumunuz onaylandıktan sonra yayınlanacaktır.İşaretli alanların doldurulması zorunludur. *


Tartışma Başlat