SAFFET ÇAKAR İÇİN

                                        SAFFET ÇAKAR İÇİN

 

               Yine bir yıldız kaydı diyar-ı ufkumuzdan. Emekli bir öğretmen olarak, hemen her gün uğradığım Öğretmenevine – dostlarım alınmasınlar ama- neredeyse, artık gidesim gelmiyor. Ayaklarım eskisi kadar hızlı girmiyor artık Öğretmenevinin kapısından. Beş günden beri, yüreğimize düşen bir ateşle yanıyoruz, tarifsiz acılar yaşıyoruz. Teselli bulacağımız, acılarımızı dindireceğimiz bir tutunma, bir kendine gelme vesilesi de bulamıyoruz, doğrusu. Bir ateş halesi içinde, zihnimiz dağınık, yüreğimiz gamlı, bağrımız dağlı. Derinden sarsıldık. Nasıl sarsılmayalım ki, 28.12.2018 Cuma günü, çok sevdiğim, kardeşim kadar değer verdiğim Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmeni, şair ve yazar Saffet ÇAKAR’ ı kaybettik. Öncelikle kederli ailesine, sevenlerine ve bütün Edebiyat dünyasına başsağlığı diliyorum. Gerçek şu ki, Edebiyat dünyası, en azından Tokat’ta bir duayenini, seçkin bir değerini kaybetmiştir. Ne kadar üzülsek azdır.

                 Saffet ÇAKAR, kelimenin tam anlamıyla, adıyla müsemma bir insandı. Dili temiz, ruhu temiz bir insandı. Bir gönül adamıydı. Özü güzel, sözü güzeldi. Her daim güler yüzlüydü. Bir değerli yazarımızın Âkif’i değerlendirirken söylediği gibi, bir karıncayı dahi incitmeyecek kadar çelebi bir insandı. Şahsen, bunun yakın tanıklarından biri de benim. Hemen hemen 36 yıllık arkadaşlığımız boyunca, bir defa olsun ağzından edep dışı bir kelimenin çıktığını hatırlamıyorum. Kimseyi kırdığını, üzdüğünü de hatırlamıyorum. Biraz Mevlâna, Yunus ve Âkif tabiatlı bir insandı. Söz coşkunluğa girince, çoklukla Yunus’un şu dizesini tekrar ederdi : “Her dem yeniden doğasım gelir.“ Konu ne olursa olsun, sohbetlerinde sözü döndürür, dolaştırır, bu anıt isimlere getirirdi. Onlardan çoğumuzun dağarcığında bulunmayan en güzel beyitleri, mısraları okurdu. Onların gönül ikliminde bizleri diyardan diyara dolaştırır, gezdirirdi. Bizlere en güzel bahçelerden en nadide çiçekler derletirdi.

                Kendisi, benim, çevremizde bulunan onlarca Edebiyat Öğretmenleri içinde, Rasim CANBOLAT Hocam’dan sonra, tek edebî sohbet arkadaşımdı. Ben bu sohbetlerden büyük zevkler, tatlar alırdım. Kendisinden hep yararlandım. Şimdi bu zevkten de, bu söz yağmurundan da ebediyen mahrum kaldım. Dinmeyen üzüntümün önemli sebeplerinden biri de bu.

                Saffet ÇAKAR, bir öğretmendi;  iyi bir öğretmendi. Öğrencileriyle arkadaş gibiydi. Arada duvarlar yoktu. Çünkü, Saffet Bey, öğrencileriyle yapıcı ve kalıcı iletişimler kurmuştu. Nitekim, zaman zaman, hatta il dışından kendisini ziyarete gelen öğrencilerine rastlardık. Gelirlerdi, alışılmış teamüllerin dışında olarak, hemen elini öpmezlerdi. Önce kucaklaşırlardı. Hâl hatır sorarlardı, gönlünü alırlardı. Ortam bir anda değişir; bir hasret giderme, anıları tazeleme sohbetine dönüşürdü. Aralarındaki iletişimin sıcaklığını ve içtenliğini o anda öğrencilerinin gözlerindeki parıltılardan ve onların doğal, ölçülü fakat saygılı davranışlarından izlerdik. Öyle görünüyordu ki, Saffet ÇAKAR, sınıfta beklenen ve özlenen bir öğretmendi. Bir öğretmen için bundan daha büyük bir ödül, bundan daha büyük bir unvan olur mu?

                       Saffet ÇAKAR, iyilik yapmayı, yardımlaşmayı, bundan daha önemlisi, PAYLAŞMAyı severdi. Paylaşırdı; ekmeğini, aşını, emeğini, düşüncelerini, ilgisini ve bilgisini paylaşırdı. Bunları kimseden kıskanmazdı, esirgemezdi. Bunun yakın tanıklarından biri de benim. Beni yazmaya teşvik eden, yüreklendiren kişilerin en önde gelenlerinden biri de Saffet ÇAKAR oldu. Mutluyum ki, bu müteşekkirliğimi, son çıkan kitabımın ön sözünde belirtmiştim ve kendisi de bunu okumuştu. Yine aynı kitabımda mihverini bizzat kendisinin oluşturduğu; kendisinden bilgice yararlandığımı ifade eden bir metne de yer vermiştim. Bu metinde de aynı şekilde teşekkürlerimi ifade etmiştim.

                   Saffet ÇAKAR, ilmiyle, irfanıyla, öğretmenliğiyle eğitim dünyamızın kutup yıldızlarından biridir. Tereddütsüz, o, “Yıldız Öğretmen“ sıfatını en çok hak edenlerden biridir. Ne yazık ki bu yıldız, 28.12.2018 Cuma günü diyar-ı ufkumuzdan kayıp gitti. Hakk’a yürüdü. Fakat biliyoruz ki, yıldızlar hiçbir zaman kaybolmazlar. Çok çok bir ufuktan kayarlar, başka bir ufuktan doğarlar. Nitekim, John Mc.Creery ; “ Yıldızlar, başka bir kıyıda doğmak için batarlar.“ diyor. Thomas Campbeli de diyor ki; “ Arkada bıraktıklarımızın kalplerinde yaşamak, ölmemektir.“

                  Bu sözlerin her ikisi de, bugün Saffet ÇAKAR için dile getirmeye çalıştığım duyguların değişik açılardan iki ayrı tercümanıdır. Belki aradığım teselliye bir vesile teşkil edebilirler. Aziz arkadaşıma sonsuz rahmetler diliyorum. Nurlar içinde yatsın, mekânı cennet olsun.

 

                                                                                                                                                      Sami YAMAN

                                                                                                                                  02.01.2019/ Çarşamba

Haber Etiketleri:

YORUMLAR

    Bu habere henüz yorum yapılmadı...

Haberi Yorumla

Yorumunuz onaylandıktan sonra yayınlanacaktır.İşaretli alanların doldurulması zorunludur. *


Tartışma Başlat