TÜBERKÜLOZ DÜNYADA ÖLÜM NEDENLERİ ARASINDA 9'UNCU SIRADA

Turhal İlçe Sağlık Müdürü Mehmet Aybulut, 6-12 Ocak 72. Verem Eğitim ve Propaganda Haftası dolayısıyla yaptığı açıklamada tüberküloz hastalığı ve tedavisine ilişkin bilgiler verdi.

"Tüberküloz tüm dünyada önemli bir halk sağlığı sorunu olmaya devam ediyor"

            Verem öksürük ve aksırıkla bulaştığından toplumu bu hastalık konusunda bilinçlendirmek çok önemlidir.

            Hastalık uzun bir ilaç kullanımıyla tedavi edilebilmektedir, uzun süren tedavinin yarım bırakılması ya da ilaçların eksik kullanılması durumunda verem mikrobu, verem ilaçlarına karşı dirençli hale gelir. Bu durumda verem bulaşıcı ve de öldürücü olabilir. Önlenebilir ve tedavi edilebilir bir hastalık olmasına rağmen dünyada tüm ölüm nedenleri arasında 9. sıradadır. Verem ya da diğer adı ile tüberküloz tüm dünyada önemli bir halk sağlığı sorunu olmaya devam etmektedir.

"2-3 haftadan uzun süren öksürüğe dikkat"

            Verem mikrobu güneş görmeyen ve iyi havalanmayan ortamlarda saatlerce havada asılı kalabilmektedir, hastalığın, hasta kişilerin aksırma, öksürme ve hapşırmaları sırasında etrafa yayılan mikropların sağlam kişiler tarafından solunmasıyla bulaşır.

            Hastalığa yakalanma olasılığının, tedavi görmeyen verem hastasıyla aynı evde yaşanması, kalabalık, havalanması iyi olmayan ortamlarda bulunulmasıyla artar.

            Bulaşma açısından en riskli kişiler hastayla uzun süre aynı ortamda bulunan aile bireyleridir. Hastalık herhangi bir organ veya dokuyu tutabilir, yüzde 70-80 oranında solunum işini yapan akciğerlerde, yüzde 20-30 oranında ise diğer organlarda görülür. Akciğer dışı organ tutulumu, akciğer zarı, lenf bezleri, beyin zarı, kemik, böbrek, kalp zarı ve diğer birçok organ tutulumu şeklinde olabilir. Hastalığın genel yakınmaları ateş, gece terlemesi, halsizlik, çabuk yorulma, iştahsızlık, diyet yapmadan kilo kaybı, çocuklarda kilo alamama şeklinde sıralanabilir. Solunum sistemi yakınmaları özellikle akciğer tüberkülozunda öksürük, balgam çıkarma, kan tükürme, göğüs ağrısı, sırt-yan ağrısı, nefes darlığı gibi bulgular vardır. Ülkemizde 2-3 haftadan uzun süren öksürükte veremden şüphelenilmelidir, iki haftadan uzun süren öksürük ve diğer yakınmaları olan kişilerin en kısa zamanda sağlık merkezine başvurmaları, hem kendisi hem de toplum sağlığı için çok önemlidir. Uygun ve düzenli tedaviye başlandıktan 2-3 hafta sonra bulaştırıcılık büyük oranda ortadan kalkar. Bu nedenle hastalara hızlı tanı koyup hemen tedaviye başlamak ve tedavinin düzenli ve yeterli süre devam ettirilmesi toplumu hastalıktan korumanın en etkili yoludur.

            Yoksulluk, kötü beslenme, HIV/AIDS hastalığı, diyabet, vücut direncini azaltan hastalıklar, sigara içmek, uyuşturucu madde ve alkol bağımlılığı hastalık riskini artırır.

            Hastalığın kesin tanısı balgam incelemesinde tüberküloz mikrobunun direkt mikroskopide  veya bir süre sonra kültürde görülmesiyle konulur, akciğer dışı tüberküloz hastasından alınan örneklerde de mikrobiyolojik, patolojik çalışma yapılır.

"BCG"  aşısı  ile tüberkülozun ağır formlarının ortaya çıkması önlenebilmektedir

            Akciğer filmi ve balgam analiziyle tüberküloz tanısı konulabilmekte ve tedavisi yapılabilmektedir. Hastaların tanısı ne kadar erken konulur ve ilacı ne kadar düzenli ve yeterli süre  kullanırsa, tedavi de o kadar başarılı olmaktadır. Tedavi en az 6 ay kadar sürmektedir.       Disiplinli bir doktor-hasta ilişkisiyle tedavi iyi sonuçlar vermektedir. Tüberküloz, tüm dünyada 9. sırada ölüme sebep olan ve sıralamada AIDS den daha üstte  yer alan tek enfeksiyon ajanı olarak dikkati çekmektedir.

            Tüberküloz, erkeklerde kısmen daha fazla görülmektedir. Yine ülkemizde HIV ile tüberküloz birlikteliği oldukça düşük sayıdadır. Tedavi başarı oranlarımız ise yüzde 90'lar seviyesindedir. Erken tanı, hastaların tespitindeki artış oranları, mikrobiyolojik olarak tespit edilen olguların sayısının artması ve düzenli-doğrudan gözetimli tedavi yöntemleriyle tüberkülozun yıllar içerisinde çok daha fazla oranlarda azalacağı tahmin edilmektedir.

            Tedavi edilmeyip toplum içinde bulunan her veremli hasta bir yılda 15 kişiye mikrobu bulaştırmaktadır ki, bu veremle mücadelenin hiç aksatılmadan devam etmesi gerektiğinin en büyük göstergesidir.

 

YORUMLAR

    Bu habere henüz yorum yapılmadı...

Haberi Yorumla

Yorumunuz onaylandıktan sonra yayınlanacaktır.İşaretli alanların doldurulması zorunludur. *


Tartışma Başlat