DİYET

 DİYET

"Yaptığınız iyilikleri başa kakarak boşa çıkarmayın " der atalarımız. Ne güzel söylemişler anlayana öğüt almak isteyene...
             "Adamın birisi bir suç işler yasa gereği ceza alması ve kolunun kesilmesine karar vermişler. Yine bu cezadan yasalar gereği kefaret ödeyerek para karşılığında kurtulma imkanı varmış. Fakat adamın bunu ödeyecek gücü yokmuş. Zengin bir adam bu adama acımış ve diyetini ödeyerek adamın kolunu kesilmekten kurtarmış.
              Adam işine geri dönmüş ve çalışmaya devam etmiş. Arasıra zengin adam bunun yanına uğrar hal hatır sorar ve "unutma bu iyiliğimi kolunun diyetini BEN verdim. BEN olmasaydım bugün sen kolsuzdun, bunu bana borçlusun "der ve gidermiş. Birr...ikii... üçç... beşş... onnn...  derken adamın burnuna kadar gelmiş. Kafasının tası atmış ve eline kesi aletini aldığı gibi koymuş kolunu tezgahın üstüne ve indirmiş kaldırdığı satırı kolun üstüne.
-Al diyetini verdiğin kolu! sen yoluna ben yoluma ! demiş adam." Hikayeyi hepiniz hatırladınız ve Ömer Seyfettin "Diyet" ismini ağzınızdan duyar gibiyim. Neyse ki artık böyle kol bacak diyetleri yok...
Şimdilerde bunun adı ... Araba, ev, iş, eş, kitap, ilim, isim, nam, makam, onur, kariyer, şan...
Sana bunları BEN verdim, BEN kazandırdım, BEN olmasaydım sen olmazdın, sen kimsin diyen hazımsızlar...gibi gibi...
              Kulunu yaratan Mevla’m rızkını da takdir etmiştir. Kulun rızkı yaratıldığı andan itibaren sonsuza kadar kendisine takdir edildiğinin karşılığı çalıştığı kadarıyla ulaşacaktır, dem be dem!
Kimse ne bir eksik ne bir fazla alamaz. Kişi takdir edilenin eline geçmesi için, fıtratı üzere gereken kadar çalışmayı ortaya koymaktadır. Benin üstünde başka bir BENin olduğunu göremeyen gafillerin ama olmaları cehaletlerindendir.
              Rızkı ve ömrü veren Allah 'tır. Kurban arınıp yaklaşmak için diyet kurtulmak uzaklaşmak için verilir.  Bize verilen nimetlerle başkalarına yaptığımız yardımları "BEN olmasaydım " diyerek başa kakarak yaptığımız iyiliği boşa çıkarmayalım. Kendi elimizle boynumuza taktığımız demir halkaların  kilidini kibirle, övünmeyle, benlikle kilitleyip, BENliğimizin kölesi olmayalım. İşte bu demir halkalardan kurtulmanın yolu diyetini vermek kendini kurban etmektir. Yani  ben değil biz olmayı başarmak mütevazılık ile engin bir gönülle Yaradan’ın bahşetmiş olduğu  yeteneği nimeti yerli yerinde kullanıp Benliğindeki halkalardan kurtulmak senin elinde. Baki olana yönelip fani olan kötü  huyumuzla bağı kesmek terk etmektir diyet, Yaratana yakın olmaktır kurban. 

               "Mallarını Allah yolunda sarf edip, sonra sarf ettikleri şeyin ardından başa kakmayan ve eza etmeyenlerin ecirleri Rablerinin katındadır. Onlara korku yoktur ve onlar üzülmeyeceklerdir."(Bakara-262)Ayetinin ışığında aydınlanmak dileğiyle...Teşekkürler Ömer Seyfettin bize bu güzel hikayeyi miras bıraktığın için... Ruhun şad olsun, rahmetle ve minnetle anıyorum.
Dünya Köylüsü
   Ayla Bağ

 

 

Haber Etiketleri:

YORUMLAR

    Bu habere henüz yorum yapılmadı...

Haberi Yorumla

Yorumunuz onaylandıktan sonra yayınlanacaktır.İşaretli alanların doldurulması zorunludur. *


Tartışma Başlat