ÇANAKKALE GEÇİLMEZDİ! ÇÜNKÜ...

ÇANAKKALE’Yİ GEÇİLMEZDİ! ÇÜNKÜ...

 

Prof.Dr.Ertuğrul YAMAN

(eyaman60@gmail.com)

 

Çanakkale Ruhu

                Çanakkale Zaferi, yalnızca bir savaş değil; tarihe not düşülen, tarihin seyrini değiştiren veeşine az rastlanırbir destandır. Çünkü, Osmanlı’nın hızlı bir çöküş dönemine girmesini fırsat bilen “yedi düvel” âdeta Osmanlı’nın tepesine çökmüştü. İslâm ve Türk düşmanları, hepsi bir olup saldırıya geçmişlerdi. Ne var ki hepsi bir olsa da bir Çanakkale’yi geçemediler. Burada merak konusu olan, her açıdan üstün olan ordular karşısında Müslüman Türk Milletini ve onun şanlı ordusunu muzaffer kılan asıl güç nedir? Bu üstün ruhun en kısa özeti: Ya şehitlik ya gazilik; parolası ise ya istiklal ya ölümdür!Zannedilir ki düşmanlar topla tüfekle mağlup edilir. Oysa, asıl güç göğsündeki imandır. Yüreğindeki cesarettir. Bu ruhu,Mehmet Âkif, şu dizelerde tasvir ediyor:

 

                               KORKMA!

                               Cehennem olsa gelen, göğsümüzde söndürürüz,

                               Bu yol ki Allah yoludur, korku bilmeyiz, yürürüz!

                               Düşer mi tek taşı sandın namus ocağının?

                               Meğer ki savaşa giren son er şehid olsun…

 

                Çanakkale’nin geçilmezliğini anlayabilmek için de derin bir basirete ve tarih bilgisine ihtiyaç vardır. Nasıl ki Asr-ı Saadet döneminde bütün müşrikler el ele kol kola verip yüce dinimiz İslâm’ı yok etmek için toptan saldırmışlarsa, haçlı ruhu da bu intikamı Çanakkale’de almak istemiştir. Peki, Yedi Düvel, toptan sırtlanlar gibi saldırmalarına ragmen,Çanakkale’yi niçin geçememiştir? Kanaatimizce, bu sorunun gerçekçi cevabını bulabilmek için hem şanlı tarihimize bakmak hem yüksek inancımızı anlamak hem de o dönemin canlı şahitlerine kulak vermek gerekiyor.

Çanakkale Ruhu ve  Mehmet Âkif’

                Çanakkale’yi geçilmez kılan bu ruhu, tarihî ve imanî hakikatleriyle Mehmet Âkif’inkendi hayatında, eşsiz eseri Safahat’ta ve gençlik tasavvurunda buluyoruz. Âkif, Osmanlı gibi bir devin çöküşüne, Türkiye Cumhuriyeti gibi taze bir filizin kök salışına şahit olmuştur. O, hem acıların hem de umutların gölgesinde yetişmiş büyük bir ediptir. Mehmet Âkif, kelimenin tam anlamıyla davasını yaşayan bir şahsiyettir: Onun hayatını ve ideallerini özetleyecek olursak şöyle bir benzetme yapılabilir: Âkif; İslâm’ın Hz. Ömer’i, Şark Dünyası’nın mütefekkiri, Türk milletinin alpereni, istiklâlin şairi, Türkçenin ve şiirin de üstadıdır.

                Mehmet Âkif'in fikir köklerini araştırdığımızda Âkif’in daima geçmişle gelecek arasında bir köprü kurmaya çalıştığı görülecektir. Ancak o, kendisini hep mazide yaşıyormuş gibi hissettiğini söyler. Âkif, cimrilik, ikbal şımarıklığı ve kibri sevmezdi. Kalabalıklardan ve gösterişten hoşlanmazdı. Sevdiğini tam severdi, sevmediğinden uzak kalırdı. Güvenilir bir insandı. Her şeyinizi ona rahatça emanet edebilirdiniz.

                 Büyük bir idealist ve çetin bir mücadele adamı idi. Hiçbir şey için kimseye minnet etmez, kimseye boyun eğmezdi. Haksızlığa asla tahammül edemezdi ve hakka saygısı büyüktü. Parayı sevmezdi. Hayatı ve evi oldukça sadeydi. Az konuşur, çok sükût ederdi. İkiyüzlüleri sevmezdi.

İdeal Gençlik:Âsım’ın Nesli

                Safahat’ın altıncı bölümü “Âsım”da, Mehmet Âkif,hayalindeki “ideal gençliği”ni anlatmıştır. Bu bölümde, Türk gençliğini, “Âsım’ın nesli” olarak nitelediğini ve o gençliğin ayrıntılı biçimde yazdığını görüyoruz.Mehmet Âkif, idealindeki gençliği Âsım’ın Nesli olarak niteliyordu. Âsım, Mehmet Âkif”in ana hatlarını ayrıntılı olarak çizdiği ideal bir gençlik sembolüdür. O, vatanını, milletini, değerlerini ve tarihini sevmektedir. Haksızlığa tahammülü yoktur. Haksızlığa karşı susmayan, haykıran ve hatta bileği ile düzeltmeye çalışan bir gençtir Âsım. Güçlüdür ve bu gücünü şahsî çıkarları için değil, ülkesi, milleti, toplumun yararları ve geleceği için kullanmaktadır. Kavgası, toplumun yararınadır.Âsım, bir semboldür. Müslüman Türk gençliğini temsil eder. İnancı tamdır. Ülkesini işgal etmek isteyenlere mücadele eder. Bunun en canlı örneği Çanakkale Savaşı’dır.

                “Âsım’ın nesli… diyordum ya… nesilmiş gerçek;

                İşte çiğnetmedi namusunu, çiğnetmeyecek.”

Sonuç ve Değerlendirme

                Âkif’in “Âsım’ın Nesli” diye tarif ettiği gençliğin özellikleri şunlardır:İnançlı, ahlâklı, gözüpek, her türlü tefrikadan arınmış, ayrı gayrı düşünmeyen, tek yürek olan, taklitçiliğe özenmeyen, vatan ve millet sevgisini her şeyin üzerinde tutan, eğitim ve öğretime önem veren, ümitsizliğe kapılmayıp azimli ve çalışkan bir gençlik…

                Kısacası, onun tahayyülündeÂsım’ın Nesli; yiğit, cesur ve merttir. Dini, vatanı ve milleti için savaştan çekinmez. Ölümden korkmaz;şehit olacağına inanır. Çalışkan, mütevazı ve tok gözlüdür. Ciddi ve ailesine bağlıdır. İnce ruhlu, kalbi hassas ve merhametlidir. Marifet ve fazilet sahibi, bedenen sıhhatli, kuvvetli ve dayanıklı, sporla meşgul olan bir gençliktir.Bizim; millet ve devlet olarak böylesi bir gençlik idealini, kendimize model almamız tarihi bir zarurettir.

                Sonuç olarak diyebiliriz ki Çanakkale’yi geçilmez kılan ruh, Asım’ın Nesli’nde ifadesini bulan Türk gençliğinin ruhudur. Vatanını, milletini, bayrağını, devletini, değerlerini canından daha kıymetli gören bu ruh hâli, sözle anlatılmaz; ancak, yaşanır. Nitekim, Çanakkale’de topumuz tüfeğimizden çok, ölümden korkmayan ruhumuzdu asıl serhaddimiz.Önemli olan da o ruhu günümüze de taşıyabilmektir.Ve aslolan; biz kendimizden geçmedikçe,hiç kimse,bir karış toprağımızı dahi geçemeyecektir!..

 

Kaynakça

Çantay, Hasan Basri, Âkifnâme, İstanbul 1966.

Çetin, Nurullah,  İstiklâl Marşımızı Anlamak, Öncü Basımevi, Ankara 2010.

Çetin, Nurullah, Emperyalizme Direnen Türk: MehmetÂkif Ersoy, Akçağ yay. Ankara, 2012.

Düzdağ, M.Ertuğrul, Mehmet Âkif Ersoy, Safahat, İz Yay. İstanbul, 1991.

Ersoy, Mehmet Âkif, Safahat, Haz: A.Vahap Akbaş, Beyan Yayınları, İstanbul 2007

Eşref, Edip, Mehmet Âkif, Hayatı-Eserleri, İstanbul 1962.

Gözütok, Türkan, Türk Şiirinde Millî Mücadele, Kesit Yayınları, İstanbul, 2011.

Kaplan, Mehmet ve D., Devrin Yazarlarının Kalemiyle Millî Mücadele ve Gazi Mustafa Kemal, Kültür Bakanlığı Yayınları, İstanbul 1981.

Kukul, M. Halistin, Millî Kültür, Sayı 55, Ankara.

Mehmet Âkif  Anıt Sayısı, Türk Edebiyatı Dergisi, sayı 158, İstanbul, 1986.

Yaman, Ertuğrul, Tüzer, İbrahim, (Editörler) Mehmet Âkif’i Anlamak,  1. Baskı, Yıldırım Beyazıt Üni. Yay. Ankara, 2013.

YORUMLAR

    Bu habere henüz yorum yapılmadı...

Haberi Yorumla

Yorumunuz onaylandıktan sonra yayınlanacaktır.İşaretli alanların doldurulması zorunludur. *


Tartışma Başlat