ÇÖLYAK HAYATI ÇEKİLMEZ YAPABİLİYOR

Turhal İlçe Sağlık Müdürü Dr. Mehmet Aybulut, çölyak hastalığının tedavi edilmediği ve özenli davranılmadığı takdirde hayatı çekilmez hale getirebildiğini söyledi.

            Turhal İlçe Sağlık Müdürü Dr. Mehmet Aybulut, 9 Mayıs Dünya Çölyak Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada, çölyak hastalığına ilişkin bilgiler verdi.

            İnsanlarda sık görülebilen bir şikayet olan karın ağrısı ve şişkinlik, bazı kişilerde Çölyak denilen toplumda yeterince bilinmeyen bir hastalığı işaret ediyor olabilir, ama çoğu zaman akla bile getirilmez.

            Çok sevdiğimiz ve vazgeçemediğimiz yiyecekler olan, ekmek, makarna, bisküvi ve diğer unlu mamullerden uzak durmak zorunda kalmamıza neden olabilecek bu hastalık yaşam boyu devam eden tek gıda alerjisidir, genellikle kalıtsal olarak ortaya çıkıyor; tedavi edilmediği ve özenli davranılmadığı takdirde hayatı çekilmez hale getirebiliyor.

            Çölyak hastalarının bağırsaklarında buğday, arpa, çavdar ve bir dereceye kadar da yulafta da bulunan bir protein olan ‘gluten’ e karşı hassasiyet vardır. Bu kişiler glüten içeren gıdalarla beslendiklerinde ince bağırsaklarında oluşan immunolojik reaksiyonlar sonucu hücrelerde hasar oluşur. Oluşan bu hasar sonrasında besin maddelerinin sindirimi ve emilimi bozulur, ishal ve zamanla vücutta bazı maddelerin eksikliği ortaya çıkar. Çölyak hastalığı genetik bir hastalıktır ve hastaların yüzde 10 kadarında ailede çölyak hastalığı olan başka bireyler vardır.

            Her yaşta ortaya çıkarsa da 8-12 aylık çocuklarda ve 30-40 yaş aralığında daha sıktır. İleri yaşlarda da ortaya çıkabilmektedir. Çölyak hastalığının gerçek sıklığı bilinmemektedir.

            Emilim ve sindirim bozukluğunun derecesine bağlı olarak çocuklarda ve erişkinlerde farklı belirtilerle kendini gösterir. Çocuklarda gelişme ve büyüme geriliği çölyak hastalığının erken bulgusu olabilir. Karın ağrısı, bulantı, kusma, ishal, huysuzluk, uyuklama, davranış bozuklukları ve okulda başarısızlık görülebilecek diğer belirtilerdir. Bulguların ortaya çıkması ve şiddetlenmesi yıllar sürebilir.

            Hastalarda temel besin kaynakları olan; protein, karbonhidrat ve yağ emilimi bozulmuştur ve en ciddi emilimi bozulan ise yağlardır. Yağ emiliminin bozulması sonucu hastalarda ishal ve şişkinlik şikayetleri ortaya çıkabilir. Karbonhidrat emilim bozukluğu sonucu ise hastalarda laktoz intoleransı ortaya çıkar, buda sütlü yiyecekler alınınca karın ağrısı ve şişkinlik gibi şikayetlere neden olabilir.

            Hastalarda karın ağrısı ve şişkinlik dışında beslenme bozukluğu, vitamin ve mineral yetersizliğine bağlı olarak;

            Zayıflama, ödem, kansızlık (demir ve B12 vitamin eksikliğine bağlı), kemik erimesi (osteoporoz), sinir hasarı =periferik nöropati (B12 ve B1 vitamin eksikliğine bağlı), kısırlık (adet bozukluğu, düşükler), kas güçsüzlüğü (potasyum, magnezyum yetersizliğine bağlı), saç dökülmesi, İştahsızlık gibi belirti ve bulgular olur.

            Çölyak hastalığından şüphelenildiğinde, ayrıntılı bir muayeneden sonra bazı kan ve dışkı testleri yapılır. Kalsiyum, magnezyum, potasyum, protein, kolesterol, B12 vitamini, A vitamini, folik asit ve demir gibi bu hastalıkta vücutta eksilebilecek bazı maddelerin kandaki seviyelerinin ölçülmesi, tam kan sayımının yapılması ve iltihap belirteçlerinin kontrol edilmesi yanında; çölyak hastalığının teşhisinde kullanılan bazı testlerin de yapılması gerekir.

            Çölyak hastalığının tanısında mutlaka yapılması gereken bir diğer inceleme, ince bağırsak mukoza biyopsisidir. Özellikle belirgin kilo kaybı, karın ağrısı, kansızlık, gece terlemeleri ve kanama gibi bulguları olan hastalarda bu incelemelerin yapılması ve gerektiğinde bilgisayarlı batın tomografisi gibi başka görüntüleme yöntemlerine başvurulması gerekebilir.

            İlaçla veya cerrahi yoluyla tedavi söz konusu değildir, tedavinin tek yolu ömür boyu sıkı bir glütensiz diyet uygulanmasıdır.

            Bu amaçla glüten içeren tahıl ürünleri (buğday, arpa ve çavdar) kullanılarak yapılan gıda maddelerinin kesinlikle yenmemesi gerekir. Pirinç, mısır, patates ve soya unundan yapılmış ürünler yenilebilir. Meyve, sebze, yumurta ve et ürünlerinin yenmesinde sakınca yoktur.

            Glütensiz diyete başlanmasından günler sonra şikayetler de azalma görülmeye başlar. Şikayetlerin tamamıyla ortadan kalkmasına rağmen bağırsak mukozasının tam olarak iyileşmesi bazen 2 yıl kadar sürebilirse de bağırsak mukozasındaki iyileşme genellikle 3-6 ay içinde gerçekleşir. Günümüzde özellikle büyük şehirlerde  glütensiz ürünler satılmaktadır. Sosyal Güvenlik Kurumu çölyak hastalarına beslenme destek ödemesi yapmaktadır.

            Sıkı bir glütensiz diyet uygulayan hastalarda hastalık genelde iyi bir gidiş gösterir.

YORUMLAR

    Bu habere henüz yorum yapılmadı...

Haberi Yorumla

Yorumunuz onaylandıktan sonra yayınlanacaktır.İşaretli alanların doldurulması zorunludur. *


Tartışma Başlat