MEDİNE -3-

Medine Gezileri; Cennetül BAKİ Mezarlığı; Burayı sadece erkek umreciler ziyaret edebiliyor. Girişten hemen sağda ehlibeyt kabileleri:

1)

Hz. Abbas         Zeynel Abidin Hz.

Hz. Fatıma        Hz. Muhammed Bâkır

Hz. Hasan         Hz. Cafer-i Sadık

2)

Rasulüllah (S.A.V.) kızları

Zeynep – Rukiye, Ümmügülsüm

3)

Rasülüllahın zevceleri: Annelerimiz

Hz. Aişe, Hz. Hafsa, Hz. Sevde. Hz. Ümmü Seleme, Hz. Zeynep binti Cahş, Hz. Zeynep binti Huzeyme, Hz. Mariye, Hz. Cüveyre

            Diğer iki annemiz: Hz. Hatice ve Hz. Meymune Mekkedeler.

            Ayrıca Cennetül Bakide Peygamberimizin akrabalarından:

  1. Akil İbn-i Ebu Talip (Hz, Ali’nin ağabeyi)
  2. Ebu Süfyan İbn-i Haris (Peygamberimizin Amcasının Oğlu)
  3. Abdullah İbn-i Cafer (Caferi Tayyar’ın Oğlu)
  4. Peygamber efendimizin oğlu İbrahim
  5. Hz. Osman
  6. Hz. Halime (Peygamberimizin süt annesi)

Cennetül Baki kısaca böyle… Dualarla ayrıldı.

Mescid-i Gamame (Bulut Mescidi)

Peygamberimiz Hz. Muhammed (sav) yağmur duasına burada çıkar, hemen rahmet inerdi. Cenazeleri burada kıldırır, sefere giden orduları, birlikleri dua edip buradan gönderirdi. Her zaman bir bulut Peygamberimizi ve sahabeyi kiramı gölgelerdi. Bundan dolayı buraya bir mescid yapılmış Dedemiz Osmanlı tarafından, adına da BULUT mescidi denilmiş.

            Burada Hz. Ebubekir Mescidi, Hz. Ömer mescidi ve Hz. Ali mescidi de bulunmaktadır. Yine dedelerimiz Surre alayları ile gönderdiği ödeneklerle buralara çok güzel mescidler yapmışlardır.

BİR HATIRA

            Surre alayı (İstanbul’dan Mekke – Medine ziyareti için gönderilenler ve Müslümanların fakirlerine yardım paraları ile Haremeynin (Mekke-Medine’nin) tamir, bakım, tadilat işlerine yetecek miktarda nakit emtia (altun) ile Medine’ye yaklaşılır. Orada rütbeli bir subay Medine’ye yaklaşılınca oturuşlarına dikkat etmez. Farkında olmadan Ravzaya doğru ayağını uzatır.

            Kafilenin içinde yer alan Şair NABİ “Sakın terki edepten makamı Mustafa’dır bu” diye başlayan şiirini söyler.

            Medine’ye girince Mescid-i Nebevi’nin minaresinden bu şiir okunur. Şair Nabi çok şaşırır, hemen minarenin kapısında bekler, müezzin gelince sorar, Allah aşkına bu şiiri size kim öğretti, der. Müezzinin GÖNÜL GÖZÜ açıktır. Siz Nabi olmalısınız. Rasülüllah beni uyandırdı. Bu şiiri öğretti. Git minareden oku. Biz sevdiğimizi kendi şiiriyle karşıla, dedi. Ben de okudum.

            Ey Osmanlının torunu deden bu. Sen de Peygamberimize ve dedene layık olmaya çalış.

 

Haber Etiketleri:

YORUMLAR

    Bu habere henüz yorum yapılmadı...

Haberi Yorumla

Yorumunuz onaylandıktan sonra yayınlanacaktır.İşaretli alanların doldurulması zorunludur. *


Tartışma Başlat