KARACAN’IN AÇIKLAMALARINDA 3. BÖLÜM

Tokatspor Kulübü Derneği Basın Sözcüsü Okay Karacan, Yönetim Kurulundaki isimlerden Ender Demirtaş, İzzet Sansar, Burak Ocaklı, Hüseyin Alpat ve Sefa Karasu ile birlikte basın mensuplarına açıklamalarında dikkat çeken detaylar yer alıyordu. “Size çok önemli bir şeyi söylemek istiyorum.” diyerek devam eden açıklamasının üçüncü bölümü şöyleydi:

            “TFF’de tahtanın açılması için son gün… Burada bir açılış maçı yaptık, biliyorsunuz, ünlü futbolcu arkadaşlarımız buradaydı, ben de maçın sunuculuğunu yaptım. O da (Ufuk Akçekaya) mikrofonu eline aldı, insanlarla konuştu, hepiniz hatırlarsınız. Bir Perşembe günüydü, her şey iyiydi, hoştu, takım antrenman yaptı, ertesi gün bizim Federasyondaki borçları ödememiz lazımdı ve Başkan’ın rahatlığını görünce mutlu oldum, herhangi bir sıkıntısı gözükmüyordu. Demek ki para ödenecekti.

            Ben Tokat’tan Reşadiye’ye gittim, köyümü gördüm, dedemin babaannemin mezarını ziyaret ettim, özlem giderdim iki gün ve geldim. Dedi ki biz lojmanda kalacağız, herkes lojmanda kalacak. Lojmanı varmış Tokatspor’un. Ya, ben istediğim yerde kalırım, Dedeman Otel’de kaldım, çünkü yazmam gereken yazı var, bana internet lazım. Artı bu benim kararımdır. Gerildi. Ben kimseden emir almam. Hiç kimse hiç kimseden emir almaz. Bana bozuldu. Ertesi sabah beni aradı ve dedi ki, 1,5 milyon lira açığımız var, bize para bul! 1,200… Yok yok 1,300… Böyle bir cümle kurdu. Yine iyi niyetle Mardin’deki kuyumcu arkadaşlarımı, İzmir’deki ticaret yapan sanayici arkadaşlarımı, hemen hemen herkesi aradım. Işıl Karabekiroğlu şahittir, dört saat telefonda görüştüm, hiç kimseden para çıkmadı. Arası sıra arıyor, 300 bin, 500 bin istiyor. Bu arada Ümit İşeri’yi aradım, Eyüp beyi aradım, hiç kimse telefonuma çıkmadı. En son Burak Ocaklı’yı aradım, dedim ki ne yapabiliriz? Dedi ki, Emir Yılar’ın belki bir nakit hazırlığı olabilir dedi. Ben de açtım Başkan’a dedim ki, bu kadar kritikse durum Emin Yılar’la bir görüşün, belki bir kasa kolaylığı sağlar. Pazartesi günü geri ödeyeceğini söylemişti. Tamam tamam, dedi, telefonu kapattı suratıma. Ardından sağ olsun İzzet bey ile akşam yemeğine gittik. Ve futbolcuların, avukatların arka arkaya federasyona senetlerini yığdığını gördük. Telefon ediyorum, açmıyor. En son telefon ettim, 20 bin lira açık kaldı hadi onu getir bana, dedi. Hadi hayırlısı dedim, geçmiş olsun, kapattım artık. 20 bin lira yani. Son dakikaya kadar olmazsa, İzzet de destek verdi, on dakika içinde götürdü verdi. Daha sonra baktık ki iş daha da açık, Murat aradı beni kulüp müdürü. Ve dedi ki size ihtiyacımız var, Federasyon Yetkilileri ile avukatlarla futbolcularla o yemekte 3,5 saat telefonla konuştum. Yalvardım. Futbolcuların hepsinin mesajları burada kayıtlı, bir önceki yönetimin kendilerini nasıl kandırdıklarını hepsini buraya yazmışlar. Onlara buradan suçlama yapmıyorum. Futbolcular güvenlerini kaybetmişler, sen bizi bugün arasaydın, senin için yapardık dediler. En azından Emre Hasan Balcı ile konuşabilirsiniz. Bize 80 bin lira vereceğiz dediler, sonra 70’e anlaşalım dediler, 70 değil 60 bin lira geçecek saat 18.00’de, 50 bin lira versek olur mu deyince, hayır dedik ve verdik dediler. Ben olsam ben de öyle yapardım. Futbolcunun canı yanmış. Saat 24.00’e kadar uğraştım, İzzet bey ve Burak Ocaklı benimleydiler, Işıl Karabekiroğlu ordaydı, gecenin bir yarısı son 85 bin lirası kaldığında benim O’na Emin Yılar ismini zikretmemle, kendisini aramış, Emin bey de sağ olsun gelmiş kulüpte o miktarını kendisine vermiş ve 23:57’de parayı yatırarak kulübün tahtasını açtırmış. Harika bir şey. Ertesi sabah uyandığımızda sosyal medyada “Efsane Başkan Emin Yılar ve sevgili Aytunç Bozkurt’a teşekkürler!” Benim telefonuma çıkmamalar, falan filan… Bu arada Perşembe günü Ender Demirtaş söz verdiği rakamın yaklaşık iki katı bir sponsorluğu hemen verebileceğini söyledi ve ben kendisine (Ufuk Akçekaya’ya) gidip 150 bin liralık sponsorluğu forma kolda reklamı olması için verebileceğini söyledim. Dinledi, purosunu içiyordu, “sonra konuşuruz bunları.” dedi. Sonra konuşalım dediğine göre param var, demektir. Yani dolayısıyla Ender beyin bu çabası, jesti de karşılıksız kaldı.

            Sonrasında Okay Karacan Dedeman Otel’de “biz borçları kapatmaya çalışırken havuzda güneşleniyormuşum.” diye adım çıktı. Burada bir grup var, gruplaşmalar var… Evet iyi ki Dedeman var Tokat’ta. Kaç kişiyi gönderdim buraya. Burası var diye… O günün Müdürü Serdar bey ile bir anlaşma yapmıştık, bize reklam verecekti, çok ciddi bir konaklama vereceklerdi. Ve ben de isntagramdan Dedeman’ı etiketleyerek ilk adımı attım. Ve her türlü desteği verecektim, şimdi istesinler yine veririm, çok cömert davrandılar. Ama benim adım orada herkes para ararken Dedeman’da havuza giren adama döndü. Benim yazlığım var Ege’de gider orada girerim. Çok mu meraklıyım şehir suyunda havuza girmeye? Bu dedikodular ile bir yere varılmaz.

            Biz eksik takım kurduk arkadaşlar.

            Namık hoca gelsin, Namık hoca gelsin… Takım eksik arkadaşlar takım. Namıklık, Okaylık bir durum yok, takım eksik. Biz çözeriz dedi de yola çıktı hoca Murat Yoldaş.

Buradan Ali Rıza Diren’e çok teşekkür ediyorum. Bu şehirde futbolu bilen çok az insandan birisi. Bld. Spor maçından sonra, “eksik ama çok iyi bir takım, tebrik ederim. Aynen devam.” dedi. Darıca maçına gittik, bir golümüz verilmedi, bir penaltımız verilmedi. Rakibin oyuncusu otuzuncu dakikada atılması gerekirken atılmadı. 50 kişi telefon etti, Türk medyasındaki arkadaşlarım, “nefis takım kurmuşsunuz.” diye. Ben dedim, ne nefisi, eksik bu takım, Darıca iyi değil. Darıcalılar dedi ki çok iyi bir takım kurmuşsunuz. İkinci maçımız Tarsus maçı, penaltımız verilmedi, direkten top döndü, penaltıyı atamadık, başaramadık. Menemen maçı.. topa hakimiz, iki tane kontradan gol yedik. TRT yayınladı, acaba TRT niye yayınladı diye sormuyorum! Ve bu takım eğer sezon başında hiçbir devre arası transferi olmasa da bu lig götürürdü, ligde kalırdı. Fatura Murat Yoldaş’a kesildi. Tuzla’da iyi top oynadık, 1-0 kaybetmiş olabiliriz. Karşımızda bir dev vardı. Sonra Nazilli’de kimsenin nasıl olduğunu bilmediği bir mağlubiyet, ardından Ahmet Dursun Ufuk Akçekaya’ya bir soru sordu “ne düşünüyorsunuz?” diye. “Siz düşüneceksiniz” dedi. Sonrasında bizim grubumuza hoca istifa etti diye bir mesaj attı. Ben hocaya sordum, istifa etmedim dedi. Sonra hoca tek başına takımla buraya geldi, yönetici yoktu. Darıca Gençler Birliği maçının, Tuzla maçının bütün masraflarını Ender Demirtaş ve beraberindeki arkadaşları karşıladı. Bu arada hem Dedeman ile yaptığım anlaşma hem daha önceki Ege, Akdeniz kontaklarımla hemen bütün deplasman masrafları benim tarafımdan karşılanacaktı. Yani kulübün deplasman masrafı olmayacaktı, ben de ödemeyecektim, ödeyeceklerdi, yani bize jest yapacaklardı. Ama işlerimiz kopma noktasına geldi. Nasıl kopma noktasına geldi? Darıca Gençler Birliği maçına gitmeden önce, iyi aylık uğraşımız, reklam çalışmamız, aklınıza gelebilecek her türlü çalışmamızın hiçbir değeri yokmuş, Emin Yılar dostumuz, kıskandığım yok Allah razı olsun Emin Yılar’dan, hiç itirazım yok. 150 bin lira vermeye hazır arkadaşım var, ben gecemi gündüzüme vermişim bu badireyi de atlattık demek varken Başkan böyle bir yol çıktı. Ve sonra bizi bu meseleye baş koymamakla suçladı. 7,5 saat konuştum, Işıl hanım orada İzzet bey de Burak bey de burada. 7,5 saat konuştum, avukatlarla konuştum. Girmedim bu işlere çünkü bu işler kircikli işlerdir.

İki futbolcu getirdim ben buraya, herkese dert oldu, nasıl ağırlarına gitti! Menajerlik yapanlar, hocalık yapanlar, gazetecilik yapanlar, bunları nereden buldunuz? diye sordu. 10’ar bin liradan 20 bin lira para verdiler. Bunları Altınordu’dan buraya getirdik. O çocuklara biz biner lira maaşlarını verseydik, doğru dürüst yönetim gösterebilseydik Altınordu Kulübü bize her türlü desteği yapardı. Onun için ben buradaydım. 3 yıl 300 bin, 350 bin liralık anlaşmalar batırmamış, benim getirdiğim iki oyuncu batırmış. 20 bin lira altı üstü, İzzet beyden istesem verir, Ender Demirtaş’tan istesem verir, ben de veririm, verdim de! Ama bu süreçteki en ağır nokta, benim koptuğum ve sizin bazı arkadaşlarınız anlamadığı ve dönüp dönüp bana saldırdığı noktaya gelelim… Darıca Gençler Birliği maçına gittim, önümde Ufuk Akçekaya eşiyle birlikte geliyordu, jipiyle porşesiyle, Ender bey ve arkadaşları kendi arabaları ile geldi. Stada gireceğiz, arkadaşlarım tribüne gittiler normalde protokolde olmaları gerekirken, çünkü Başkan bizimle ilişkiyi kesmişti, ben de kenardan içeriye doğru girdim, soyunma odasının oradan geçtim sahaya girdim. Ahmet Dursun dedi ki, “abi soyunma odasına girmek yok!” Ben de dedim ki “Ahmet ben Liverpool’un soyunma odasına girdim, her yere girerim canım benim.” “Ya yok işte disiplin, misiplin” dedi. “Bırak şimdi disiplini, bana öğretme! Soyunma odasının önünden sahaya giriliyordu ondan girdim.” dedim. Tavrı çok negatifti, çok çocukçaydı. Bin beş yüz tane futbol maçı anlattım. Liverpool soyunma odasına girip Steve Mcmanaman ile konuştum. Barcelona soyunma odasına girdim, kapıda hiç kimse niye giriyorsun demedi. Ama ben bir Yönetici olarak soyunma odasına Murat Yoldaş’a saygımdan girmem, artı girsem kime ne ki? Sadece geçtim. Aldım telefonu, ilk maç mesajı geçtim. Maçı izledik, biz futbol maçını izlerken arkadaşlar futbol maçını izlemiyorlardı, telefonlara bakıyorlardı. Hazindir yani. Çıktık, Başkan’ın Yöneticilerinden birisi “Okay bey sosyal mecra hesaplarının şifrelerini alabilir miyiz?” dedi. “Canım benim alabilirsin tabi!” dedim ve benim işim Darıca Gençlerbirliği maçında bitti arkadaşlar. Murat Yoldaş çok sevdiğim bir arkadaş ve çok iyi bir teknik direktördür. Sezon başında bizimle anlaşma yaptıktan sonra Ukrayna takımlarından birinden teklif aldı ve gitmedi. Onun ekmeği ile oynadık. Ama bu süreçte ben sürekli baskı yedim, “Namık hocayı getir.” diye. Arkadaşlar şöyle bir mantık olabilir mi? “Burayı bilen adamı getirin!” Arkadaşlar futbol global. Ben futbolcuları tanıyorum, başta Barış Bakır ve Berat Çetinkaya olmak üzere herkesten Allah razı olsun, adam gibi futbol oynadılar. Kulüp oynatmadı, futbolcular adam gibi top oynadılar bu güne kadar. Son haftalarda biraz ilgi gösterseydik zaten ligde kalırdık. Sezon başında Murat Yoldaş’ı yemeselerdi yine ligde kalırdık. Bu kulübü bana bıraksalardı hiçbir şeye dokunmadan yine kalırdık. Bu işler ilişkidir. Biz bu kulübün, armanın yeddi emini olarak kaldık, yoksa Ağustos ayında çeker giderdik. Bu zamana kadar niye konuşmadık, birincisi yerel seçimler vardı, bu çok fair bir durum olmazdı, yanlış yorumlara çıkabilirdi, sezon bitmesi gerekirdi. Tek kelime etmedik. Sadece Muhsin Şenocak arkadaşımızın radyo programına katılarak her şeyi anlattım. işte ben söyledim, anlattım her şeyi o zaman. Ufuk Akçekaya’ya verilen ve tutulmayan sözleri de anlattım, Ufuk Akçekaya’nın davranışlarını da anlattım. Ufuk Akçekaya tek adam yönetiminden yanaydı, herkes biat etsin istiyordu. Çok para getirilsin istiyordu. Ufuk Akçekaya’ya lunaparkın kirasının sözü verildi, 150 – 200 bin lira bir para ödenmedi. Arazilerle ilgili konuyu şöyle yorumlamak gerekiyor. Anonim şirkete devlet üst kullanım hakkını verirse sıkıntı olur. Bunun güçlü bir protokole bağlanması lazım. Dolayısıyla orada hemen verelim demezler. Dolayısıyla bütün sezon boyu sadece dua ettik.

Murat Yoldaş’tan sonra Ahmet Kazım hoca geldi, herkes çok mutluydu. Bizi bilen bir hoca geldi dediler. Murat Yoldaş uzaydan gelmişti çünkü! Yani Tokat kendi arasında oynuyor, bazı ağabeyler “Tokat bizimdir, aramızda takılalım abi.” diyorlar. Kazım hoca da göz yaşları ile ayrıldı buradan. Sonra Koray Palaz geldi, ben hiç tanımam kendisini, menajerlik yapıyor sanıyorum kendisi. Devre arasında Timur Kosovalı alındı. Çok iyi bir golcü… Yahu sezon başında Taha Balcı’yı istedi Murat hoca niye almadınız? 24 futbolcu var, tamam dedi. Kelle ile olmaz bu iş. Sertaç geliyordu. Ben bir görüşmeye daha girdim, Alihan Tuncer, Trabzonspor’dan. Menajeri ile oturdum, 290 bin liraya anlaştım. Çocuk Bandırmaspor’a daha aza gitti çünkü Tokat’ta paraların ödenmediği duydum, gelmek istemiyorum Tokat’a dedi. Birkaç futbolcu telefonu kapattı. Bazıları da geliriz dediler, Berat Çetinkaya geldi mesela, Ahmet Dursun getirdi Berat’ı. Ama sordu hocaya, hemen getir dedi. Yani burada transferleri Murat Yoldaş yaptı demek hoş değil. Ama o transferlerle ligde kalırdı zaten. İkinci yarıda gördünüz nasıl döküldüklerini. Sakat Berk Eren ve Onur Demir ile yine kalırdı bu takım. Yeter ki takıma birisi dokunsaydı. Kimse dokunmadı takıma, Yöneticisi yoktu. Takımın sırtını sıvazlayan kimse yoktu çünkü biz uzaklaştırılmıştık takımdan.

İşin daha çok detayı var ki çok uzatmak da istemiyorum. İçim çok yanıyor.

(Devam edecek…)

Haber Etiketleri:

YORUMLAR

    Bu habere henüz yorum yapılmadı...

Haberi Yorumla

Yorumunuz onaylandıktan sonra yayınlanacaktır.İşaretli alanların doldurulması zorunludur. *


Tartışma Başlat