KARACAN’IN AÇIKLAMALARINDA 4. BÖLÜM

“AHMETÇİĞİM BENİ DUYACAKSIN”
Tokatspor Kulübü Derneği Basın Sözcüsü Okay Karacan, Yönetim Kurulundaki isimlerden Ender Demirtaş, İzzet Sansar, Burak Ocaklı, Hüseyin Alpat ve Sefa Karasu ile birlikte basın mensuplarına açıklamalarında dikkat çeken detaylar yer alıyordu. “Size çok önemli bir şeyi söylemek istiyorum.” diyerek devam eden açıklamasının dördüncü bölümü şöyleydi:

“Ben sadece şunu söyledim, menajeri kulübe sokma! Bir kulübe menajer girmez, prensip olarak bu yanlış. Lütfen! “Tamam, tamam, tamam” dedi. Sonra Aytunç Bozkurt ile anlaştı, ben tanımam Aytunç Bozkurt’u, hayatımda hiç görmedim. Hiç! Kulübe menajer girmez! Girmesin, varsa ben yokum, dedim. Kulübe menajer girdi ve ben çıktım. Zarar gelmesin diye de tek bir şey söylemedim.

Yine dayanamadık destek vermek istedik. Arkadaşlarım burada Karagümrük maçı için bir ziyarete geldiler. Ligin son haftasında kulübü ziyaret etmek istediler, ziyaret etmeleri istenmedi. Neden? Tokatspor Derneği Yönetim Kurulu Üyeleri neden kulübe gidip bir bardak çay içemiyorlar? Fiili bir saldırıdan korkuyorlarmış… Dağ başı mı burası? Türkiye Cumhuriyeti Tokat İli… Emniyeti var, Valiliği var, Jandarması var, Hukuku var. Kim basar, eşkıya mı bu isimler? Onlar da maça gittiler. Devre arasında olanları anlatmam ne kadar doğru bilmiyorum ama, Sn. Ender Demirtaş isterse kendi anlatsın söz verirse ben anlatayım… Daha önce bir çalışan arkadaş işten ayrılmış, Ender Demirtaş da bununla ilgili bir sitayişini belirtmiş. Eğer iletişim kurabilsek Başkan ile “niye gönderdin?” diye sorabiliriz ya da Başkan bize bilgi verebilir. Watsup Grubundan sadece bu deplasman masrafını kim karşılayacak? diye bir soru geliyor. Arkadaşlar merhaba, nasılsınız, iyi misiniz, bir toplansak, yemek yesek, toplantı yapsak… yok olmadı hiç. Biz hiç toplantı yapmadık. Çok çabaladık ama olmadı. Sadece kim verecek parayı? diye yazışma… Böyle bir şey yok. Tokatspor için mali yüke katılmak isteyen vardı. Baktılar ki anonim şirket bir yere gidiyor, biz de katılalım, burada yürüyelim diyenler vardı. Bugün kulübün kasasında 10 milyon para olurdu eğer doğru düzgün yönetebilirsek. İnsanlar var olmak istediler, güvenmek istediler ama başaramadık.

VİP Odasında Başkan Ufuk Akçekaya, Ender Demirtaş’a yumruk atmaya yelteniyor, kimsenin böyle bir hakkı yok. Daha sonra arbede çıkıyor, yumruklaşmalar oluyor, ben bu detayları görmediğim için söylemiyorum, bize yakışmayan şeyler yaşanıyor. Küfürler havada uçuşuyor o taraftan bu tarafa doğru. Sonra bizim yönetici arkadaşlarımız Ender Demirtaş ve ekibi tribüne gidiyorlar. Normalde protokole gidip oturursun. Bu yumruklaşma sırasında Belediye Başkanımız Eyüp Eroğlu da maalesef yere düşüyor. Bu şartlar altında biz yönetimde ne yapabiliriz arkadaşlar?

Takımı ben düşürmüşüm, genel kanaat benim düşürdüğümden yana… Ben düşürmedim arkadaşlar. Ben getirmedim. Ben sadece genel kurulda izin istedim, el kaldırdı arkadaşlar. Ne yaptı? Dolaplar değişti, yataklar değişti, çarşaflar, halılar değişti. Boya badana yapıldı. Bunları da yaptı. Otobüs alındı, kiralandı. O bile benim için yeterli olur.

Başkan Ufuk Akçekaya, Burak Ocaklı’ya “stattaki bütün reklam alanlarını sana vereyim” dedi. Yani Tokat’ta bunu bu paraya satabilmek için sihirbaz olmak lazım. Başkan diyor ki, “ben bunu yapacağınızı söylüyorum ve bunu yapacaksınız.” Yani tartışamıyorsunuz, Başkan emrediyor.

Ahmet kardeşimiz futbolun içinde olmak, belki Teknik Direktörlük yapmak istiyordu. Belki sportif direktörlük yapmak istiyordu. Ve işin içerisinde kaldı.

Ahmet’e buradan soruyorum: “Niye 3 hafta takımın başında kaldın?” Senin bir akademide eğitimin yok. 3 hafta boyunca 3’de 3 yapsan bile yanlış. Neden bazı futbolcularla ilişkin iyiyken diğerleri ile kötü? Ahmetçiğim beni duyacaksın, üzülebilirsin ama gerçekleri insanların bilmesi lazım. Çünkü benim üzerime geliniyor. Almanca konuşan oyuncularla Türkçe konuşan oyuncularla arasındaki farkın şikayetini aldık. Ve ben oyuncuları kulüpten koptuktan sonra hiç aramadım. Sadece Barış Bakır ile konuşuyordum, çok da iyi bir futbolcudur, çok profesyonel medeni bir adamdır. O çocuğu gönderdik biz. Dolayısıyla zaman kaybettik, 4 hoca ile çalıştık zaman kaybettik. Oktay Derelioğlu ile de konuştuk, biliriz birbirimizi. Koray beyi ve Ahmet beyi tanımam. Bir takım 4 hoca değiştirir mi? Hiçbirinde bizim dahlimiz yoktur. Biz sadece yeddi emin olduk orada. Diyorlar ya kaçtınız! Biz bir yere kaçmadık, buradayız biz. İşte kaçtınız, korktunuz, 5 yılda Süper Lige çıkaracaktınız… Evet bir yatırımcı çıksın, alsın ve sportif direktör olarak bana yetki versin, ben söz veriyorum. Formül çok basit, iletişim, çalışma, bölünmeme, parçalanmama. Ben şehrimizde herkesin birbirlerine düşman ama öbür tarafta dost, kimilerinin kulübü ben mi alsam, o alırsa ben çelme atarım, kimisi yatarak müdahale ederim… Ben bir şeyler hissediyorum, görüyorum ama kimseyi suçlamayacağım. Ama bu arkadaşı ben getirmedim buraya.

Sosyal mecra üzerinden hakaret eden, özellikle gazeteciyse bu, teessüf ediyorum sadece. Ben de 27 yıl televizyon gazetecisi oldum. Gazetelerin nasıl yazdıklarını da bilirim ama satmak kelimesi çok ağır bir kelimedir. Hayatım boyunca gözlerim açıldı her yerde. Beni bütün arkadaşlarım Tokatlı olarak bilir, gurur duydum bununla. 14 yaşındaki çocuktan 70 yaşındaki gazeteciye kadar yemediğim hakaret kalmadı. Ve ben cevap verdikçe twitterda, insanlar gördüler cevapları, sağ olsun ulusal medyada çalışan arkadaşlarım ve dostlarım, Eskişehirspor taraftarları, Bursaspor taraftarları, Beşiktaş taraftarları, Fethiyesporlular, Bandırmasporlular, Manisasporlular, Altınordulular, Karşıyakalılar, Mersin İdman Yurdulular, Elazığsporlular, hepsi bana ulaştılar, kaydı vardır, “abi takılma sen bu işlere, biz seni biliyoruz.” dediler. Çünkü hepsi için çabaladım. Ama burada hakaret yedim. Kendi adıma söyleyeceklerim bunlar, yakışmadı, küfürleri hakaretleri iade ediyorum.”

Son maça çıkmak için çabam şuydu, Ender Demirtaş ve arkadaşları bütün masrafları karşılamaya hazırdılar Fatih Karagümrük maçı için. Ben de Oktay hoca ile konuştum, Ben çıkmak istiyorum maça dedi. Berat Çetinkaya ile konuştum, abi ne istersen oynarız ama bizi antrenmana çıkarmıyorlar, ceza vermek istiyorlar, biz ne yapacağımızı bilemiyoruz şuanda. Maça çıkarsak prim yazacak, primden dolayı kulüp borçlanacak, bir de gitme masrafı var dedim. Evet abi dedi. Biz ne yapacağımızı bilmiyoruz ama çıkarız, dedi. Ben sn. Belediye Başkanını aradım ulaşamadım, Sn. Vali’yi aradım ulaşamadım. Vali beye not bıraktım geri dönüş olmadı. Eyüp bey aradı, Kulüpteki Murat beye derseniz akrediteleri yapar, biz de rezil olmayız, dedim. Eyüp bey bu işe girmek istemediğini söyledi. Vali beyden de geri dönüş olmadı. Başka da kimseye ulaşamazdım. Bir milletvekili ile görüştüm, konuşmadan sonra anladım ki milletvekillerini bu işin içine sokmak doğru değil. Yani ne başında dahil olmuşlar ne ortasında ne sonunda.

İşin özeti budur arkadaşlar. Kimseyi suçlamıyorum burada ama işler kötü giderken bir kişinin de beni savunmasını beklerdim. 50 yıllık faturanın bana kesilmesi haksızlıktır. Ve ben gurur duydum Tokatlılığımla… Sorguluyorum şimdi! Reşadiyeli olmaktan gurur duyuyorum.”

Sonrasında beraberindeki isimlerden söz alanlar oldu.

(Devam edecek…)

YORUMLAR

    Bu habere henüz yorum yapılmadı...

Haberi Yorumla

Yorumunuz onaylandıktan sonra yayınlanacaktır.İşaretli alanların doldurulması zorunludur. *


Tartışma Başlat